header Ana sayfa | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle |
  • Üye Ol - Giriş Yap | Künye | İletişim
Bölümler
Gazetenin 1. Sayfası
Gazetemize Abone Olun
Sitemize Reklam Verin
Arşiv
paz sa ça cu cum pa
12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930

Mailinizi ekleyin
Haberlere abone olun:
Saat
Reklam Alanı


Bank Asya 1. Lig Puan Durumu
Hızır Beton


Kapandı Gitti Çağı

- Fatih Sultan KAR on Haziran 30,2009

image

Rizeli Şair Mustafa Kar’ın Vefatı Üzerine

 

Fatih Sultan Kar

  

“Arkamdaki sepetlan size selam götürdüm

Kobrakor İstanbul’a kalu ömür biturdum

O eski çarukları bir ömürdür saklarum

Rize akluma gelur tozlarını koklarum…”

 

Bir Rize sevdalısını sonsuza uğurladık… Bu sözler yüreği son nefesine kadar memleket sevgisi ile dolu olan, bir Rize sevdalısına Mustafa Kar’a aittir. Onu çok sevdiği memleket toprağı ile baş başa bıraksak, sonsuza uğurlasak da, örnek kişiliği ve şiirleri ile gönüllerde yaşayacak.

O şimdi çok sevdiği memleket topraklarında. Şiirlerinde Rize şivesine ağırlık veren, nasihat vari sözleri, geçmişe özlemi ile bilinen bir Rize sevdalısı “Kapandı Gitti Çağı” şiirinin yazarı Mustafa Kar aramızdan ayrıldı…

Gündoğdu Feleksu Camiinde sevenlerinin gözyaşları arasında toprağa verilen Mustafa Kar, geride hoş bir seda, üç şiir kitabı, sayısız şiir, gözü yaşlı bir eş, dört çocuk ve beş torun bıraktı.

Mustafa Kar, şiirlerini üç adet kitapla okuyucuları ile paylaştı. Bunlardan ‘Düş ve Düşünce-2005’ ve ‘Lazoğlu-2006’,  Kazmazlar Matbaası’nda basıldı. Yayına hazırlamakta olduğu ‘Rize’nin Toprakları’, ‘Yerden Göğe Kadar’, ‘Dün, Bugün, Yarın’, ‘Sebep ve Sebepleri’ isimli dört kitap çalışması daha bulunuyordu.

Evet, ‘Kapandı Gitti Çağı’ Mustafa Kar’ın şiiridir. 1984 yılında Gazeteci Vural Kazmaz’ın Rize Haber Dergisi’nde ‘Kapandı Gitti Çağı’ isimli bir şiir yayımlanıyordu. Şiirin yazarı Mustafa Kar olarak belirtiliyordu. Şiir geçmişe özlemi, günden güne kaybolan değerleri anlatıyordu. Rize ağzı ile gündelik yaşamımızın bir parçası olan eşyalar nede güzel anlatılıyordu. Mustafa Kar’a yıllar sonra ulaştım. Bu süre içinde ‘Kapandı Gitti Çağı’ isimli bir şiir Rize’de çok seviliyordu. Bazı şahıslar maalesef bu değerli insanın şiirini kendine mal etmeye çalışıyordu. Mustafa Kar, bu durumu bir şiirle, “Dost doğru olmalıdır bu dünyada her işün, sade dünyayı değil altını da bir düşün” şeklinde yorumluyordu.

Mustafa Kar, 1944 yılında Rize’de doğdu. 1970 yılında kurduğu Akademi Grafik Reklam ajansında çalışmalarını yürüttü. Uzun yıllar Vural Kazmaz’ın sahibi olduğu Rize Haber Dergisi’nin Genel Yayın Yönetmenliğini ve Yazı İşleri Müdürlüğünü yaptı.

Mustafa Kar, ‘Lazoğlu’ isimli şiir kitabında kendisinden doğduğu topraklardan ve bölge kültüründen şöyle söz eder: “Benim doğduğum yerlerde gökyüzü ve deniz hemen her gün hareket halindedir. Fırtınalar, bulutlar, bulanık sular, yeşil ve mavi kıyıları olabildiğince döven sonra da sakinleşip dinen, genç bir delikanlıya benzer. Karadeniz insanının hareketli esprili mert ve asabı mizacı bu tabiat şartlarından oluşmaktadır. Folklorumuzun 5-8 ve 7-8’lik ritim ölçülerinde sahip olduğu da doğamızın resmidir. Öbür resimde ise, düğün ve şenliklerdeki, karşılıklı atışmaları, koşma dediğimiz türküleri Karadeniz şivesi ile söylerken, her iki şairden biri pes diyene kadar sürdürürdük. Bu koşmalar çok uzun deyişleri ve dörtlükleri ile bugün Türk edebiyatına bir kültür hazinesi olarak armağan edilmiştir. Türkçemizdeki kelime zenginliği yanında eskiden kalıp halen kullanılmakta olan iki bin dolayındaki kelimeleri de değerlendirdiğimizde, bu günkü hiciv ve espri ile hazır cevaplı oluşumuzu bu zengin kelime çeşitlemesi içinde fıkra kültürümüzü de olanca güzelliğiyle zenginleştirir. Fıkralarda hakikatler ana motif olarak işlenmektedir. Bu motifler içinde Karadenizli, yorumlarını ve davranışlarını şekillendirirken, beyin süzgecini pek kullanmaz. O nedenledir ki, sözünü evirip çevirmeden söyleyendir. Bu özelliği nedeniyle onu tanıyana biraz sert, biraz da uzlaşmaz görünür. Ama onu tanıdıktan sonra, güvenilirliği sözünün eri, dost canlısı ve yardım severliliği, insanların bakış açısını değiştirir. Çalışkanlığı ve üstün pratik zekâya sahip oluşu da onu daima gündemde tutar. İşte Karadeniz insanı, işte Karadenizli...”

Mustafa Kar, yaşamı boyunca mütevazi bir duruş sergiledi. Onun yazdığı eserleri birileri sahiplenmeye kalktı, kendi adıyla yayınlayanlar oldu. “Son Cümle” isimli şiiri de onun kişiliğinin bir göstergesidir.

“Sözü ağzıma alıp çiğner, süzerim

Kalemine mürekkep olur son kalan damlam

Edebiyatçı değil tabelacı yazarım

Cümle beni hoş görsün, eksik olursa imlam…”

  

Mustafa Kar’ın Şiirlerinden bir seçkiler…

 Kapandı Gitti Çağı 

Şaravaz, pepeçura, kastaniça kabağı

Sacayak, pelki, hosti, kapandı gitti çağı,

Kunci, minci, korkota, koloti unutuldi,

Malahtara, likmene hasret kaldı gazyağı.

 

Burma, mabeyin, darni, kot, tereteri, hopeçi,

Gerdel, lahmi, pulama, küpun ağzında peçi,

Çali, çupi, kutuni, davli ve kondaridan,

Şimdi bahsettuğumde güleyi bizum paçi.

 

Lağus, şokali, lobya, pafuli, perçem, andi,

Metuşi, sehter, çiten altındakiler yandi.

Zimbilaçi tikeni, kardaşi hamduspara,

Benum gibi fukara, sirgan yedi uyandi.

 

İşkemi, seke, konsol, evun temele taşı,

Çiçili, kolistavra, langonanun kardaşi,

Furnesi, tumurlisi, çumuşi, çilbur yerken,

Paluzenun yanında dururdi etmeğaşi.

 

Hurtuli ve şurtuli, muncur, sumsuk, zibidi,

Pifoli, koso, muşi, kurçeli bizum idi.

Pasmanika, lohtiko, zuzuli ve çimidi,

Fundukla fitrukayi acep hangimuz yedi.

 

Murmurisle mamuris uyuturdi bizleri,

Pumburi, şepidinun hala bende izleri.

Çilipuli ve puli, karatağuk, çişona,

Alemidiye donuk makoçinun gözleri.

 

Geçen zaman içinde, değişti bizdeki dil,

Şimdi bu sözcükleri, ister oku, ister sil.

Rizeli arkadaşum, anam, babam, kardaşum

Alem bilmezse bile, ne deduğumi sen bil.

  Heyyesa 

Rastgele deyup denize

Çıktum heyyesa heyyesa

Ağı ettum kesterize

Döktüm heyyesa heyyesa...

 

Baktum ki baluk ponahat

Güverteye vurdum pat pat

Suyun altından parapat

Çektum heyyesa heyyesa...

 

Ağda hamsılar oynarken

Yüzüm güldi erken erken

Vurduğum voli kalkarken

Baktum heyyesa heyyesa...

 

Yürü dedi hak makamı

Şanssuzluk parktı yakamı

Babadan kalma takamı

Söktüm heyyesa heyyesa...

 

Hamlandı kolum bacağum

Yeni taka alacağum

Bir de motor takacağum

Bıktum heyyesa heyyesa...

 

Yürek meşalem yanayı

Kırdum likmen şinanayı

O eski kayahanayı

Yıktum heyyesa heyyesa...

 

Mustafa Kar ile Rize

Benzer mavi yeşil göze

Eriyup karadenize

Aktum heyyesa heyyesa...

 1993-İstanbul - Kitap (LAZOĞLU)  

Yeşili zümrütün tonunda türlü

Haftada bir doğan güneşi nurlu

Altı günü ve gecesi yağmurlu

Eteği denizle ıslanan RİZE !..

 

Rize bir başkadır özlendiğinde

Hele gören gözle gözlendiğinde

Dumanlı başıyla gizlendiğinde

Dağları göklere yaslanan RİZE !...

 2004-İstanbul   

 

Ha uşak ha 

Hayat yolı sarp kayaluk

Havada kuş suda baluk

Kader deyil fukaraluk

Ha uşak ha, ha uşak ha...

 

İsmuni yap bir kilişe

Bismillah de başla işe

Aduni yaz dağa taşa

Ha uşak ha, ha uşak ha...

 

Dağlar taşlar senun olsun

Çalış kazan yüzün gülsün

Seni gören örnek alsun

Ha uşak ha, ha uşak ha...

 

Sakın geçmişi unutma

Helal varken heram yutma

Laga luga atup tutma

Ha uşak ha, ha uşak ha...

 

Sen lazoğli Rizelisun

Biraz hirçinsun delisun

Yeri geldimi velisun

Ha uşak ha, ha uşak ha...

 

Hatıruna gelursa dün

İçun rahat olur bugün

Yarun ise taptaze gün

Ha uşak ha, ha uşak ha...

 1990-İstanbul   

 

Geydum çaruklarumı 

Geydum çaruklarumı gel bağla bağlarını

Gir koluma gezelum Rizenun dağlarını

 

Etekleri ıslanan dağlarun başı duman

Askoroz Deresi’ne düşenun halı yaman

 

Derenun sağ tarafı varup çıkar ğutoza

Oradan da gidilu dik dik molakamboza

 

Haçan gelduk kamboza geçelum potomyaya

Gürgene uğrayalum post serelum yaylaya

 

Setozun tepeleri benzeyi minareye

Minare gölgeleri vurur taşlidereye

 

Derenun sol tarafı enerken hazavite

Mişonadan andona çikilur kerevite

 

Andon ilicaları her bir derde devadur

Hemdamiki içmeler herkese bedavadur

 

Remanoz tepesinden değnek değersun göğe

Bayışağı endunmi yol keşişu humriğe

 

Haldozun tarihidur gülbaharun camesi

Kuvaroz dedilermi başlar şehir namesi

 

Şehrun üstünde kale kalenun ardı dosma

Ziraat bahçesinde asmaya çıkar yosma

 

Peripoldan aşağa endum mirakaloza

Mirakaloz yalıdan uzanu fetekoza

 

Fetekozdan yukarı yol var holoftereye

Kuzandanoz benzeyi darnıya pencereye

 

Veliköyün dağları bakar aponconoza

Aponconoz yüksekten seslenu kalamoza

 

İstavrı boğazından yol aldunmı perkama

Hamuda önümdedur sepetopom arkama

 

Arkamdaki sepetlan giderken yalı yalı

Kör olası gurbete oldum hasret hamalı.

 

Arkamdaki sepetlan size selam götürdüm

Kobrakor istanbula kalu ömür biturdum

 

O eski çarukları bir ömürdür saklarum

Rize akluma gelur tozlarını koklarum

 

Bu kokiyi çekmeklan burnum uzayu gitti

Gezduğumla yazduğum hoşçakalunla bitti...

 

 2002-İstanbul

Kitap (LAZOĞLU)


282 Kere okundu

comment Yorumlar (0 Tane Yorum Yazılmış)
Köşe Yazarları
Okur Köşesi
Hava Durumu
Çok Okunanlar
Ritaş Hazır Beton
Yorum Yazılan Haberler