header Ana sayfa | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle |
  • Üye Ol - Giriş Yap | Künye | İletişim
Bölümler
Gazetenin 1. Sayfası
Gazetemize Abone Olun
Sitemize Reklam Verin
Arşiv
paz sa ça cu cum pa
12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930

Mailinizi ekleyin
Haberlere abone olun:
Saat
Reklam Alanı


Bank Asya 1. Lig Puan Durumu
Hızır Beton


Derelerimiz, Sularımız Bizim Hayat Kaynağımızdır

- Yaşar Çiçekoğlu on Mart 12,2008

image

Bölgemizin en önemli konusu bence eğitimdir. İnsanlarımızı çevre konusunda bilinçlendirmektir. Bu, yüzyılları alacak çok uzun bir süreçtir bence.

On yedi yıl Çevre Derneğini yönettim. Derelerimizin nasıl kirletildiğini görüntülü belgesel yaparak Ankara’ya, daha Çevre Bakanlığı ilk kurulduğunda bakanlığa götürdüm.

Yasal düzenleme önerileri de olmak üzere dilekçeler verdim. Bunların içinde Fındıklımızın Arılı Köyünde devletimiz tarafından yaptırılan ‘Arılı Köyü Sağlık Ocağı’nın lağım atıklarının dereye verilmesi konusu da vardı. Bakanlıktan müfettişler geldi. Çok olaylar yaşandı...

Derelerimiz halkımız tarafından maalesef kirletiliyor. Dere kıyısındaki evlerin atıkları suya veriliyor. Muhtar, ‘feodal bağlar’ nedeniyle bir şey diyemiyor. İstese o evlere izin vermez çözüm üretirdi... Muhtarlarımız alınmasın... Çöpler savrulup ırmaklara atılıyor... Bu uzun bir konu...

Aslında bu kirletmeyi önlemek zor bir iş değil... Muhtarlık bunu önleyebilir. İl ve ilçe yönetimleri bunu önleyebilir. Yasal tedbirler de alınmış... Uygulama yapılmıyor. İstense yapılır. Tabi çöp ve atıklarla ilgili alt yapılar da gerekli, o da ayrı bir konu.

Çağdaş hiçbir ülkede dere ve ırmaklar bu kadar kirletilmiyor. Yetkilerinizi kullanın. İşiniz bu olsun, göreceksiniz derede yüzen insanların ayağına cam kırıkları batmaz.

Gelişim Tv’de bir açık oturuma katılmıştım. Ardeşen’de görevli bir doktor şöyle dedi: “Bu, cehaletse, Almanya’ya giden bizim insanlarımız neden yere çöp atamıyor? Tüküremiyor veya atığını dereye veremiyor? Yasalar karşısına çıkar da ondan” demişti. Doğrudur.

Sözün kısası, kim bu ülkede yetkili ise; yirmi dört saatte bu sorunu çözebilir. Haydin bakalım... ‘Derelerimiz elden gidiyor, baraj yapılacak’ diye feryat eden, ben de dahil herkes, ‘sahilin görünümü, doğal yapısı bozuldu’ diyenler, denizin ne kadar kirlendiğini derelerimizin ve mahalle aralarında akan ırmakların ne hale geldiğini öncelikle dile getirsinler. Bunu öncelikle biz dile getirmeliyiz.

Bir söz var: “Sen söyle, sen işit; Memeoğlu Reşit!..” Biliyorum sonuç alamayacağız, bu feryatlar işe yaramayacak... Olsun biz de insan olarak bize düşen görevleri yerine getirmiş oluruz. Bu konu şahsi değil, bizim, hepimizin geleceği, insanlık için...

Yöneticilerimiz ve tabi siyasilere de büyük görevler düşüyor... El ele verelim, bu önerileri dikkate alalım.

Sevgidir insana... İnsanlık özlemidir. Sevgilerimle...


6985 Kere okundu

comment Yorumlar (4 Tane Yorum Yazılmış)
  • image FINDIKLI’ DA BİR KÖY VARDI YOKSULLUĞUN TADI Ay ışığının gölgesi düşerdi yoksulluğun üstüne Yıldızlara soyunurdu karanlık Düşerdi yollara uykusuz Fındıklıda bir köy vardı Kar yağar suları donardı Çamur göletlerinde yüzdüm Solungaçlarında balıkların Ağıtlarıyla uyudum. Fındıklıda bir köy vardı Düşlerimi büyüttüğüm Sularından içtiğim Fındıklıda bir köy kaldı Albümlerde yaprak Yoksulluğu soluduğum Sevgilim Canım toprak. Yaşar ÇİÇEKOĞLU
    (Gönder YAŞAR ÇİÇEKOĞLU, Nisan 3, 2009, 2:52 PM)
  • image İNSAN OLMAK İnsan olmak pek zor olmayacak Genlerim bana bin beş yüz güneş yılı ömür verdi .Ben ve benim gibilerin çok çok yaşadığı bir dünya kurmaya karar verdiğimde çok küçüktüm. Ağaçların yapraklarını açmağa başladığı aydınlık bir ortamda etrafıma bakıp düşünüyordum. Güneş ve yıldızlar bir arada. Bulutlar rüzgarla yarışır gibi hareket halindeler. Karanlık olmayan gündüz ve ılık sıcaklıklar ortasında rahat ve mutluyum. Bulutlar yağmura ve kara dönüşüyor. Irmaklar derin vadilere akar dururken denizler okyanuslara doğru yol alıyor. Dünyalı gibi yaşıyorum. Karbonhidratlardan, sebzelerden ve vitaminlerden yararlanıyorum. Hastalıklarla aram iyi değil. Hiçbirini sevmiyorum. Onlarda bana bulaşmıyor. Biliyorlar ki ben uzun yaşamaya karar verdim. Üremek,beslenmek , barınmak temel güdülerimdir benim. Ancak., giyinmek, savunmak,özlemek,üzülmek , nefret etmek gibi kavramlara yeni yeni alışıyorum.. Korku!... Ne kadar kötü bir duygudur. Endişe duymak !... İçin içini kemiren bir olgu. Karanlığı yaşamayan bir dünyalı olmak beni pek mutlu etmiyor. Karanlığın gizeminden yararlanmak isterdim. Gece rüyalarını tatmak isterdim. Uyumaya çalışıyorum. Sadece dinlenmek için oluyor bu. Ve dinleniyorum. Dinlendiğimi hissediyorum ve yeterli oluyor bu. Köyleri beldeleri ve kentleri vardır dünyamın. İnsanlar., aile, akraba, komşu ve topluluk olarak yaşıyorlar dünyamda. Büyük dedem bin beş , baba annem de bin dört yüz güneş yılını yaşamışlar. Böylesine deneyimli bir ortam içinde yaşadığımdan olacak medeniyet denen kavramın kalbiyim. İnsanı değerleri özümsediğimden ve bu genlerle yaşayan toplulukta yaşadığımdan pek sorunlarla karşılaşmıyorum. Yaşadığım dünya tekamül etmiş. Enerji , teknoloji ve bilgi birikimi yanında yetişmiş insanlar tüm insanlığa katkı sağlıyorlar. Her insan bir diğer insana medeni ölçüler içinde yaklaşıyor. Paylaşıyor, mutluluğunu istiyor... Kendisine yapılmasını istemediğini bir başkasına asla yapmıyor. Dünyamda altı milyar insan yaşıyor. Renkleri ayrı, dilleri ayrı, iklimleri bir . ..ılık ve sıcak bir ortam. Nem ve yağış bitkilerin gelişimi için yeterli. Benim dünyamda keşfedilmemiş bir kara parçası yoktur. Bilinmeyen maden ocakları ve kömür yatakları, uranyum veya başka bir maden.. .hepsi insanlık içindir. Yaradan , dünyayı tüm insanlara yetecek kadar çok ürünlerle birlikte yaratmış.... Temiz hava, su temel maddelerdir. Suyun içindeki mineraller, tuzlar, havanın içindeki oksijen .. . ağaçlar, ormanlar, hayvanlar, deniz...her şey.. Her şey insanlık içindir bizde. Köyde , kasabada ve kentte yaşamak isterim. Her yerde yaşamak isterim. Yaşamak benim hakkım. İsanların hakkı. Her canlının yaşama hakkı vardır aslında. İnsan olarak düşünmek, felsefeye sahip olmak ve insanlığa bu düşüncelerle yararlı olmak da var.. Aslında insan olmak var benim dünyamda. Gözlerimi açtım. Dinlendiğimi hissettim. Her zamanki gibi çok mutluyum .Algılama sendromu yaşamadığıma eminim. Düşüncelerimde olumsuzluk hiç yoktur. Karanlığa açtım gözlerimi. -Hayret Aydınlıklar yeniden karanlık oldu. Güneşe görünmüyor yüzüm. Ağaçlar ,insanlar, sular...doğada ne varsa karanlığın gizeminde saklı. Umutlar oluştu beynimde Yıldızları, Ayı ve bulutları görüyorum. İnanamıyorum. Dünyalılar gibiyim artık. Karanlığı ve yarının, yarınların umudu oluşuyor zihnimde. Tüm insanlar benim gibi mi? -Onu aydınlık günlerde göreceğiz Ve bekliyorum gündüzü. - - Rüyada değilim Eminim Eminim , çünkü, düşüncelerimin, duygularımın ve kendimin farkındayım. Karanlığı aydınlatacak bilim adamlarını düşünüyorum. Arşimedleri, Nevtonları, Edisonları -Kendimi toparlamaya çalışıyorum ve doğruluyorum. Ayağa kalkınca üzerime çöken karanlığı aydınlatmak istercesine bir tepki oluşuyor belleğimde. Düşünüyorum. Gökyüzündeki yıldızlara bakıyorum. Sonsuzluğu algılıyorum. Ve ayın, bulutların şekilden şekile durumunu... -Yarım ay Dolunay değil Nedenlerini düşünmüyorum Her olayı doğanın kendi durumu ile ilgili olduğunu kavradım . Kendimi bilinmezlerin arkasına koşan biri gibi görmüyorum. İnsanım İnsanlığımı yaşamak istiyorum. Gün yavaş yavaş aydınlanıyor. Ay ışığında ve yıldızların gölgesinde gezinen baykuşlar yavaş yavaş yuvalarına çekildi. Gün, gündüzün aydınlığında çok mutlu. Ben de çok mutluyum. YAŞAR ÇİÇEKOĞLU60
    (Gönder YAŞAR ÇİÇEKOĞLU, Nisan 3, 2009, 1:16 PM)
  • image Yukarıdaki makalemin çokçok okunduğunu görmek yaşama, insana, insanlığa olan bakışımı, sevgimi daha bir artırdı. Çevre duyarlılığının bölgemizde, ülkemizde daha da arttığını görmek gerçekten sevindirici. Duyarlı tüm canlara en içten sevgilerimi sunarken çevre bilincinin hiç eksik kalmamasını diliyorum. Bu anlamda çok uğraş ve gönül vermiş biri olarak , en azından duyarlı bir muhtarımızdan veya sayın yetkili bir büyüğümüzden olumlu bir mesaji dolaylı da olsa beklediğimi arz ediyorum. Herşey gönlünüzce olsun. Yaşar ÇİÇEKOĞLU
    (Gönder Yaşar ÇİÇEKOĞLU, Aralık 30, 2008, 10:59 PM)
  • image "DERELERİMİZ,SULARIMIZ HAYAT KAYNAĞIMIZDIR" demiştim. Bir yorum getirmek isterim. (Çevre Dostlarıma sevgiyle...) FINDIKLI Temizliğin geçmişini geleceğimizin umudunu arardık, Övünmek gibi olmasın der; Günahlarımızı önümüze, Sevaplarını üstümüze sererdik. Yoksulluğun tadındaydı her şey. Bugün cehaletle kirlettiğimiz ırmaklarda derelerde, Övündüğümüz günler geliyor aklımıza. Övmek ve dövünmek arasında kaldık. Çağlayan ve Arılı derelerinin çağlayanlarında uyandık, Tadındaydı her şeyi gönlümün, Irmakları derelere denizlere, Alabalıklara eşlik ederek akar; Balıkçı Mustafa, meyhanelere alabalık satardı. Atıklar ülkesinde dünyanın bir üyesi Olmamak için ağladım bağırdım. Teknoloji ve iletim çağında, Sorumlulara nefes kestiren Duyumlar verdim... 'Bana ne!' çıkmazında daralan Fındıklılı halkım çaresiz. Çöp bidonlarına lanetler yağdırır, Çam burnunda kurulacak tesisimiz. Lağım suları gözyaşımla akar sahile, Yakarmalarımız sonsuza dek; Bu gidişle can veriyor balıklar Ağlamaklarımız nafile... Cennetindeyiz Fındıklı'da doğanın, Karadeniz'in özsuyunda insanlık Bir hamle daha yaparak, Aydınlığa yükselen Sevgimize kavuşacağız. Yaşar ÇİÇEKOĞLU
    (Gönder YAŞAR çiçekoğlu, Nisan 17, 2008, 9:55 AM)
Köşe Yazarları
Okur Köşesi
Hava Durumu
Çok Okunanlar
Ritaş Hazır Beton
Yorum Yazılan Haberler