header Ana sayfa | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle |
  • Üye Ol - Giriş Yap | Künye | İletişim
Bölümler
Gazetenin 1. Sayfası
Gazetemize Abone Olun
Arşiv
paz sa ça cu cum pa
12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930

Mailinizi ekleyin
Haberlere abone olun:
Saat
Reklam Alanı
Hızır Beton

Altın Tabancalı Kabadayı

Bank Asya 1. Lig Puan Durumu


GÜLBAN

- Saltuk Deniz on Mart 03,2008

image

             İlginç bir ülkedeyiz. Türkiye Cumhuriyeti, en önemli kararlarından birisini alıyor ve Kuzey Irak'a askeri harekat düzenliyor. Tüm ülkenin dikkati bu konu üzerindeyken bir bakıyorsunuz; ülkenin Cumhurbaşkanı son günlerde toplumu geren bir konu olan ‘Türban Yasasını’ onaylıyor.

            Kendi vatandaşlarına ‘ayak oyunu’ yapan bir cumhurbaşkanı herhalde dünyadaki ilk örnek olacaktır!Sayın Gül, ‘Türban Yasası’nı hemen onaylamış olsaydı, Hürriyet Gazetesi yazarı Ahmet Hakan’ın dediği gibi çok daha ‘mertçe’ olacaktı.

           Ama bu tavır bile aslında Sayın Gül’ün kendi siyasi geleneğinin davranış biçimini terk etmediğini, edemediğini göstermektedir. Sayın Gül, daha kendini bu ülkenin 11.Cumhurbaşkanı olarak görememektedir.

            Bu son olayda göstermiştir ki, ‘TÜRBAN’ üstünden siyaset yapanlar, bunu toplumsal uzlaşma ile çözmek niyetinde değildirler. Bu konuyu toplumda yeni gerginliklere yol açmadan çözmek istememektedirler. Buradaki amaç, kişilerin kendi düşüncelerine göre oluşturmuş oldukları dinsel inançları ile ilgili bir sorunu çözmek değil; bunu uzun bir süredir yapmış oldukları gibi ‘OY’a dönüştürerek çözmektir! AKP ve o düşüncedeki insanlar için bu, bir sorunu çözmek değil iktidara gelmek için kullanılan bir araçtır.

           Türban, ki bazıları ona son günlerde ‘Başörtüsü’ demekte ısrar etmekteler. Oysaki aynı insanlar yıllarca ‘TÜRBAN’a özgürlük diye bağırdılar. Şimdi bu sözden rahatsız olmaktalar ve ‘Başörtüsü’ sözünü kullanmaya çalışmaktalar. Hayır bu bir ‘TÜRBAN’dır. Çünkü bu topraklarda yüzyıllardır insanlar başlarını çeşitli nedenlerle örtmektedirler. Erkeklerin de başlarına bir şey takmadan dışarı çıkmaları yenidir. Evet, örtme şekilleri de geleneklerine göre yapılmaktadır. Kimi keşanını kullanarak başını örtmüştür. Kimi de başka şekilde örtmüştür.

            Günümüzde konuşulan, dayatılan, Başbakanın dediği gibi siyasal simge olan ‘TÜRBAN’dır. Sayın Gül'ün de onayladığı yasa ‘Türban Yasası’dır. Başörtüsü Yasası değil! Onun için bu değişikliğin adı da ‘GÜLBAN’ değişikliğidir. Artık başa takılanın örtünün adı da ‘GÜLBAN’dır.

            Peki onayladı da ne oldu? Aksine işler daha çok karışacak. Bundan sonraki süreç daha karmaşık bir hal alacak. Anayasa Mahkemesi değişikliği iptal ederse ne olacak? Vatandaşın birisi çıkıp ta, “Sayın  Cumhurbaşkanım benim çocuğum cephede savaşırken bu yasayı niye çıkardın. Benim cephede savaşan çocuğum senin siyasi düşüncelerinin gerçekleşmesi için bir araç mıdır?” diye sorarsa… O zaman nasıl yanıt vereceksiniz Sayın Cumhurbaşkanım...

             Maliye Bakanının ağzından kaçırmış olduğu sözcüklerle konumu tarif edilmiş olan YÖK'ümün Başkanı fetvasını vermiş durumda, “Türbanlılar Üniversiteye alına”.

             Anladığım kadarıyla AKP, “YÖK'ü kaldıracağım” deyip yola çıktı, fakat baktı ki YÖK'ü teslim alıp işleri yaptırmak daha akıllıca ve kolay, bu işe girişti. Yıllarca YÖK'e karşı slogan atan Türbancılar, şimdi “Yaşasın YÖK” diye mi bağıracaklar? 

             Fakat YÖK'ümün Başkanının fetvası, üniversitelerde çok fazla etkili olmamış olduğu görüldü... Ve YÖK Başkanı, Yalova Kaymakamı duruma düşürüldü!.. Çok sayıda Üniversitede türbanlılar üniversiteye sokulmadı. Bu arada Rize Üniversitesi Rektörünün de hemen uygulamaya geçmiş olmasını, 10.Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer de ilgiyle izlemiştir.

            Anayasa Mahkemesi bu kararı iptal ederse, bu rektörlerimiz Üniversitelerinin kapılarını nasıl kapatacaklardır? O zamanda hemen uygulamaya geçebilecekler midir?

            Bir ülkede profesör olmak için, rektör olmak için yapılan değerlendirmelerde omurgalı olmak aranmamakta mıdır?

           Son olaylarda göstermiştir ki, YÖK artık bitmiştir. Bir an önce kaldırılmalı ve yerine Üniversitelerin Akademik özgürlüklerinin geliştirilmesine olanak verecek yeni bir yapı kurulmalıdır.

           YÖK'ün 17. Maddesi değiştirilmeden yapılan bir uygulamanın geçerli olmayacağı kesinken;YÖK'ün bu şekilde karar alması, AKP’nin nasıl bir kadrolaşma içinde olduğunun açık bir göstergesidir. Bir ülkede profesör noktasına gelmiş olan insanların makam uğruna yapmış olduklarını görünce, yoksullaştırılmış insanların bir çuval kömüre oylarını vermiş olmaları yadırganacak bir durum değildir artık!

           Ülkemiz yalnızca ekonomik olarak yoksullaştırılmamış, değerler açısından da yoksullaştırılmıştır artık.Bir ülkenin başbakanı şehitlere ‘kelle’ dediği için mahkemelerden tazminat cezası almakta, şehit cenazelerine katılamamakta; ülkenin Ekonomiden Sorumlu Bakanı, İngiltere Kraliçesine bağlılık yemini etmiş ve İngilizce konuşurken kendisini daha rahat hissettiğini söylüyor; Maliye Bakanı ülkenin tüm kaynaklarını babalar gibi satma peşinde ve Ülkenin Cumhurbaşkanı da ülke yarı savaş durumundayken arada çaktırmadan ‘Türban Yasasını imzalıyor ise ortada bir durum vardır demek...

          Ne diyeyim sevgili Ülkem; "Vazgeçtim bu dünyadan… Dünyamdan geçtim ama,Seni yalnız komak var, O koyuyor adama" W.Shakespeare-66. sone.


189 Kere okundu

Bu haberi beğendiyseniz, notunu siz verin.

1 2 3 4 5 Rating: 5.00Rating: 5.00Rating: 5.00Rating: 5.00Rating: 5.00 ( 6 Kişi Puan Vermiş)
comment Yorumlar (0 Tane Yorum Yazılmış)
Köşe Yazarları
Okur Köşesi
Hava Durumu
Çok Okunanlar
Ritaş Hazır Beton
Yorum Yazılan Haberler