header Ana sayfa | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle |
  • Üye Ol - Giriş Yap | Künye | İletişim
Bölümler
Gazetenin 1. Sayfası
Gazetemize Abone Olun
Arşiv
paz sa ça cu cum pa
1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031

Mailinizi ekleyin
Haberlere abone olun:
Saat
Reklam Alanı
Hızır Beton

Altın Tabancalı Kabadayı

Bank Asya 1. Lig Puan Durumu


Anadolu'nun Türk Tapu Senetleri

- Mahiye Morgül on Nisan 01,2008

image
Truva ve Çanakkale  

            Anadolu binlerce yıllık Türk yurdudur. Atalarımız, gerek kanlarıyla, gerek ay yıldızlı armalarıyla, gerek kaya üstü yazılarıyla, gerek Romalı korsanlara karşı verdikleri şanlı direniş savaşlarıyla ve gerek o savaşların kahraman komutanlarına yaptıkları heykelleriyle bu toprakların Türklerin yurdu olduğunu  defalarca belgelediler, tarihe yazdılar.

            Batılı korsanlar her seferinde başka maskelerle karşımıza çıktılar, yağmaladıkları yerlerde bize ait izleri sildiler, kendi izlerini bıraktılar. Bugün o yağmalardan bıraktıkları haçlı ve çift üçgenli izleri sürerek, buralar kendilerine aitmiş gibi topraklarımızı yeniden yağmalamaktadırlar.  Hatta, şimdi bile izlerini her yere kazımaktadırlar; örneğin Konya’da Mevlana’nın önündeki kaldırıma döşenen İsrail bayraklarını nasıl izah edersiniz?

            Çanakkale’de “Truva’nın öcünü aldık” demişti Mustafa Kemal. Aynı topraklarda büyük bir uygarlık merkezi olan Truva’yı,  bu Turan soyluların obasını yağmalayıp yerle bir eden (tahmini MÖ.1500) işgalci Helenlerin arkasındaki düşman gücün 1915’deki düşmanlarımızla aynı güç olduğunu biliyordu Atatürk. Bugün de düşmanlarımız aynıdır, sadece maskesi değişmiştir.

            Düşmanlarımız o zaman paralı Yunan askerlerini Truva atının içine saklayarak  girdiler topraklarımıza, bu gün de “demokrasi” atının içine saklanarak girmektedirler. Çanakkale’de savaştırdıkları paralı askerlere maaş veren Anzac şirketi (Avustralian New Zeland Army Cooperation) bir İngiliz Yahudi şirketi idi ve o zavallıları “demokrasi” için savaştıklarına inandırmıştı. Bugün de düşmanlarımız “demokrasi” maskesiyle topraklarımızı yağmalamaktadır.

Anadolu topraklarında kurulan ilk milli devlet Pantus Oğuz Krallığı (MÖ.301) 1.Büyük Bedri tarafından yine Romalı korsanların yağmalarına karşı savaşırken kuruldu. Aynı yıllarda Samsat Koman krallığı  Roma saldırılarına karşı kuruldu. Kaşgari Oğuzlu Koman Türk’ü komutanların heykelleri Nemrud’un başında taştan yontulmuş Türk tapu belgeleri olarak orada durmaktadır.

Mağaralarda ve yazılı kayalardaki  14 bin yıllık Türk tamgaları; Trabzon’da, Erzurum’da, Van’da, Hakkari’de… Onlar bizim 14 bin yıllık tapu senedimizdir.

Kim ki gelir bugün bize İsa üzerine Meryem üzerine uyduruk tapu çıkartır, ona verilecek cevabımız hazırdır; “Siz buraları yağmalamaya ve Hıristiyanlaştırmaya geldiniz, işgalciydiniz, utanmadan bir de buralar bizim diyorsunuz, DEFOLUN!”

İşgalcilerle işbirliği eden o zaman da birileri vardı, maalesef yenilgilerimiz hep o işbirlikçi hainler yüzünden olmuştur.  Birlik olduğumuz zaman bizi yenemeyeceklerini biliyorlardı, o nedenle sahte din adamlarından sahte taht kavgalarına, kardeş kavgalarına kadar her yolu denedi düşmanlarımız.

Çanakkale’de yendiğimiz İngilizler bir sürü sahte din adamı ajan saldılar coğrafyamıza. Yoksa, İngilizler, Kürt aşiret ağalarını kışkırtıp din adına çıkardıkları isyanlarıyla Misakı Milli sınırlarımız içindeki Musul ve Kerkük’ü nasıl dışarıda tutup kendi sömürü alanı yapabilirlerdi?

1948’de Fener Rum patriğinin nasıl atandığı daha yakın bir örnektir. Araştırmacı yazar E.Kur.Alb.Ömer Lütfü Taşçıoğlu Ulusal Kanal’da anlattı. Amerikan başkanı telefon ediyor İnönü’ye, “Fener patriğini biz gönderelim” diyor. “Sizin adamınız Türk değil, olmaz” diyor İnönü önce. Sonra formül bulunuyor, Yunanistan’dan gelen patriğe bir Türk nüfus cüzdanı hazırlanıyor, hava alanında dışişleri bakanı tarafından karşılanıp adamın eline veriliyor. Bu patriğin yanına birisi gidiyor, altı ay orda onunla hemhal oluyor. Bu adam kimdi bilir misiniz? Bediüzzaman Saidi Nursi diye göklere çıkartılan adam o adam. Kuran’ın yeniden yazılamaz kuralını bozup risaleler şeklinde sayfalarca yazılar yazan adam. O adamın afişleriyle donatıldı her yer Çanakkale Şehitlerini Anma haftasında… Kahraman diye gözümüzün için sokulan bu adam o sahte patrikten altı ay neyin eğitimini almış olabilirdi? Sonuç ortada; Türk Müslümanları bir daha bölündü!

Hazindir ki, bugün, Çanakkale’yi “geçilmez” yapan şehitlerimizi ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ümüzü gönlümüzce anmamıza gölge düşürülüyor.

Onlar ki bu toprağı al kanlarıyla suladılar, bize uğrunda şehit olabileceğimiz bir vatan bıraktılar; ışıklar içinde yatsınlar, ruhları şâd olsun, anıları yolumuzu aydınlatsın...17.3.2008


199 Kere okundu

Bu haberi beğendiyseniz, notunu siz verin.

1 2 3 4 5 Rating: 5.00Rating: 5.00Rating: 5.00Rating: 5.00Rating: 5.00 ( 3 Kişi Puan Vermiş)
comment Yorumlar (0 Tane Yorum Yazılmış)
Köşe Yazarları
Okur Köşesi
Hava Durumu
Çok Okunanlar
Ritaş Hazır Beton
Yorum Yazılan Haberler