|
Bölümler
Gazetenin 1. Sayfası
Gazetemize Abone Olun
Arşiv
|
|
| paz |
sa |
ça |
pş |
cu |
cum |
pa |
|
| 1 | 2 | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | | 8 | 9 | 10 | 11 | 12 | 13 | 14 | | 15 | 16 | 17 | 18 | 19 | 20 | 21 | | 22 | 23 | 24 | 25 | 26 | 27 | 28 | | 29 | 30 | | | | | | |
Mailinizi ekleyin
Haberlere abone olun:
Saat
Reklam Alanı
|
Hamamda Aynı, Tas da!..
Aslında bu haftaki yazımızda ‘Amerikan Köpekleri’ni ele alacaktık. Hani bazılarımızın köpeklere karşı olan özel ilgisi, bu konu üzerine yazılan birçok yazı, eleştiri ve konuyu irdelemekti niyetimiz. Hatta bunun ince bir vurgusu olarak da, bir ara gündemden düşmeyen başka bir Amerikan filmi olan ‘Rezervuar Köpekleri’ filmine de gönderme yapacaktık. Sonra baktık ki, gözünü sevdiğimiz atasözlerimizde belirtildiği gibi ‘hamam da aynı, tas da aynı’, döndürdük konumuzu bu yöne!.. Çayda önümüzde dururken, başka söze hacet kalmadı işin açıkçası. İşin gerçeği, hamama da tasa da baktığımızda yaşadıklarımızın ‘aynı tas, aynı hamam’ bile olmadığını görüyoruz! Belki siz aradan çıkıp, ‘yok kardeşim, öyle diyorsun ama keseci değişmiş’ de diyebilirsiniz. Ama köyü geçtik, kılavuz hala arkada! Sene 2 bin 2. Rize Cumhuriyet Meydanı kalabalık. Seçim arifesi ve zamanın müstakbel Başbakanı çay üreticisine seslenerek, çay ve simit hesabıyla o dönemde şimdiki rakamlarla 75 YKR’lik hesaplar yapıyor. Hesabın içinde destekleme pirimi de yok! Kimileri inkar edip, ‘öyle bişey yok’ dese de biz alıştık zaten bunlara da! Hesap ortada. Çay-simit hesabına da gerek yok artık. Geçen sürede öyle kampanya açılışları yaşadık ki, hepsini de döküp irdelemeye gerek yok! Bilen biliyor, yaşayanlar görüyor zaten. Yüzde 47’de bu görmüş yaşanmışlıklarda çıkmadı mı zaten? Aslında önceki hafta bizce bu yaşanmışlıklardan daha önemliydi. Başbakan Rize’deydi. Üretici neredeyse kafasında 1 YTL rakamını olgunlaştırmıştı. Ama ortadaki rakam hiç de öyleye benzemiyordu. Çaykur’daki toplantıda Sayın Başbakan’ın adı bile geçmedi neredeyse. Katılmaması bir yana, selamı veya mesajı da gelmedi! İçerde bi alkış bi uğultu, sonrasında açıklamalar ve dışarıdaki siyah çelenk bırakma eylemi… Artık gerisi, gübre fiyatları hesabı! Bizim asıl kafamıza takılan şu rakamlardaki ondalık hesapları oldu. Tamam, Kuruşunu anladık da, şu 73’ten sonra gelen virgülün peşindeki 7’ye ne ad koyacaktık. Eski birimle ‘para’ yerine mi geçiyordu. Yani çaya verilen rakam 73 kuruş 7 para mıydı? Ardındaki destekleme priminde de aynı şey söz konusuydu 11 kuruş 3 para! Bunların hesapları nasıl olacaktı? Para birimimiz buna ayarlı mıydı? Çünkü genele baktığımızda çay parası ayrı, destekleme primi ayrı ödeniyordu. Çay fiyatını açıklamadan bir gün önce ‘karpuz kesen’ Diyarbakırlı Sayın Bakan Mehdi Eker, bir sürü hesap ve kitaptan söz ediyordu ama bizim aklımıza göre pek de bi hesap meselesi yoktu ortada! Zaten, bizim aklımız da böyle şeylere ermiyordu! Hem nasıl olsa ülke genelinde 2 kişiden biri, Rize’de ise 3 kişiden 2’si tercihini belirlemişti! Vatandaş halinden memnun, memurun yüzde 2’sine karşılık çaya yüzde 16 verilmişti! Çoğunluğun sesi ‘böğürüyordu’ ya, boğuyordu sessiz çığlıkları! Demokrasi babalarının tren garıydı kendi düşünce rıhtımlarında! Nasıl olsa Amerika’dan yağıyordur demokrasi… Her seferinde yerin dibine sokmaya çalıştıkları, bir zamanlar ‘asker kaçağı’ olarak niteledikleri, kendi kafalarına göre düşman olarak belledikleri ‘Milli Şef’ İsmet Paşa’nın çayı bu bölgeye yerleştirip, verdiği uğraşları görmezden gelirler! Onlara göre ‘bela’ olmuştur başlarına ya! Neyse, açılmayalım o kadar. Bizce de yaş çaya güzel fiyat verilmiştir! Hatta bu iktidardan beklenin daha da üzerinde verilmiştir! Siz bakmayın öyle yukarıda bir şeyler sıraladığımıza, mutlu çoğunluk halinden memnun… Sesi çıkmıyor çaylıklarda. Hem zaten öyle ahım şahım çayı da yok bu yıl. Konuyu değiştirip, bizim için anlamlı olan güzel bir gelişmeden de söz etmek istiyoruz. Gazetemizin genç köşe yazarlarından sevgili Emrah Ciğerim, gazetemizin Gizli Özne köşesindeki “İsteklerin Esiri Olmak” yazısı ile ÇGD Ankara Şubesi tarafından makale dalında 2007 yılı ödülüne layık görüldü. Bu bizim için gerçekten gurur verici bir gelişmeydi. Geçen haftaki yazımızda Rize’deki imar değişiklikleri ve yeni çalışmalarla ilgili bazı gelişmelere dikkat çekmiştik. Sayın Vali Kasım Esen, her zamanki duyarlılığı ve nazikliği ile hafta sonunun yoğun gündemi arasında bizleri arayarak, bilgilendirdi. Özellikle Meslek Lisesi ve eğitim konusundaki düşünceleri ile imar ve Rize’de yer sorunu konusundaki değerlendirmelerini ise ayrı bir yazımızda ele almak istiyoruz. Önceki hafta sonu, gazetemizin kültür etkinlikleri arasında yer alan Ankara Ekin Tiyatrosu’nun ‘Midas’ın Kördüğümü’ adlı oyunu için bizlere destek veren sevgili okurlarımız ve Rizeli sanatseverler ile bize bu tiyatro şölenini izleten Ankara Ekin Tiyatrosu ekibine bir kez daha teşekkür ediyoruz. Bu fasılla yazımızın sonuna doğru ilerlerken, umarız geçen hafta sonunu ‘baba ocağı’ Güneysu’da geçiren Sayın Başbakan dilediği gibi dinlenmiş, ülke sorunlarına daha sağlıklı çözümler üretmek anlamında enerji depolamıştır. Ve yine umarız ki bu kısa dinlence sırasında ilimizin ve bölgemizin sorunları için de kendisine yeterli bilgi ve proje sunulmuştur! Diyoruz ama şu cadde ve sokaklara asılan pankartlarda ‘Ovit Tünelleri’ ve ‘Derepazarı Tersanesi’ için Sayın Başbakan’a ‘Teşekkür’ edilmesini bir türlü kavrayamadık! Acaba bu iki proje gerçekleşti de bizim haberimiz mi yok, yoksa Sayın Başbakan’a ‘ince’ göndermeler mi yapılıyordu? Hani, ‘olmadı ama biz gene de…’cinsinden mi? Artık yazımızın başlığında anımsatmaya çalıştığımız atasözümüze yeniden bir gönderme yapmaya gerek var mıdır, buna da siz karar verirsiniz… Gönlünüzden sevgi, yüreğinizden umut eksik olmasın.
140 Kere okundu
|
|
Bu haberi beğendiyseniz, notunu siz verin.
|
Yorumlar (0 Tane Yorum Yazılmış)
|
|
|
|