Gelen gideni aratır… diye giriş yapacaktık bu haftaya da ama baktık ki Yahya Kemal’in deyişi ve de özden girişi uyuyor bize “Bir çok gidenin her biri memnun ki yerinden; çok seneler geçti, dönen yok seferinden” diye dökülüverdi kelimeler ardımızdan.
Kişi veya kişiler sizler veya bizler için önem taşımayabilir, bireysel düşünmediğinizden kendimizi ve yaşam tarzınızı kişileri konuşarak düzenlemeyebilirsiniz… Ancak, bazı koşullarda siz istemeseniz de kişi veya bireylerin yaşam veya çalışma biçimi sizi etkileyebiliyor, size yön verebiliyor, bireyselleştirebiliyor veya sıkabiliyor!
Biz şimdi bir şeyler sıralayacağız ya, kendimize de azıcık yol arıyoruz bu girişlerle. Mesela acaba diyoruz, Rize’deki yatırımları, geleni-gideni nerelere sokuşturabilir, hangi taraftan birazcık daha bir şeyler koparabiliriz…
Bakın örneğin; Rize Valisi Kasım Esen yaklaşık bir yıl önce Rize’ye ilk kez Vali olarak atandı ve göreve başlamasının ardından 1 yıl geçti… Şimdi hemen elimize kalemi kağıdı alıp bu bir yılın muhasebesini mi yapalım. Hayır, Rize ne kazandı ne kaybetti ye mi bakalım.
Kabataslak bir yılda neler oldu, olabildi veya olması gerekirdi. Belki gidişata bakınca olabilirdi yi eleyebiliriz ama, Rize’den son 4 yılda gidenlerin bu geride bıraktığımız 1 yılda geri dönmediği kesin. Ve döneceğini beklemek de belki biraz enayilik olacak!.. Bizim zaten öyle bir beklentimiz yok da, yerlerine ne koyabiliriz, onun hesabındayız.
Üniversite ve Tıp Fakültesinin kuruluşu en belirgin olaylar. Geçimi ve seçimi saymazsak tabi. Ancak, her ikisinin de durumu ortada. Neyse ki eski Devlet Hastanesinin yerine yeniden 250 yataklı bir hastane yapımına başlandı da, şimdiki hastane Tıp Fakültesinin kullanımına devredilecek. Ama hangi Salı’ya denk gelir bilinmiyor.
Bu gelmiş geçmişte yaşadıklarımızdan bir önemli kısım daha birilerine göre dünyada ilk kez kutlanan ‘Dünya Rizeliler Günü’ oldu. Bizim aklımızda ise, kentin dağınık cadde ve sokakları, trafiği ve kentin göbeğindeki kanalizasyon çalışmaları kaldı bu günden. Bundan öncesinde ise hala ne sonuca varıldığı kestirilemeyen bir de Rize Sempozyumu yaşamıştık, aman unutmayalım.
Şimdi bakınız, fazla unutmayacağız. Giden kurum ve kuruluşlara bakın: Kıyı Emniyeti, DLH 1. Bölge Müdürlüğü, Tekel... Kaybettiklerimiz veya kaçırdıklarımız: Tersane, İstinaf Mahkemesi… Bitirilemeyen veya tamamlanamayanlar: Organize Sanayi Bölgesi, Cezaevi, Liman, tünelleri aydınlatılamamış Sahil Yolu… Üç nokta koyduk ya, bunlarla bitmiyor anlamıdır ha o 3 nokta, biline. Bekleyenleri saymıyoruz Ovit Tüneli, Dağdibi Yolu, Çamlıbel Tüneli, Rize-Batum Demiryolu, Havaalanı, Polis Koleji vs. diye…
Tek fark ne biliyor musunuz. Kaybettiklerimiz veya alamadıklarımız genelde somut ve etkili şeyler, yapılan veya aldığımız edebiyat, laf, söz ve curcuna.
Aslında Sayın Esen gelmeden önce, Vali Enver Salihoğlu döneminde ne olduysa oldu. İnce bir politikayla, ilk kez Vali olduğu Rize’de ‘memleketine’ hizmet edebilmenin zuhuratında bulundu… Neyse ki değişmeyen tek şeyin değişim olması gibi Sayın Salihoğlu’nun da görevi değişti ve kendi memleketine daha yakın olan komşu kentimiz Gümüşhane’ye gitti. Ama biz burada kaybettiklerimize yanarken, Sayın Salihoğlu’nun gittiği Gümüşhane’de de boş durmadığını ve memleketine hizmet aşkının durmadığını gördük…
Özellikle de Gikder Başkanı Nas’ın Ovit Tünelleri ile ilgili açıklamaları, hele de Karayolları 10. Bölge Müdürü Boydaş’ın ifadeleriyle örtüşünce, aynı ortamda bulunan sevgili eski valimizi anmadan edemedik.
Neyse ki, kafadan girişte fazla uzatmayacağımızı söyledik de bu konuyu bitiriyoruz. Artık herkes kendi bir yılını kendisi değerlendirip hangi gelenle hangi gidenlerin hesabını tutar.
Bir yana da Çaykur’un durumunu koymak gerektiğini sanırız unutmuyorsunuz… 22 Temmuz öncesi ve sonrası diye bir milat oluştu gibi. Rekorlar kırılıyor ama, nerede bu rekorların sonucu belli değil. Seçimlerde aday olamayan Genel Müdür Yüce’nin şimdilerde Ankara’da belki de Cumhurbaşkanlığı kısmında bir başka göreve atanması bekleniyor. Bu beklenirken yaşanan gidip gelmeler, kadrolardaki atamalar, genel müdür yardımcıları Keser ile Kaldırım’ın görev durumları, eski vekil Kart ve eski il başkanı Karal’ın Çaykur için konumu, görevlendirmeler, atamalar söylentiler ne derece gerçeği yansıtabilir? Görevden alma ve atama kulisleri nereye kadar uzanabilir… Yeniden yapılanma girişimleri ne sonuç verebilir... Bunları bekleyip göreceğiz ancak gördüğümüz bir şey daha var; Çaykur gerçekten yeni bir rekora daha imza attı. Ödemelerini düzenli şekilde yapmaya çalışan kurum belki de yıllardır ilk kez Ramazan başlamadan ve Bayram öncesinde üreticisine ödeme yapamıyor. Bu da o rekorlar arasında yer alabilecek cinsten.
Çay piyasasındaki dalgalanmalar, Ulusal Çay Konseyi çalışmaları, Çay Borsası oluşumu, Çay İhtisas Gümrüğünün çalışmaları ise bir başlasak buraya sığmayacak…
Ülke genelini meşgul eden terör ve siyasi gelişmelere girmeden, özellikle de seçim sonrasında kademeli etki göstererek tırmandırılan terör olaylarının özellikle de Sayın Başbakanın ABD ve Sayın Cumhurbaşkanının AB geziler dönemine denk gelişinin ilginçliğine dikkat çekmek istiyoruz. Bu arada bu hain terör olaylarında yaşamlarını yitirerek şehit düşen genç evlatlarımızı rahmetle anıyor ve terörü kökten lanetliyoruz.
Bu ahval ve şerait içerisinde, bu ince duruma karşılık yine de gönüllerinizden sevgi eksilmemesini diliyor, Ramazan (Şeker) Bayramınızı en içte duygularımızla kutluyoruz.