Son yıllarda ülkeler hızla gelişmektedir. Ama bunun yanında ülkeleri bekleyen büyük sıkıntılar ve sorunlar aynı şekilde büyümektedir. Gıda sorunu, su sorunu, terör sorunu, petrol sorunu, uyuşturucu sorunu gibi sorunlar ülkelerin başına büyük belalar açmaktadır ve açmaya da devam edecektir.
Ülkemiz bu hızlı gelişime ve gelişimin getirdiği sıkıntılara, nasıl ayak uydurmaktadır. Gelecek elli yılımızın ya da yüz yılımızın planları yapılmış mıdır? Ülkemizin gelecekteki ihtiyaçları hesaba edilip, bu konuda tedbirler alınmış ya da sorunların asgariye indirilmesi çalışmalarını yapmış mıdır? Tabii ki hayır.
Ama bizim ülkemizde her şey hep tersine gitmektedir. Dünyada hiç bir devlet kendisine karşı işlenen suçlar ile kamu düzenine aykırı işlenen suçlar için cezalarını bu ülkedeki gibi az cezalarla geçiştirmemektedir. Ülkemizde her iktidar değişikliklerde bu gibi cezalar ya indirilmekte yada hep affa uğrayan suçlar olmaktadır. Bu her iktidar değişikliğinde olmuştur.
Hiçbir devlette ülkesini dolandırana, vergisini kaçakçısına, alkollü araç kullanana, Devletin ihalelerine müdahale edenlere, insan sağlığı ile oynayanlara verilen cezalar Türkiye’deki gibi az değildir. Vatandaş yapanın yanına kar kalıyor diye söylerken, bu cezaların azlığını, ya da iktidarların sık sık yandaşları için çıkardıkları aflarla bu güvensizlik yaratılmaktadır. Bu suçlara şahsı suçlardan daha az ceza düzenlemesi yapılması bu suçların artmasına neden olmaktadır. Yani Devletin tüm ihaleleri ile istediğin gibi oyna ya da naylon fatura kullan vergini kaçır kesin, hayali ihracatlar yap, insan sağlığı ile her şekilde oyna, korkma, bir iktidar gelir bu cezaları ya kaldırır ya da indirim yoluna gider seni kurtarır. İşte ülkemizde kazık atanlar veya bu ülkeye hakaret edenler her zaman bir şekilde kurtarılır, ya da kurtarılmıştır.
Bir ülkede vatandaşın devletine karşı bir suç işlemesi halinde, devletin kendisini koruması gerekmektedir. Bu tür suçlar her zaman ciddi yaptırımlara bağlanması ve caydırıcı nitelikte olması devlet olmanın gereğidir.
Her zaman Dünya Basınında sık sık rastladığımız haberler vardır. Falan ünlü bir kişi vergi kaçırırken yakalandı ve hapse girdi ya da şu şahıs alkollü araç kullanırken yakalandı bilmem kaç ay hapse kondu gibi. Ünlü ünsüz fark etmiyor. Bizde durum farklı olduğu için bu haberler bizi hayrete düşürmektedir. Demek ki bizim ülkemiz de böyle bir durumun söz konusu değildir. Olması da bu sitemle hayaldir.
Ama bizim Ülkemizde hemen her gün TV veya gazetelerde ihalelere fesat karıştıranların, müdahale edenlerin, devleti dolandıranlar, insan sağlığı ile oynayanların, kaçakçılık yapanların haberleri ile karşılaşmaktayız. Bu şahıslar tutuklanınca da bir iki ay yatıp çıktıklarına da çoğu kez şahit olmaktayız. Çünkü bu suçlarla ilgili müeyyideleri caydırıcı değil. Her gelen iktidar bunun cezaları ile oynamaktadır. Oysa bu tür cezaların müeyyidelerinin dünyadaki birçok gelişmiş devletin müeyyideleri seviyesinde olsa ya da ciddi yaptırımı olsa bu kadar rahat bu suçların işlenmeyeceğini görürüz. Yapılan her ihale bir şaibeye neden olmaz. Bugün her ihale için bir suiistimal organizasyonu olduğunu Türkiye’de sağır sultan bile duymaktadır. Hep söylenir, doğru veya yanlış, İktidarlara yakın ol yeter. Kesin bu ihaleyi nasıl olur bilemem ama kesin senin olur. İktidar değişince de bu kez muhalefettekiler bu ihaleleri alır. Bunları herkes görür, konuşur hatta yetkililer de görür, ama kimse tedbirini almaz, çaresini de bulamaz.
Bu ülkede devlete karşı işlenen, kamu düzenine aykırı olarak işlenen suçların karşılığını yani cezasını düşürmek yerine artırır ve ciddi yaptırımlar koyarsak, bu ülkede çok şey değişecektir.
Ama buna siyaset izin verirse…