…şimşir tarak” diye boşuna dememiş atalarımız. Aslında bir çok anlamda kullanılabilir bu deyim. Ancak genel anlamda, birçok gereksinimi varken gereksiz özenti ve gösterişle uğraşanlar için kullanılan bir sözdür bu. Şimdi ne alaka demeyin, bir takım zevatlar ‘Rize’ye ne gerek…’ edasıyla yakıştırıyor bize bu durumu.
Aslında belki de bizim durumumuz, birazcık teşbih durumu olacak onun için hata aranmaz şeklinde ‘kel’liğe benziyor. Benziyor ama kellik de öyle azımsanacak bir durum değil hani genele baktığımızda. Neyse ki biz kelliğin erdemlerini sıralamayacağız!..
Öte yandan sanki biz birileriyle veya başka bölge ve illerle bir yarış halindeymişiz gibi de algılanabiliyor bu durum ki; bunun böyle olmadığı, külliyen bizler Rize’nin asıl hak ettiklerini almanın peşinde olduğumuzu defaten anlatmaya çalıştık. Artık anlamak istemeyene bizden de bir şimşir tarak…
Önceki yazılarımızda ve haberlerimizde odaklandığımız Ovit Tünellerinin yanı sıra, Rize’den giden kurum ve kuruluşlar, kaçırdıklarımız ve alamadıklarımız da bu sözüne ettiğimiz Rize’ye görülen fazlalıklardı. Biz bunları anlatırken bazılarını eleştiriyor ve belki de bazılarına ince ‘tüyo’lar veriyor ve hatta çuvaldıza dokunuyorduk ucundan azcık… Ama nerdeee…Anlamayan anlamıyordu işte! Yada işlerine gelmiyordu elinde şimşir tarak olanların.
İkidir Rize Valisi Sayın Kasım Esen, bu öneri ve düşüncelerimiz ile konu edindiklerimiz hakkında duyarlılığını göstererek bizlere söz konusu olaylar hakkında açıklayıcı bilgiler ve çalışmalar hakkında aktarmalarda bulundu. Sayın Esen’e bu duyarlılığından dolayı teşekkür ediyoruz.
Vali Esen’in kendisinin de belirttiği gibi, kurumlar arasında koordinasyonun sağlanması, gerekli girişimler için bürokratik engellerin aşılması, girişim ve yönlendirmeler açısından önemli bir görevi var. Bu da elbetteki aynı önemde bir sorumluluk yüklüyor makamına ve kendisine. Elbette ki, işadamlarının Rize’ye okul ve benzeri yatırımlar yapmasındaki çalışmalar yadsınamaz ancak söz konusu işadamlarımızın istihdama yönelik yatırımlara yönelmesi için de aynı çabaların ve özendirmelerin de ardından gelmesini bekleriz.
Öte yandan Rize Serbest bölgesi ve Risbaş’ın durumuna ilişkin gelişme ve beklentiler, ortakların ve Rizeli işadamlarının konuya sahip çıkması da yapılacak revizyonda ve Serbest Bölgenin Rize’de kalmasında önemli rol oynayacak. AKP il Başkanı Katmer ise bu konuda kararlılığından söz ederek, Serbest Bölgenin Derepazarı bölgesinde yeniden yapılanmasından yana olduklarını anlattı. Ancak, bu Risbaş konusunun da sadece bunlarla sınırlı kalmayıp, Çaykur’a olan borcunun yanında bu güne kadarki işletme raporlarının da kamuoyunca bilinmesi gerektiğini düşünüyoruz bizler de bu teşbihe açık ‘kel’ durumumuzla…
Efendim, Rize’de bir Bölge İdare Mahkemesinin kurulmuş olduğunu ve gerekli altyapı çalışmalarının tamamlanmak üzere olduğunu da sanırız ilk kez bu köşeden sizlere duyurmuş oluyoruz. Vali Sayın Kasım Esen kaynaklı bu bilgi için daha geniş ayrıntılı haberlerimizi de sizlere aktarırken; bu gibi güzel gelişmelerin de takipçisi olacağımızı vurgulamak istiyoruz. Örneğin, Rize’de kurulma koşulları oluşmuş olan ve daha önce de vurguladığımız Merkez Bankası Rize şubesi için çalışmalar yapıldığı yönünde başka güzel duyumlarımız oluyor mesela.
Bütün bunların yanında geride bıraktığımız Ramazan Bayramı içerisinde yaşanan olumluluklar neredeyse Bayram armağanı oldu bizler için. AKP’lilerin özellikle seçim sonrasında eski ve yeni milletvekilleri, il başkanları ve belediye başkanı ile birlikte vermeye çalıştığı bütünlük mesajı birazcık zoraki görünse de; Rize içerisinde de, hizmet ve yatırım alınması yönünde aynı bütünlüğün sağlanması gerektiğinin net bir göstergesi idi. Bu anlamda da il Başkanı Katmer’in açıklamalarının da takipçisi olacağımızı belirtmeye sanırız gerek yok! Ancak eski vekil Sayın Kart’ın bazı şeylere nokta koyan ve bürokrasi ile şimdilik ilgilenmediği, özellikle de Çaykur Genel Müdürlüğü açısından herhangi bir değerlendirme içerisinde olmadığı yönündeki açıklamaları da kulaklarımıza küpe olacak. Nasıl olsa kendisi birkaç ay önce bazı noktaları koymuştu. Bizler de bu konu da önceleri olduğu gibi yazıp-çizmekten ziyade sadece yazmaya devam edeceğiz elbette.
Sözü noktalamadan önce çay ve Çaykur’un konumuna da değinerek, Genel Müdür Sayın Yüce’nin ‘rekorlu’ ve ‘altın’lı açıklamalarına gönderme yaparak; öyle pek de iç açıcı bir durumda olmadığına dikkat çekmek istiyoruz. Bayram öncesi yapılamayan ödemeler, kurumun içerisinde bulunduğu ekonomik darboğaz ve sıkıntıların aşılması için 150 milyarlı bir sermaye artırımına gidilme durumu söz konusu olduğu da sanırız önemli bir aşama olacak. Umarız birileri bu sıkıntıları aşmak için feda edilmez ve gereken yapılır…
Çaydan söz etmişken, Özilay Çay olayının unutulmadığını, Rizeli sanayicilerin bu yöndeki sıkıntılarının da direk Türk çaycısına ve çayına yansıyacağına da dikkat çekmek istedik. Umarız bu yönde de olumlu adımlar atılır.
Ve son noktamız ise yine Ovit Tüneli olsun istedik. Ovit Tüneli için ortaya konulan kararlılık ve bütünlük aynı şekilde hiç bozulmadan devam ederse, işadamı Sayın Talip Kahraman’ın da verdiği sözü resmi taahhüt haline getirmesinin bir anlamı olacaktır. Bu konuda da biraz daha etkili ve sağlam adımlar atılmasının, kel başa sürülecek şimşir tarak misali saçımızın daha gür çıkmasını sağlayacaktır.
Ülkemizin baş belası bölücü kanlı terör örgütünün haince saldırılarını bir kez daha lanetliyor, bu konudaki bilinçli duyarlılığın kararlılıkla sürdürülmesi gerektiğini düşünüyoruz.
Her şey gönlünüzce ve sevginiz yüceliğinde olsun…
(Gönder Cengizhan, Ekim 22, 2007, 6:28 PM)