Vadilerdeki HES Projeleri ile Mücadele Devam Ederken; 341 Firma Başvuruda Bulundu
(Haber Merkezi)- Doğu Karadeniz Bölgesinde Fırtına Vadisi ile başlayan Hidroelektrik Santralleri (HES) kabusu bugün neredeyse bölgenin tamamını kuşatmış durumda. Rize’nin İkizdere, Çamlıhemşin Fırtına, Çayeli Senoz, Fındıklı, Hemşin ve Salarha vadileri üzerinde kurulmak istenen HES’lere karşı çeşitli eylem ve hukuk mücadelesi sürerken; bölgede yeni HES projeleri geliştirilmeye devam ediyor.
Edinilen bilgilere göre, Doğu Karadeniz Bölgesinde Rize başta olmak üzere Trabzon, Giresun ve Artvin’de toplam 341 firma HES yapımı için ilgili kurumlara başvuruda bulundu.
Başvurular sonucunda bölgede toplam 73 HES yapımına izin verilirken, sivil toplum örgütleri ve çevreciler tarafından başlatılan hukuk mücadelesi sonucunda yapımı devam eden 17 HES inşaatı için mahkemeler durdurma kararı verdi. Ancak, durdurma kararlarına karşın bazı inşaatlar çeşitli gerekçelerle sürdürülmeye devam ediyor.
Süreç içerisinde Trabzon’da, 76 HES projesi geliştirildiği öğrenilirken, bunlardan sadece 27’sinde çalışmaların devam ettiği ifade ediliyor. Buna karşın Trabzon’da HES’lere karşın etkin bir mücadele verilmiyor.
Rize’de ise geliştirilen toplam 67 HES projesinden 8’inin inşaatı fiili olarak başlatıldı ve yapımları devam ediyor. Söz konusu HES projelerinin 17’si hakkında ‘ÇED olumlu’ raporu alınırken, geri kalan 42 proje ise henüz fizibilite aşamasında bulunuyor.
Giresun’da da bu güne kadar 82 HES projesi için başvuruda bulunuldu. Bunlardan uygun görülen 12’sinin çalışmaları halen devam ederken, Yağlıdere’de tamamlanan bir HES ise çalıştırılmaya başlandı. Giresun’da da HES’lere karşı pek etkili bir eylem gerçekleştirilemedi.
Öte yandan, Doğu Karadeniz Bölgesinde 116 projeyle en çok HES başvurusu yapılan il ise Artvin oldu. Artvin ve ilçelerinde yapımı planlanan 25 HES’in çalışmalarına başlandı. Artvin ve ilçelerindeki vadilerde yapımı planlanan 53 HES projesi için ise fizibilite çalışmaları sürdürülüyor.
HES’lere karşı çeşitli eylem ve mücadele örnekleri sergileyen çeşitli dernek ve platformlar ile çevreciler, HES’lerin bölgedeki ekolojik dengeyi bozacağı ve çevre katliamına neden olacağını savunurken; yatırımcı kuruluşlar ise çevreye duyarlılık göstererek çalışmaları yürüttüklerini savunuyor.
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan TEMA Vakfı Rize Temsilcisi Nevzat Özer, Rize’de geliştirilen 67 HES projesinden 8’inin inşaatının fiili olarak başladığını ifade ederken; HES projelerinin Doğu Karadeniz Bölgesini sarmal altına aldığını kaydetti.
Rize’deki projelerden 17’si hakkında ‘ÇED olumlu’ raporu alındığını, geri kalan 42 projenin ise henüz fizibilite aşamasında olduğunu belirten Özer, “Yenilenebilir doğal kaynaklardan olan su potansiyelinin elektrik enerjisine dönüştürülmesini anlayışla karşılıyoruz. Ancak bölgede geliştirilen HES projeleri kontrolsüz bir şekilde ve hızla artıyor. Yılda 50 milyar dolar enerji ithalatına harcayan bir ülkede su gibi yenilenebilir kaynakları kullanmak önemli. Ancak bunu yaparken o kaynakları oluşturan ortamı, sürdürülebilirliğini engellememek gerekir. Çünkü su, sadece insanlara ait bir şey değil, bütün canlıların ortak kullanım hakkına sahip olduğu bir maddedir” dedi.
Bilindiği gibi Rize’de ilk HES projesi 1996 yılında Fırtına Vadisi üzerinde kurulması planlanan Dilek-Güroluk HES ile gündeme geldiğini ifade eden Nevzat Özer, “Burada yapılması planlanan HES ve Regülatör projeleri, çevrecilerin ısrarla sürdürdüğü uzun bir hukuksal mücadeleden sonra durdurularak iptal edildi. Bu çalışmalardan sonra uzun bir süre HES projeleri gündeme gelmedi. Özellikle 2000’li yıllardan sonra yapılan yasal düzenleme ve değişikliklerle son yıllarda art arda HES projeleri geliştirilmeye başlandı. Şu anda Rize’de 67 adet HES projesi geliştirilmiş durumda. Ancak bu projelerle kaç HES’in kurulacağı ise belli değil. Çünkü bölgede bir proje adı altında 2, 3 hatta daha fazla santral olabilmekte. Ayrıca her geçen gün bunlara yenileri ekleniyor. Bölgedeki en küçük dereler üzerinde bile HES kurulması için çalışmalar yapılıyor” şeklinde açıklamalarını sürdürdü.
Rize’deki HES’ler için çevreci örgüt ve dernekler ile vatandaşların önemli ve kayda değer çalışmalarla mücadele ettiğini anlatan Özer, “Rize’de yapımına başlanan proje sayısı 8, 17 proje de ‘ÇED olumlu’ raporu aldı. Diğerleri henüz fizibilite aşamasında. Geliştirilen HES projelerine karşı çevre örgütleri hukuksal mücadele başlattı. Bu mücadele sonucunda da yargıdan peş peşe yürütmeyi durdurma kararları çıktı. Bu kapsamda İkizdere Vadisi’nde 2, Çayeli’nde 3, Fındıklı’da 2, Hemşin’de de 2 HES projesi için yürütmeyi durdurma kararı verildi. İkizdere’de yürütmeyi durdurma kararı verilen projelerden birisi başlayan, diğeri ise henüz inşaatı başlamayan projedir. Diğer projeler hakkında açılan yürütmeyi durdurma ve iptal davaları da devam ediyor” ifadelerini kullandı.
Nevzat Özer ayrıca, Rize’de yapılması planlanan HES projelerinin İkizdere, Salarha ve Güneysu, Çayeli Senoz, Pazar-Hemşin, Ardeşen-Çamlıhemşin-Fırtına Vadisi ile Fındıklı Çağlayan-Arılı vadileri olmak üzere 6 ana vadide akmakta olan dereler üzerinde yoğunlaştığını da sözlerine ekledi.
HES projelerinde çevresel boyutun ciddi şekilde değerlendirilmediğini savunan Özer, “Oysa Doğu Karadeniz Bölgesi ve Rize, uluslararası öneme sahip doğa koruma alanları arasında yer almaktadır. Bölgedeki ormanlarda doğal yaşlı ormanlar, orman gülü çalılıkları, sarp kayalıklar ile göl ve akarsu kenarlarında sayısız ekosisteme sahiptir. Bitkisel açıdan 2 bin 460 türle Türkiye florasının yüzde 28’ini oluşturan bölge, pek çok ülkenin sahip olduğu toplam bitki türünden fazlasına sahiptir. Doğu Karadeniz bölgesi bütün bu özellikleriyle dünyada biyolojik çeşitlilik bakımından korunmada öncelikli 200 ekolojik alandan biri olarak gösterilmiştir” şeklinde konuştu.
Özer, HES’lerin planlanma aşamasında en önemli sorunun bütüncül havza planlaması yapılmaması olduğuna dikkati çekerek, şunları kaydetti: “Aynı vadi üzerinde 1-2 HES için verilen izin, kısa sürede 16-17’yi bulabilmektedir. Ülkemizin ve dünyanın önemli ekosistemleri arasında yer alan Doğu Karadeniz vadileri, sadece su potansiyeli bakımından değerlendirilmekte, yörenin kalkınmasında öncelikli hedef olan turizm hedefi ise göz önüne alınmamaktadır. Rize’de üretilecek enerji 2007 verilerine göre Türkiye’nin elektrik ihtiyacının yüzde 1,84’ünü karşılamakta. Tüm projeler tamamlandığı tarihte ise elektrik ihtiyacının her yıl yüzde 7 arttığı düşünüldüğünde, Türkiye’nin elektrik ihtiyacının yüzde 1’ini karşılayacaktır. Oysa ülkemizde kayıp-kaçak elektrik kullanım oranı, 2006 verilerine göre yüzde 15,1’dir. OECD ülkeleri ortalaması ise yüzde 6’dır. Yani kayıp-kaçak elektrik oranı sadece yüzde 13.2’ye indirilebilirse Rize’den elde edilecek elektrik karşılanmış olur.”