Rize’den Bağımsız Aday Olan Eski Başbakana Karşı Yıpratma Çalışmalarına AKP’ye destek veren Eski RP’li Şevki Yılmaz da Katıldı (Haber Merkezi)- Rize’nin tarihinde ilk kez bağımsız aday çıkartacağını kaydederek, ‘tek yol meclis’ sloganı ile Rize’deki seçim çalışmalarını sürdüren eski Başbakanlardan Mesut Yılmaz’ın önünü kesmek için çeşitli siyasi manevralar başlatıldı.
Rize’den bağımsız aday olarak yeniden siyasete giren eski Başbakan Yılmaz, ''Rize, beni seçerek nasıl tarihinde ilk kez başbakan çıkardıysa yine tarihinde ilk bağımsız milletvekilini çıkaracaktır. Pazar günü sandığa gidilerek ülkenin beş yıllık kaderi belirlenecek. Bu sefer partili olarak değil bağımsız milletvekili adayı olarak sizden destek istiyorum. Ben yeni adaylar gibi değilim. Beş defa milletvekilliğinizi yaptım. Altıncı defa bana oy verdiniz ama baraja takıldım. Bu sefer baraj falan olmasın diye bağımsız aday olarak geldim.” diyerek Rizeli seçmenlerden oy istiyor.
Yılmaz’n seçim çalışmaları sürerken diğer yandan da AKP kanadından çeşitli yıpratma çalışmaları başlatıldı. Seçim çalışmalarını son haftasında AKP’li Köksal Toptan’ın ardından Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın da Rize’ye gelerek, Yılmaz aleyhinde başlattığı çalışmalara AKP’ye destek veren eski RP’li Şevki Yılmaz da katıldı.
Seçim çalışmaları sırasında kendisine yöneltilen bağımsız adaylık eleştirilerinin ardından Meclis’e gittiğinde yeni bir parti oluşumuna gireceği ve merkez sağı toparlayacak çalışmalarda bulunacağı yönünde yanıtlar veren Mesut Yılmaz, sadece Meclis'te bir sandalye için yola çıkmadığını belirterek, ''Türkiye'de bir siyasi boşluk var. Bir tarafta AKP ile CHP arasında kavga var. O kavgadan size hayır yok, o rejim kavgası. Diğer tarafta MHP ve Kürt bağımsız milletvekilleri arasında kavga var. Ondan da size hayır yok. Türkiye'deki bu siyasi boşluğu doldurmak lazım. Geçmişte olduğu gibi birbirini kucaklayan, birbiriyle kavga etmeden, rahmetli Menderes'in Demokrat Partisi, Özal'ın ANAP'ı gibi halka hizmeti Hakka hizmet bilen yeni bir partiye ihtiyaç var. Beni ne kadar güçlü gönderirseniz, Meclis'te bu çalışmaları yaparken işimi o kadar kolaylaştırırsınız. 1983'te nasıl yeni yüzlerle yeni teşkilatlarla yola çıktıysak bu yeni partinin oluşumunda da yeni yüzlerle ve yeni teşkilatlarla hareket edeceğiz.''şeklindeki açıklamalarla seçmenlerde destek istiyor.
Daha önce Çaykur’un özelleştirilmesinin sektör için yararlı olacağını ifade eden Yılmaz, Çaykur’un özelleştirilmesi konusunda özellikle IMF’nin hükümet üzerinde yoğun bir baskısı olduğunu ifade ederek, ''Çaykur'un özelleştirilmesi konusunda bir an önce harekete geçilmesi talep edilmektedir. Çaykur'un, ilk etapta 3-4 fabrikası, daha sonra da tümü ile özelleştirilmesi yönünde ciddi bir adım atılması istenmektedir. Ama çay piyasasının şartları buna elverişli değildir'' diye konuştu.
Rize Ziraat Odasını ziyareti sırasında çay piyasasında şu anda serbest piyasa koşullarının işlemediğini, bunun önemli nedenlerinden birinin Çaykur'un özel sektörü bir ekonomik rakip olarak değil adeta yok edilmesi gereken bir hasım olarak görmesinden kaynaklandığını ileri süren Yılmaz, ''Bu şartlarda Çaykur'un özelleştirilmesi için bir adım atılırsa, bütün ceremesini çay üreticisi çekecektir'' dedi.
Fındığa verilen yüzde 30 zammın kendilerini mutlu ettiğini belirten Yılmaz, ''Keşke daha yüksek verilebilseydi ve fındık üreticisinin geçen yıllarda uğradığı zararı telafi edilseydi'' diye konuştu.
Çay üreticisine verilen yüzde 12'lik artışın ise beklentilerin altında olduğunu ifade eden Yılmaz, şunları kaydetti: ''Gerçi çaya verilen zam, hükümetin enflasyon ile ilgili açıkladığı resmi rakamlarının üstündedir. Ama vatandaşın şikayetçi olduğu konu, bu şartlara göre son derece yetersiz bir artıştır. Kaldı ki bu hükümetin fiyat konusundaki vaatleri ile de bağdaşmamaktadır Fındık fiyatı eğer seçim ekonomisi gereği verilmiş bir fiyatsa, o zaman demek ki hükümet Rize'yi çantada keklik görmektedir. Çay üreticisinin yüzde 12'lik bir fiyat artışı ile yetinebileceğini düşünmektedir. Oysa Rize her zamankinden daha fazla bu ürüne bağlı hale gelmiştir. Rize'de ekonominin hala ana kaynağı çay geliridir. Hükümetin, bu bölgenin göç veren bir bölge olduğu, bunu değiştirmek için fındık ve çay politikalarını bir gelir dağılımı aracı olarak benimsemesi gerektiği anlayışı ile hareket etmesi gerekir. Uygulamalar ekonomik olarak savunulabilir ama sosyal olarak savunulamaz.'' Rize Ticaret Borsasını ziyareti sırasında ise yurda sokulan kaçak çayın sektörün kangreni olduğunu ifade ederek; Kaçak çay ülkemize en çok Güney Doğu Anadolu Bölgesinden gelmektedir. Fakat buradaki komşularımıza bakıldığında bu ülkelerde fazla çay yetişmemektedir. Başka ülkelerden bu ülkelere gelen çay, bu ülkeler vasıtasıyla sınır ticareti kötüye kullanılarak ülkemize sokulmaktadır. Yurt dışından belli miktarda çayı, vergiden muaf olarak ülkemize getiren vatandaşlarımız da maalesef bunu kötüye kullanıyor. İhracatçılarımız da gümrüksüz olarak dışarıdan getirdiği Seylan ve Hindistan çayını harmanlayarak, getirdiği çaydan daha fazlasını yurt dışına ihraç etmesi gerekiyor. Bununla ihracatın artırılması hedeflenmektedir. Fakat maalesef bu da kötüye kullanılmıştır. Dışardan getirdiği çayı yurt içine 5 katı fiyata pazarlamış, yurt dışına ise çöp çay denilen çayı ihraç etmişlerdir. Bu da bir nevi sıkça duyduğumuz hayali ihracat gibidir” dedi.
Katıldığı yerel bir televizyon kanalında ‘imam hatip okullarının kapatılması’ ile ilgili bir soruya, kendilerinin İmam Hatip okulu kapatmadıklarını, türbanlı öğrenciler de dahil olmak üzere T.C. vatandaşı olan herkesin eğitim almasının en temel haklardan birisi olduğunu kaydetti.
Kendisine karşı başlatılan karalama ve çamur atma kampanyalarının seçime yaklaşıldıkça daha yoğunlaştığına dikkat çekerek seçmenlerine seslenen Yılmaz, “Ben onlara alışığım. Bana her türlü çamuru attılar, her iftirayı yaptılar. Bana onlar vız gelir. Ben bu yola çıkarken önce Allah'a, sonra sizlere güvendim. Her oyunuza ihtiyacım var. Elli bin ise elli bin, yüz bin ise yüz bin oya ihtiyacım var. Bana ne kadar güç verirseniz, beni ne kadar kuvvetli gönderirseniz ben orada sizin hakkınızı o kadar iyi temsil ederim. Türkiye için size o kadar kolay çıkış yolu gösterebilirim. Beni zayıf gönderirseniz benim orada işlerim zorlaşır. Geçen seçimlerde kime oy vermiş olursanız olun, hepinizden oy istiyorum. Bu seçim parti seçimi değil, sizden parti için oy istemiyorum. Bir tarafta bütün partilerin adayları var. Ama içlerinden seçilebilecek bir tane bile aday yok.”şeklinde konuştu.
Kendisine yönelik engelleme, suçlama ve karalama kampanyalarının yanında seçmenlere karşı yapılan baskı ve tehditlerin siyasi etiğe yakışmadığını anlatan Yılmaz, “Benim kimseyle hesabım yok, kimseyi seçtirmemek gibi bir hedefim yok. Hepsinin yolu açık olsun. Benim hedefim başka. Benim hedefim, sizi Ankara'ya taşımak. Sizin milletvekiliniz olmak. Beş yıldan beri kendisine iş vaat edilen işsizlerin milletvekili olmak. Beş yıldan beri kendisine 'işleriniz düzelecek' denilen, ama benim gördüğüm 'işlerimiz durdu' diyen esnafın milletvekili olacağım. Ben beş yıldan beri bütün sene emek verdiği, gözünün içi gibi baktığı çayının hakkını alamayan çay üreticilerin milletvekili olacağım.''ifadelerini kullandı.
Bu seçimlerde ülke genelinde, kesinlikle bir önceki Meclis tablosu gibi bir tablo oluşmayacağını ve Mecliste bağımsız milletvekilleriyle birlikte 3 veya 4 partinin daha yer alabileceğini yineleyen Mesut Yılmaz, Rize’deki seçim değerlendirmesinde de, “Rize’deki seçim kesinlikle 3-0 olmaz. İlk başta göründüğü gibi 2-1 veya 1-1-1 şeklinde bir sonuç çıkabilir. Seçime az bir zaman kaldı, 5 yıllık siyasi iktidar seçilecek. Ben arkamda hiçbir parti desteği olmadan Rizelilerin avukatı olmak için, yeniden bana sahip çıkmalarını ve desteklerini istiyorum” dedi.
Öte yandan, Yılmaz ve başta CHP olmak üzere diğer siyasi partilerin seçim çalışmaları karşısında seçilememe tereddüdü yaşayan AKP’liler, Başbakan Erdoğan’ın Cuma günü saat 17’de Rize’de yapacağı mitingi beklemeye koyulurken; çeşitli isimlerde de destek alarak Yılmaz’a yükleniyor.
Daha önce eski Milli Eğitim Bakanlarından Köksal Toptan’ın destek vermek için Rize’ye geldiği AKP’lilere bu kez de AKP Genel Başkan Yardımcısı Hayati Yazıcı ile eski RP’li Şevki Yılmaz yaptıkları açıklamalarla destek vermeye çalışıyor.
Yazıcı’nın açıklamalarında Yılmaz’ın “Rahşan Affı” sayesinde kurtulduğu “Yüce Divan mağduriyetini” oynadığını ileri sürerek, eleştirilerinde nezaket kurallarını aştığı şeklinde ifadeler kullanmasının ardından eski RP’li milletvekili Şevki Yılmaz da bağımsız aday eski Başbakan Mesut Yılmaz’a yüklenerek AKP’ye destek verdi.
Açıklamalarında Mesut Yılmaz’a seslenerek, “Attan inip eşeğe” binme diyen Şevki Yılmaz, adaylıktan çekilme çağrısında bulunarak; “Rizeli Mesut Yılmaz’ı seviyorsa onu bu zulme itmemelidir. Fatih Terim bugün futbola dönüyorum dese 3. lig tamında bile yer bulamaz. Ama Teknik Direktörlük yapacağım dese en iyi kulüpte yer bulur. Mesut Yılmaz ve onun yaşındakiler artık siyaseti bıraksın. Rizelinin bana olan sevgisini ben Cumhurbaşkanlığına değişmem. Mesut Beye bir kardeş tavsiyesi, bu maceradan vazgeçsin. Futbolculuğu bıraksın teknik direktörlüğe dönsün. Ne güzel Almanya’da gençleri eğitiyor.”dedi.
Katıldığı bir televizyon programında Yılmaz’ın aklanmadan Rize’ye geldiğini ileri süren Şevki Yılmaz, “Bir kere aklanmadan gelmiş Rize’ye. Hakkındaki iddialarla insanların kalbinde kuşlu bırakmış. Arabayı yanlış kullandı ve bu halk 3 Kasım’da direksiyondan aldı. Ama buna rağmen ülke genelinde yüzde 4 oranında oy almışken Rizeli sana yüzde 45 oy verdi. Rizeli sana borcunu ödedi. Başbakanlık yapmış Mesut Yılmaz’ın TBMM’ de boş bir sırada oturması beni üzer. Orada kime faydan olacak. Attan inip eşeğe binmenin Mesut Yılmaz’a bir faydası olmaz. Rizeliyi kandırmadan öte bir şey yapmıyor. Rizeli her seçimde ona fazlasıyla destek oldu. Bu seçimde Rizeliyi üzmesin. Kendisine ve Rizeliye yapacağı iyilik bağımsız adaylıktan vazgeçmesidir. Yılmaz, Hemşericilik diye bir at gözlüğü satıyor. Rize’nin evladı sadece Mesut Yılmaz mıdır. Ben bu Rize evladı değil miyim. Kimse oyunu bir fotoğrafla, bir döner ekmekle vermesin. Bu sözlerim de Yılmaz’ın kulağına küpe olsun.”şeklinde açıklamalarını sürdürdü.