Emperyalist merkezler arasında ganimet paylaşımından doğan sorunlar 1. ve 2. Dünya Savaşlarında önemli kırılmalara ve kanlı boğazlaşmalara yol açmıştı. Yeni emperyal anlayış bu merkezlerin kendi aralarındaki boğazlaşmadan doğacak maliyeti Taşnakçı türü gruplar kullanarak kendi dışındakilere fatura etmeye çalışıyor.
10 Ağustos 1920'de İstanbul'da Damat Ferit hükümeti emperyalizmin Sevr yağmasına boyun eğmişti. Mustafa Kemal, 1918 Mondros Ateşkes Antlaşması ile cesaretlenen Taşnak çetelerin Türklere saldırdıklarını, 1920'de bunun dayanılmaz bir düzeye ulaştığını ifade ediyordu. Bolşeviklerin iç savaşla meşgul oldukları, Anadolu hareketinin emperyalist dayatmalara karşı toparlanmaya çalıştığı bir dönemi fırsat bilen Erivan'daki Taşnak hareketi, kurulduğundan bu yana, Rosa Luxemburg'un da belirttiği gibi "insanları militarize etmekle", "Türkiye'nin içlerine doğru askeri saldırıların hazırlanmasıyla, ülkeye silahların getirilmesiyle, Türk birliklerine karşı saldırıların yönlendirilmesiyle" ilgilenmekteydi.
Ermenistan'da ve Batı'da Taşnakçı gelenek etkinliğini sürdürüyor. Sevr yağmasının 80. yılında (2000'de) Erivan'da "Anavatan-Diaspora Komitesi", Erivan Ulusal Bilimler Akademisi'nde bir toplantı düzenlemişti. Toplantıda konuşan Doğu Çalışmaları Enstitüsü Direktörü Nikolay Hovannasyan, Sevr ile Erzurum, Van, Bitlis ve Trabzon'un (Karadeniz'e çıkış yolu sağlamak amacıyla) Ermenistan'a verileceğini belirtiyordu. Bunun gerçekleşmesi için çaba gösteren zamanın ABD Başkanı W. Wilson'dan övgüyle söz edilmiş, hareketin amacında bir değişiklik olmadığı gösterilmişti.
TAŞNAKLAR AJAN OLARAK KULLANILIYOR
Erivan'daki komite Sevr'i, Ermeni diplomasisinin kesin bir zaferi olarak nitelendirmişti. R. Hambartsumiyan, Sevr'in Ermenistan'ı ilgilendiren, Türkiye'nin doğu ve güneydoğusunun önemli bir kesiminde Ermenistan kurulmasını öneren maddelerinin Bolşeviklerle Türklerin gizli görüşmeleriyle geçersiz kılındığını söyledi. Bunu ABD'de sayıları bol olan Taşnakçı tarihçilerinin en önemli isimlerinden biri kabul edilen Prof. R. H. Hovannasyan da 1973'teki bir makalesinde iddia etmişti. Fakat Bolşevik tarihi konusunda en önde gelen isimlerden biri olan Prof. E. H. Carr ''Bolşevik Devrimi'' adlı araştırmasında bu tür iddiaların sağlam bir temele dayanmadığını yazmıştır.
Bolşeviklerle Kemalistlerin işbirliğinin Kafkasya'da İngiliz planlarını bozacağını düşünen İngiltere'nin, Kemalist hareketin daha doğuşunda bastırılması için Taşnakların ajan olarak kullanıldığı bilinmektedir. İngiltere'nin tüm çabaları ve Taşnakçıların saldırılarına rağmen 1917 ihtilali sonrası Bolşevik-Kemalist işbirliği başarılı olmuştu. İngiltere'nin kuşatmasına karşı hem yeni Rusya'nın güneyi güvenceye alınmış hem de Anadolu kurtuluş hareketinin doğu kanadı üzerindeki baskı kalkmış ve ordular batı cephesine kaydırılabilmişti. Erivan'daki toplantıda alınan bir kararda ise Sevr'in Kürt devleti kurulmasıyla ilgili kararının Ermenistan'ın bölgesel etkinliğini arttıracağı da ifade edilmişti. Bu karar, ABD merkezli Kürdistan planının arkasında aslında yine aynı merkezin Taşnakçı hareketinin kazanımlarının önünün açılmasının hesabının yattığını göstermektedir.
Günümüzde 1915 Ermeni Tehciri konusunun PKK meselesinde olduğu gibi AB ya da ABD merkezli dayatmalara konu edilmesi karşısında geçmişten ders çıkarmak gerekiyor. Osmanlı'nın zor bir süreçten geçtiği, Çanakkale'de emperyalist orduların donanmalarının saldırılarının başladığı bir dönemde doğuda Çarlık Rusya'sının İngiltere'nin de işine gelecek bir şekilde hareket ederek Ermeni Taşnak çetelerden kurulan birliklerle saldırılar düzenleyerek Osmanlı birliklerini doğu cephesinde tutmak yöntemi günümüzde de değişik biçimlerde kullanılmaktadır. ABD ve müttefiklerinin Irak petrollerini yağmalama çabasında Irak'ın çevresindeki ülkelerin gelişmelere müdahale etmesini engellemek ve Türkiye'nin bölgede emperyalizmin taleplerine uygun davranmasını sağlamak için PKK gibi Taşnakçılara da görev verilmektedir.
BİZANS DA ÖYLE YAPTI
Osmanlı'nın Perinçek'in de belirttiği gibi vatan savunması yapması ve emperyalizmle işbirliği yapanları bölgeden uzaklaştırması Bizans'ta da görülen bir gelişmeydi. 'Bizans İmparatorluğu'nda bir politika olarak nüfus transferi' adlı bir makalede ('Comparative Studies in Society and History' adlı dergide Ocak 1961'de yayınlanmış). Bizans imparatorunca, doğu Anadolu'da güvenlik sorunu yaratan Ermeni yerleşimcilerin bazı bölgelerden toplu olarak imparatorluğun diğer bölgelerine transfer edildikleri, yani tehcire tabi tutuldukları belirtiliyor. Osmanlı'nın da, güvenlik nedeniyle Ermenileri özellikle Lübnan'da Hıristiyanların yaşadığı, Dağlık Lübnan denen bölgeye gönderdiği biliniyor.
Emperyal merkezler Türkiye'de ve Türkiye üzerinden bölgede etkinliklerini artırarak sürdürmek için değişik isimlerle ifade edilse de Taşnakçı işlevlerini sürdüren örgütlenmeleri bugün de kullanmaktadır. Emperyalizmin doğası gereği eskiyen örgütlenmelerin yerine yenilerinin ikamesinde gecikilmemektedir. Bu dayatmalara ve saldırılara karşı direnmenin emperyalizme açık tavır alınmadan mümkün olmadığı unutulmamalıdır.