Önceki gün Ç.Rizespor’un Mehmet Cengiz Tesislerinde, tüm gazeteci arkadaşlarım gibi bende Teknik Direktör Rıza Çalımbay’ın yapacağı basın toplantısına çağrıldım.
Basın toplantısının yapılacağı odada tüm gazeteci arkadaşlarımla birlikte, saat:12’de başlayacak toplantıyı beklerken hazırlıklarımızı tamamladık.
Bazen ‘Sayın’ dediğimiz ancak, şimdi ‘Sayın’ diyemeyeceğim; çünkü bu kelimeyi ona yakıştıramayacağım, Ç.Rizespor’un Futbol Şube Sorumluluğunun verildiği, ancak hiç de hak etmeyen bir kişi olduğuna inandığım Yılmaz Zehiroğlu içeri girdi. Bizlere baktıktan sonra, “Sizleri kim soktu buraya, burası benim odam, özel eşyalarım ve ceketim var. Değerli eşyalarım var içinde. Özel adama niye girdiniz, ya bir şey kaybolursa!” dedi ve ceketini alarak çıktı. Buz gibi bir hava esti. Meslektaşlarım gibi ben de donmuştum. Böyle bir kelimenin hele de Ç.Rizespor’da yöneticilik yapan kişiden gelmesi bizleri gerçekten şok etti.
Kendimi toparladım ama hakliydi. Neden mi, 10-12 yıl önce Rus pazarının yanında yabancı sigara satan ‘Yılmaz Zehiroğlu değişti mi’ diye düşündüm. O tarihlerden beri tanıdığım, kader birliği yaptığımız ‘Yılmaz Zehiroğlu’ bu olamazdı.
Neler değişti. Değiştiren neler vardı. Şok olmak elbette bana yakışırdı. Çünkü 25 yıllık bir geçmişimiz var ve yıllara dayanan bir dostluğumuz vardı. Neydi bunun tabanında yatan. Bir anlık gaflet mi, yoksa birilerine kızıp hıncını basından almak mi? O an anlam veremedik. Ancak benim bildiğim Zehiroğlu bu değildi. Çünkü 12 yıldır Ç.Rizespor’da yöneticilik yapan birinin gazetecilerle hiçbir sorunu olmamıştı! İçimizde bazı yalakalar da yok değil! Onların verdiği taviz olabilir. Ancak dimdik ayakta duran gazeteciler de var. Bu kelimeler yutulacak gibi değildi. Ben yutmadım. Yutanlar oldu. Onların kimlikleri belli.
Zehiroğlu, olayın ikinci günü beni arayarak bir yanlış anlaşılma olduğunu söyledi. Öyle bir kelime kullanmak niyetinde olmadığını, odanın kendisine ait olduğunu, asla hırsızlık damgası vurmak niyetinde olmadığını söyledi. Yüz binlerce kez özür dilediğini ve başta yazdığım gibi yıllara dayanan bir dostluğumuz olduğunu söyleyerek, birbirine kızma hakkımız olmadığını söyledi.
O konuda haklıydı. Çünkü bizim geçmişimiz kendisiyle çok eskilere dayanmakta, hatta kader birliği yaptığımız günlere dayanmakta. Geçmişi ‘Rus pazarlarında’ sigara satmaya kadar dayanmakta olan kişilerin değişmemesi gerekir. Ben değişmedim. Kendisinin de değişmediğini söyledi. Bu güne kadar değişmemişti. Kader birliği yaptığımız arkadaşımızla elbette ki ortak noktamız var. Şimdiki ortak noktamız Ç.RİZESPOR ve Rizespor un başarılı olması. Ben de özrünü kabul ettim. Hatalar insanlar için, yeter ki dönmesini bilsin!..
Son olarak ise Ç.Rizespor’un başarısı hakkında kendi önerimi aktarmak istiyorum. Teknik Direktör Rıza Çalımbay taraftardan destek istiyor. Ç.Rizespor bu güne kadar hiçbir zaman taraftarının ayağına gitmedi. Peki taraftarlar küs olmakla haksızı mı? Hiç de değil. Tesislerde oturmaktansa, basın mensupları ile birlikte taraftarlar, esnaflar ziyaret edilebilir ve şu kritik günlerde taraftar desteği sağlanabilir.
(Gönder alp hüsrev, Mart 24, 2007, 6:46 PM)