header Ana sayfa | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle |
  • Üye Ol - Giriş Yap | Künye | İletişim
Bölümler
Gazetenin 1. Sayfası
Gazetemize Abone Olun
Sitemize Reklam Verin
Arşiv
paz sa ça cu cum pa
1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031

Mailinizi ekleyin
Haberlere abone olun:
Saat
Reklam Alanı


Bank Asya 1. Lig Puan Durumu
Hızır Beton


"Vergiler Siyasi Rant İçin Kullanılıyor!.."

- Haber Merkezi on Ekim 15,2009

image

Tek Gıda-İş Başkanlar Kurulu Rize’de Toplandı     

(Haber Merkezi)- Türk-İş Genel Sekreteri ve Tek Gıda-İş Sendikası Genel Başkanı Mustafa Türkel, Rize’de toplanan Başkanlar Kurulu toplantısından önce yaptığı açıklamada, “Vergi kurumu, yandaş siyasi güç ve sermaye yaratma ya da sindirme aracı olarak kullanılmaktadır” dedi.

Rize Dedeman Otel'de düzenlenen Tek Gıda-İş Sendikası Başkanlar Kurulu Toplantısı’na Çaykur’da yaşanan gelişmeler damgasını vurdu. Toplantı öncesinde bir açıklama yapan Tek Gıda-İş Sendikası Genel Başkanı ve Türk-İş Genel Sekreteri Mustafa Türkel, Çaykur'un özelleştirilmesi ve Emtia Borsası’nın kurulması ile Türk çaycılığının ve dolayısıyla Çaykur'un elindeki kuru çay pazarının yok edilmek istendiğini belirtti.

Tek Gıda-İş Sendikası’nın, sendikal faaliyetleri ile güncel ekonomik ve sosyal sorunları değerlendirildiği Başkanlar Kurulu toplantısı için Rize’nin özellikle seçildiğini ifade eden Türkel; Çaykur üzerinde oyunlar oynandığını, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’nın Çaykur işçisini mağdur ettiğini ileri sürdü.

ÇAYKUR İŞÇİSİNİN ONURU SATILIK DEĞİLDİR!

          “Konuşmasında, “Çaykur işçisi, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı mağdurudur. Toplu sözleşme hakları ellerinden alınmıştır. Özgür iradesi hiçe sayılmıştır. Anayasa ve yasalar çiğnenmiştir. Ama Tek Gıda-İş’in ve Çaykur işçisinin onuru satılık değildir. Yarım asrı aşan geleneğinde boyun eğmek, emir almak değil, mücadele etmek ve direnmek vardır. Kendilerine emir kulu sendika yaratmak isteyenler işte bu noktada yanılmış ve dersini almıştır” şeklinde ifadelere yer veren Türkel, “Buna benzer bir oyun TEKEL’de de oynanmıştır.  Düzmece bir işkolu tespitiyle TEKEL işçisinin toplu sözleşme hakları da elinden alınmıştır. Tezgâhın başında yine Bakanlık, yine Hak-İş vardır. Her iki meselede de konu yargıdadır ve yargıya, adaletin tecelli edeceğine güvenimiz tamdır” şeklinde açıklamalarını sürdürdü.

          

SENDİKAL BAĞIMSIZLIĞA GEREKSİNİM VAR…

Türkiye’de sendikal bağımsızlığa gereksinim olduğunun altını çizen Mustafa Türkel, “Başkanlar Kurulu gündemimizin temel başlıklarından birini, yaşadığımız bu siyaset ve hukuk faciaları nedeniyle Sendikalar Yasası’nda yapılması gereken değişiklikler oluşturmaktadır. 12 Eylül hukukunun ağırlığını üzerinde taşıyan Sendikalar Kanunu’nun, sendikal bağımsızlık ve özgürlük ilkesi temelinde yeni bir felsefeye ihtiyacı vardır. Bunun için de öncelikli ve tartışmasız bir şekilde, sistem, siyasi vesayetten ve Çalışma Bakanlığı sultasından kurtarılmalıdır. Yetkili sendikanın belirlenmesi dahil, sisteme ilişkin tüm usuli işlemlerin Bakanlık yerine bağımsız, tarafsızlığını koruyan bir “Toplu İş İlişkileri Kurulu” bünyesinde toplanması ve yetkinin bu bağımsız kurula ait olması gerekmektedir. Mevcut yapı örgütlenmenin önüne adeta duvar örmüştür ve yıkılmalıdır. Özgür sendikacılığın temeli ise, bağımsızlıkta yatmaktadır” dedi.

Rize’de toplanan Tek Gıda-İş Sendikası Başkanlar Kurulu’nun gündem başlıklarından bir diğerinin de ekonomik kriz ve beraberinde gelişen işsizlik ve yoksulluk oluşturduğunu anlatan Türkel; “Finans sistemi ayakta kalabildiği halde, ekonomisi en fazla küçülen ülkelerin başlarında yer alan Türkiye için ne IMF’nin, ne Dünya Bankası’nı ve ne de çıkar beklentisi içindeki gelişmiş ülkelerin sahte ‘ekonomik başarı’ övgüleri bizi ilgilendirmemektedir. İşsizlik toplumun belini bükmüştür. Yoksulluk, sosyal dokuda büyük bir tahribat yaratmıştır ve derinleşmeye devam etmektedir. Bu gidişat, siyasal ve sosyal barışı tehdit etmektedir. Toplumsal tepkileri, demokratik muhalif hareketleri giderek sertleşen polisiye tedbirlerle yok edeceğini, sindireceğini sananlar, kendilerini kandırmakta ve aslında rüzgar ekmektedir” ifadelerine yer verdi.

            SAĞLIKLI YAŞAM HAYAL OLDU!

Türkiye’de yaşanan onca yoksulluk ve açlık içinde, en azından temel insani hizmetlerin, başta sağlık hizmetlerine erişimin kolaylaştırılması beklenirken, katılım payı adı altında sağlık hizmetlerinin paralı hale getirildiğine dikkat çeken Türkel, artık işçi, memur, emekli, çiftçi ile dar gelirli, kıt kanaat yaşayan insanlar için sağlıklı yaşamın hayal olduğuna işaret etti.

Türkel, açıklamasında, “Sosyal Güvenlik sistemi değişikliğini ‘reform’ adı altında yutturanlar, maliyetlerin artacağı uyarısına inatla kulak tıkarken, şimdi basiretsizliklerini unutup, bütçe açıklarından söz etmekte, faturayı da halka çıkarmaktadır. Görünen o ki; reformlarının (!) da reforma ihtiyacı vardır. Reforme ediyoruz derken, deforme ettiklerinin artık gizlenir tarafı kalmamıştır” şeklide ifadeler kullandı.

ÇÖKÜŞÜN NEDENİ ÖZELLEŞME…

Türkiye’de eğitim hizmetleri çöktüğünü de ileri süren Tek Gıda-İş Sendikası Genel Başkanı, “Kaliteli eğitim sadece parası olanlar için vardır. Beşeri sermayemiz ve nihayetinde ülkemizin geleceği karartılmıştır. İmalat sanayi ekonomik krizle küçülürken, yeni istihdam ve kalkınma adına yatırımın lafı bile edilmemektedir. Tam tersi hala büyük bir aymazlıkla Hükümet programına özelleştirme hedefleri konmuştur. Bu gün yaşadığımız ağır ekonomik bunalımın, tarımdaki çöküşün temelinde yatan en büyük etken özelleştirmelerdir. Özelleştirme projeleri derhal gündemden çıkarılmalıdır” dedi.

  VERGİLER SİYASİ RANT İÇİN KULLANILMAKTADIR!

 

Konuşmasında, “Sosyal devlet, sosyal adalet içi boşaltılmış kavram ve kurumlar haline gelmiştir. Vergi kurumu, yandaş siyasi güç ve sermaye yaratma ya da sindirme aracı olarak kullanılmaktadır. Vergi sisteminin, kazanandan vergi alma, geliri yeniden dağıtma ve sosyal adalet adına gerçek bir reforma ihtiyacı vardır” şeklinde ifadelere de yer veren Türk-İş Genel Sekreteri ve Tek Gıda-İş Sendikası Genel Başkanı Türkel, açıklamalarını şöyle sürdürdü: “Tüm bu ekonomik ve sosyal sorunların ağırlığı altında ezilirken, etkili toplumsal güç olarak, hak ve özgürlük mücadelesinde asıl sorumluluk işçi sendikalarına aittir. İşçi sendikaları bu sorumluluklarını bir kenara itemezler. Dayandığı gücü ve ortaya koyabileceği enerjiyi yok saymaya ya da yok etmeye eğilimli bir sendikal anlayışı kabul etmek mümkün değildir. İşçi sendikaları ‘sahibinin sesi’ değil, işçinin sesi olmak zorundadır. Bu noktada, Türkiye Kamu-Sen ile KESK’in, kamu çalışanları olarak 25 Kasım’da yapacakları iş bırakma eyleminde yanlarında olduğumuzu ifade etmek istiyoruz. Kamu çalışanları ile dayanışma içinde olarak, hak ve özgürlük arayışlarına sonuna kadar destek verdiğimizi bir kez daha kamuoyuna açıklıyoruz. Başkanlar Kurulumuz, yaşanmakta olan sorunların tüm ağırlığına rağmen,  asıl olarak gücünü, bağımsız ve özgür sendikacılık ilkesinde bütünleşmiş emek hareketine yeni bir ivme kazandırmak için harcayacaktır.”

 

339 Kere okundu

comment Yorumlar (0 Tane Yorum Yazılmış)
Köşe Yazarları
Okur Köşesi
Hava Durumu
Çok Okunanlar
Ritaş Hazır Beton
Yorum Yazılan Haberler