header Ana sayfa | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle |
  • Üye Ol - Giriş Yap | Künye | İletişim
Bölümler
Gazetenin 1. Sayfası
Gazetemize Abone Olun
Arşiv
paz sa ça cu cum pa
12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930

Mailinizi ekleyin
Haberlere abone olun:
Saat
Reklam Alanı
Hızır Beton

Altın Tabancalı Kabadayı

Bank Asya 1. Lig Puan Durumu


Bazı Tiyatrocular Baş Ağırtıyor

- ÖmerŞan on Ocak 08,2008

image

Kültür Bakanı Günay’dan da ‘Sanatsal Eleştiri Hazımsızlığı’

(Haber Merkezi)- Başbakan Erdoğan’ın “Ananı da al git” şeklindeki söylemlerine gönderme yapılan Trabzon DT’nin sahnelediği “Düğün Yada Davul” oyununa Rize’de gösterilen tepkilere Kültür ve Turizm Bakanı Ertuğrul Günay da katıldı. Devletin olanaklarıyla sahneye konulan oyunda ‘Başbakan'ı rencide edecek sözlerin sarf edilmesinin kabul edilemez olduğunu’ ifade eden Bakan Günay, bazı tiyatrocuların da baş ağrıtmaya başladığını söyledi.

Trabzon Devlet Tiyatrosu tarafından önceki ay içerisinde Rize’de sahnelenen ve orijinali değiştirilerek, Başbakanı hafife alan ifadelerin eklendiği ileri sürülen “Düğün yada Davul” adlı tiyatro oyunu ile ilgili polemiklere Kültür Bakanı Günay da katıldı.

Samanyolu Haber isimli televizyon kanalına oyunla ilgili açıklamalarda bulunan Bakan Günay, oyuncular hakkında soruşturma başlattığını da kaydetti. Haber kanalı tarafından, Devlet Tiyatroları tarafından Rize'de sahneye konulan "Düğün yada Davul" adlı oyunun ‘tam bir skandala dönüştüğü’ şeklinde yorumlanan haberde Kültür Bakanı Ertuğrul Günay'ın bu yönde tepkisini ortaya koyduğu kaydedilirken; Günay’ın “Herkes yaptığı işin saygınlığını koruyacak bir dikkati gösterecek. Yani kimse sahnede sanat gösterisi yaparken fıkra yazarlığına soyunmasın.”şeklindeki ifadelerine yer verdi.Görüntülü haberde konuşan Ertuğrul Günay, “Maalesef zaman zaman bazı arkadaşlarımızın metinlerin dışına çıkıp tuluat hevesine kapılmaları yada meddahlığa soyunmaları hem onların hem bizim başımızı ağrıtıyor.”dedi.

Haberde ayrıca, göreve geldiğinden beri hep Devlet Tiyatroları ile ilgili sorunlarla karşılaştığı kaydedilen Bakan Günay’ın, “Sanatta özgürlükten yana olduğumu defalarca söylüyorum ama, özgürlük saygısızlık demek değildir. Başkasının haklarına tecavüz demek değildir ve devletin verdiği olanaklarla sahneye çıkıp, devlete, siyasi iktidara, hükümete yakışıksız sözler söylemek hakkını da kimseye vermez.”açıklamaları yer aldı.

Devlet tiyatrolarında sahneye konan oyunların  içeriğinin değiştirilmesinin soruşturmayı gerektirecek yasaklar arasında olduğuna işaret edilen haberde, Bakan Günay’ın gereğinin yapılacağını söylediği de ifade edilerek Günay’ın “Arkadaşlarım hakkında inceleme yaptıracağım, yaptırmak zorunda kaldığım için de çok sevinçli değilim ama böyle bir zorunluluk hissediyorum.”şeklindeki açıklamaları ile haber noktalandı.

Bilindiği gibi, Trabzon Devlet Tiyatrosu'nun sahnelediği “Düğün yada Davul” adlı oyunda Başbakan Erdoğan'ın sözlerine yapılan göndermeler Rize protokolünü rahatsız etmiş, oyundan sonra bir açıklama yapan Rize Valisi Kasım Esen, “Devletten maaş alıp siyasi mesaj vermek etik değil” derken; CHP il Başkanı Saltuk Deniz ise tepkileri ‘sanatsal hazımsızlık’ olarak değerlendirmişti.

Oyunun bir bölümünde oyuncular izleyenlere dönerek, ‘Başbakan kimden korkar?’ sorusunu yöneltmiş, izleyicilerin verdiği değişik cevaplar sonrası tiyatro oyuncusu kendi sorusunu, ‘Başbakan ABD’den korkar’ diye yanıtlamıştı. Oyun içinde ayrıca Başbakan Erdoğan’ın söylediği ‘Ananı da al git’, ‘Burası yan gelip yatma yeri değildir’ şeklindeki sözler de kullanılmış ve bu sözlere taşlamalı göndermeler yapılmıştı.


470 Kere okundu

Bu haberi beğendiyseniz, notunu siz verin.

1 2 3 4 5 Rating: 4.67Rating: 4.67Rating: 4.67Rating: 4.67Rating: 4.67 ( 12 Kişi Puan Vermiş)
comment Yorumlar (4 Tane Yorum Yazılmış)
  • image Ne o, Başbakan Padişah mıdır ki eleştirilemesin? Nerde sizin dilinize pelesenk ettiğiniz hoşgörü? Keser gibi hep bana hep bana... Devletten maaş alıyormuş tiyatrocular da, eleştirmeleri pek hoş olmamışmış da... İster para, ister ne verilirse verilsin, sanat ve sanatçı susmaz bu ülkede, susmamalı da. Zaten sanatçının bizlerden farkı da ondandır. Yoksa alırdı bir torba kömürünü otururdu yerine!
    (Gönder yıgıt, Ocak 21, 2008, 7:02 PM)
  • image 2006 yılında 8. Adana Festivali'nde birebir benzer olay yaşanmış, aynı kelimeler hemde Bakanın önünde kullanılmış. O zaman Genel Müdür Vekili Mine Acar mış, Bakan da Atilla KOÇ. Niye sansür uygulatılıp geçiştirilmiş, Genel Müdür Vekili Mine Acar'ı yıpratmamak mı istenmiş? Şimdi bu konunun uzatma nedeninin Lemi Bilgin'in görevden alınması için provakatif bir girişim olduğu bir kez daha anlaşılıyor. 2006-03-29 16:12:08 SkyTürk Festivalde `lan` şoku Adana DHA Adana`da başlayan 8. Sabancı Uluslararası Tiyatro Festivali `nin açılışında Devlet Tiyatrosu oyuncularının sahneye koyduğu `Eşeğin Gölgesi` oyunu, Kültür ve Turizm Bakanı Atilla Koç`ta `soğuk duş` etkisi yarattı. Haldun Taner`in yazdığı oyunun 2. perdesinde, kürsüde 2 partinin liderleri nutuk atarken, bunlardan biri hem gösteri yapan halka hem de karşı kürsüdeki parti liderine `Lan artistlik yapma` diye bağırınca, salondaki izleyiciler arasında kıpırdanma oldu. Başbakan Erdoğan`a yapılan bu göndermenin oyun metninde yer almadığı ve doğaçlama olduğu anlaşıldı. Ancak bu replik, Koç ile Devlet Tiyatroları Genel Müdür Vekili Mine Acar`da soğuk duş etkisi yaptı. Adana Devlet Tiyatrosu Müdür Yardımcısı Muhsin Çıtak , Acar `ın repliği değerlendirirken `Olmaması gerekirdi` dediğini, bu nedenle bundan sonraki temsillerde bu ifadenin kullanılmayacağını açıkladı.
    (Gönder kadri ulu, Ocak 19, 2008, 11:14 AM)
  • image Başbakan ABD'den KORKAR MI? Şahsen ben ABD'den korkuyorum, zira insani duygulara sahip herkesinde korkması gerektiğine inanıyorum! Neden mi? Bu sorunun cevabını ABD'nin aşağıdaki marifetlerini okuduktan sonra verelim. 110 Yıldır ABD'nin dünyaya özgürlük getirmek için yaptığı girişimlere kısaca bir bakalım... Bu girişimlere kendi sınırları içindeki Kızılderili ve Zencilere getirdikleri özgürlükler dahil değildir..! 1898 yılında Meksika'yı işgal etti. Aynı yıl Küba'ya girdi. Ulusal Muhafızlar adlı başını işbirlikçi Somoza'nın çektiği terör örgütünü kurdu. 1921 Yılında Nikaragua'ya girdi. Anti-emperyalist direnişin başını çeken Sandino ve adamlarını katletti. 40 yıl sürecek bir terör devrini başlattı. Sabotaj ve suikastlar yaptırmak için çeteler kurdurdu.(Tıpkı bugün Irak'ta olduğu gibi) 1945 te Japonya'nın kayıtsız şartsız teslim olduğunu bildirmesine rağmen sadece güç gösterisinde bulunmak için Hiroşima ve Nagasaki'ye Atom Bombası atarak 250 bin insanı bir anda vahşice katletti. Atom Bombasının ne kadar insanı sakat bıraktığı bugün bile tam olarak belirlenemedi. 1950–1953 yılları arasında Onbinlerce Yurtsever Koreliyi emperyalist hedefleri doğrultusunda katletti. 1954 Yılında Guetamala'ya girdi. Acımasızca kıyımlar yaptı. Onbinlerce insanı katletti. 1955 yılında Endonezya, Laos ve Kamboçya'da çok sayıda CIA operasyonu düzenledi. Sözde faili meçhul binlerce cinayet işledi. 1956–1959 yılları arasında Küba'da 60 bin kişiyi Amerikalı danışmanların ve Batista'nın birlikte yürüttüğü operasyonlarda katletti. 1961'de Küba'ya karşı 'Domuzlar Körfezi' çıkartmasını örgütledi. Not: Bu Çıkartmayı haklı göstermek için Tıpkı 11 Eylül Saldırılarındaki kumpas gibi Küba'da bulunan kendi üssü Guantanamo'ya bir saldırı düzenlettirmek istedi... Ama İkiz Kulelerde olduğu gibi onuda eline yüzüne bulaştırdı. 1965 yılında işbirlikçi Suharto ve onun faşist cuntası ile birlikte 1 milyonun üzerinde yurtsever Endonezyalıyı katletti. Aynı yıl Dominik’e paraşütçüleri ile saldırıp 10 binin üzerinde insanı yine emperyalist amaçları uğruna katletmekten çekinmedi. 1975'de Vietnam'dan kovulduğunda arkasında milyonlarca ölü bıraktı. ABD'nin Vietnam halkına atmış olduğu 638 bin ton bomba II. Dünya Savaşı sırasında Avrupa ve Afrika'da atılan bombaların yarısı kadardır. Kişi başına yaklaşık 5 bomba düşmektedir. Milyonlarca Vietnamlı stratejik köylere sürülmüş, sistematik işkenceden geçirilmiş ve yüzbinlercesi sakat bırakılmıştır. Irzına geçildiği için intihar eden kadınların sayısı onbinlerle ifade edilmektedir. 1970–1975 yılları arası Kamboçya ve Laos'da 1 milyondan fazla insan katletti. 1973 yılında Şili'de CIA'nın düzenlediği darbe ile Pinotche iktidara geldi, 30 binin üzerinde Şilili Yurtsever katledildi. Onbinlercesi kayboldu, sürgün edildi, işkenceye maruz kaldı. 1976 yılında Arjanti'nin Efsane Cumhurbaşkanı Isabel Peron'u, Videla önderliğindeki Faşist Cunta ile devirip 50 binin üzerinde insanı katlettiler. Faili meçhul olanların sayısı ise bilinmiyor. 1983 yılında 14 bin Deniz Piyadesi ile Lübnan'ı iki kez işgal etti. Binlerce Yurtsever Lübnanlı öldürüldü. Akdeniz'de eşkiyalık yapan Amerikan 6. Filosuna ait gemiler günlerce Lübnan'ı bombaladı. 1983 yılında Grenada gibi Ufacık bir adaya saldırıp yandaşılarını iktidara getirebilmek için yüzlerce İnsanı katletti. 1986 yılında Uluslararası haydutluk örneği sergileyerek Libya'yı bombaladı, bine yakın sivilin ölümüne neden oldu. Denizden abluka altına aldığı Libya'ya günlerce ulaşımı engelledi. 1989 yılında Darbe ile iktidara gelen eski CIA ajanı Noriega'nın Panama'da üslenen ABD Güney Komutlanlığının kapatılması isteğini bahane ederek Panama'ya asker çıkarttı ve 5 bin Panamalıyı katletti. 1991 yılında kendisine karşı petrol ambargosu uygulama tehdidinde bulunan Kuveyt'e karşı önce Irak’ı kışkırttı. Sonra Irak'ın Kuveyt'e girmesini bahane edip peşine malum tetikçi İngiltere'yi de takıp Irak’ı işgal etti. Yüzbine yakın Iraklı öldürüldü. CNN aracılığı ile direnişi olmayan bu savaşı dünyaya naklen izletip gözdağı verdi. Amerikan ve İngiliz uçakları bu savaşta Irak üzerinde 12 bin sorti yaptı. 2001 11 Eylül–Emperyalist amaçları uğruna kendi halkına bile saldırmakta tereddüt etmeyen Amerikan Yönetimi Bu defa düzmece bir senaryo ile ikiz kuleleri yıkıp 3 bin insanını kendi elleriyle enkaza gömdü. Yine Amerikalı olan 3 gencin hazırladığı “Loose Change” belgeselini mutlaka izleyin. Sistematik bir şekilde patlatılan binaların enkazlarının bile Amerika'da hiç yer yokmuş gibi ivedilikle Amerika dışındaki ülkelere gemilerle nakledilmesi nasıl açıklanabilir..? 2001 yılında 11 Eylül'ü bahane ederek dünyanın alakasız bir noktasındaki Afganistan'a saldırdı. Gerçek neden ise Afganistan'ın henüz işletilmeye başlanmamış olan sonsuz doğal gaz rezervlerinin Çin'e akışını önlemek ve Rusya'yı Güneyden Kuşatmaktı. Bu Saldırılarda 100 bine yakın Afganlı öldü ve bu katliam halen devam etmektedir. 2003 yılında bu kez bir dolu İğrenç yalan ile daha önce de İran ve Kuveyt savaşlarında kullandığı işbirlikçi Saddam Hüseyin rejimini bahane ederek Irak’ı işgal etti. Oysa aynı Saddam 1991 yılında Körfez Savaşı sonrası kayıtsız şartsız teslim olmuştu. Amerika'nın niyeti gerçekten rejimi değiştirmek olsaydı o gün 24 saat içinde bu işi yapabilecek durumdaydı... AMA YAPMADI..! Savaşa taraf olan bir Ülkeden gelen bir ses Irak'taki vahşetin boyutlarını çok acı bir şekilde ortaya koymaktadır. İngiltere'de The Lancet Tıp Dergisi yaptığı araştırmaların ve çalışmaların sonucunu 14 Ekim tarihinde açıkladı. Mart 2003'den Temmuz 2006'ya kadar yaşları 15-44 arası 650 bin Iraklı Sivil Öldürülmüştür. Aynı derginin Mart 2003 Eylül 2004 tarihleri arasındaki açıklamasında bu rakam 100 bin civarıydı. Ölen 650 bin Sivil Irak Nüfusunun yaklaşık % 3 kadardır... Tamamen işbirlikçi YÖNETİMLERE sahip olan, Amerika'nın kucağında oturan ve tüm banka hesaplarını bu ülkede tutan Körfez ve Arap yarımadasındaki bir çok ülkeyi (Bu ülkelerin halklarını ayrı tutuyoruz) Büyük Orta Doğu Projesi altında demokratikleştirme yalanlarına sanırım bizim Medyamızdaki bir takım kemik yalayıcılarının dışında kimse inanmamaktadır. Asıl amacı İsrail'in güvenliğini temin etmek olan ve Irak’ı parçalayıp zararsız hale getirmeyi hedefleyen bu projenin bir sonraki adımı İran ve nihai adımı da TÜRKİYE CUMHURİYETİ'dir Son olarakta BM ve tüm dünyanın tepkilerine aldırış etmeksizin düzmece bir senaryo ile İsrail'in Lübnan'a saldırmasını sağlamış 700'ü çocuk olmak üzere 4 bin sivilin Öldürülmesine sebep olmuştur. ABD'DEN KORKULMAZ MI?..
    (Gönder güvenç, Ocak 15, 2008, 8:09 AM)
  • image Görünen o ki, Lemi Bilgin'i düzmece belge, bilgi ve hukuk dışı uygulamalarla görevden aldıran 'DERİN DEVLET TİYATROSU' oyuncuları, hukukun üstünlüğü sayesinde yargıda aklanarak görevinin başına dönen Genel Müdürü ikinci bir kez aldırabilmek için bu eylemi başlattı. Ancak hatalı olan, bu iş için en başarılı Bölge olan Trabzon'un seçilmesi. Neden… tüm oyunları kapalı gişe oynanan, yöreye sanat ışıklarını yayan, Uluslararası bir Tiyatro Festivalini yıllardır başarıyla gerçekleştiren, özverili çalışanlarının olduğu bir bölge... Ayrıca Trabzon'da 'Devletin tiyatrosunu ve sanatçılarını sevmiyorum' diyen bir tek Trabzonlunun olmadığı, Trabzonluların 'bizim' diyerek ve benimseyerek gurur duyduğu sanat kurumu. Genel Müdürü görevden aldırmaya soyunan bu 'derin tiyatro' sözde oyuncularına aşağıdaki açıklamalar ve bir anektod belki bir şeyler hatırlatır. "Devletin tiyatro politikası Anadolu'da Doğu'ya doğru gittikçe, kültürel açıdan gerekliliği artan bir eğitim politikasıdır. Büyük şehirlerimizde daha fazla olan tiyatro sahneleri ve sinemaları Doğu'ya doğru giderken oldukça seyrekleşir. Kültür herkesin ihtiyacı olduğu için, burada Devlet Atatürkçülük çizgisinde çok doğru bir iş yaparak tiyatroyu ve sanatı insanlarımızın ayağına getirmiştir. Anadolu'da; Trabzon, Diyarbakır, Van, Erzurum gibi sahneleriyle, Devlet Tiyatroları çok güzel oyunlarla, önemli bir eğitim ve kültür hizmeti yapmakta, insanlarımıza tiyatroyu, sanatı, sanatın güzelliğini ve bence en önemlisi adının başında Devlet yazmasına rağmen, insanların içinde gülmeyi ve ağlamayı yansıtmakta, Trabzon'da da bir sanat coşkusu yaratmaktadır. İşte tüm bu sayılan sebeplerden dolayı Devlet Tiyatrolarına müdahale edilmemeli, kapatılmamalı yada özelleştirilmemelidir. Devletin arpalık olan yüzlerce kurumu varken, bu kadar önemli işlere imza atan bir kurum hakkında bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olunmamalı. Devlet Tiyatrolarında Trabzon'daki gibi işini heyecanla ve özveriyle yapan insanların olduğu göz ardı edilmemelidir. Birinci Dünya Savaşı'nda Ali Fuat Erden paşa, Doğu'daki Ermenilerle mücadele eden "Teşkilat-ı Mahsusa"nın adamı Çerkez Ahmet için şöyle demiştir: "Katillere karşı minnet borcu ağırdır. Kirli işlerde kullanılan vasıtalar ihtiyaç ve istismal zamanlarında lüzumludurlar; fakat kullanıldıkları zaman izale edilmeleri gerekir, tuvalet kağıtları gibi..." Çerkez Ahmet daha sonra asılarak izale edilmiştir. İşte, Derin Devlet budur. güvenç
    (Gönder güvenç, Ocak 10, 2008, 5:20 PM)
Köşe Yazarları
Okur Köşesi
Hava Durumu
Çok Okunanlar
Ritaş Hazır Beton
Yorum Yazılan Haberler