Laikliğe Türkçe bir tanım bulalım diyor birisi, “aklîliktir, akılcılıktır” diye ekliyor sonra kendisi. Latince olan “laik” sözcüğüne Arapça’dan aklîliği alıyor, farkında değil.
Akılcılığın Türkçe’si de var; uslamlama, usa vurma. Peki ama, bu sözcükler laikliğin karşılığı olabilir mi?
Laik yönetimin yerine akılcı yönetim denilirse hiç ikisi aynı şey olur mu?
Devlet yönetimiyle ilgili bir terim, sınıfsal-sosyal bir terim olan “laik düzen” ile kişinin zihinsel faaliyetine ait olan bir terim hiç aynı anlamda kullanılabilir mi? Laik düzen, halkçı düzendir!
Laik devlet düzeninin nasıl bir şey olduğunu hiç yaşamamış olsaydık neyse. Neden böyle bir çaba, merak ettim doğrusu.
Laikliğe yeni bir ad bulma çabası içinde olan bir TV programını (Enerji Savaşları ) bu merakla haftalarca dinledim. Aynı kişi birkaç hafta önce CHP başkanlığına adaylığını koyunca neden böyle bir çabaya girdiğini biraz daha merak ettim.
Önceki hafta yine laiklik sözcüğünü değiştirelim demeye devam ederken, halifeliğin kaldırılışının yıldönümüydü, “Atatürk halifeliği kaldırmakla Hint Müslümanlarını küstürdü” dedi, yetmedi, “Hint Müslümanlarının küslüğünü gidermek lazım” demez mi?
Çok akılcı bir mantıkla mı söylüyor bunu, -laikliğe aklilik diyordu ya- inanılır gibi değil! Bu akılcı-kurnaz mantıkla “Atatürk’ün astırdığı İngiliz ajanı Hint Sagir’in bağış diye getirdiği parayı da geri verelim” diyecek nerdeyse!
Hani Hint Müslümanlarının böyle bir talebi falan olsa… Yoktur, olmaz. Onlar İngilizlerden kurtulmak için Mustafa Kemal’i örnek aldılar, özellikle Pencap’ta evlerin baş köşesinde Mustafa Kemal resimleri asılıdır. Mustafa Kemal’in ağzından çıkan her cümle Bombay gazetelerinde manşet atılırdı. Anımsayalım, 1936’da Atatürk’ün, Filistin’de İsrail devleti kurulmasına karşı TBMM’de yaptığı konuşmayı batılılar Bombay gazetelerinden öğrenmişti.
“Laiklik, dinin devletten ve siyasetten ayrı tutulmasıdır” tanımını bilmeyenimiz yoktur. Cumhuriyet ruhban sınıfını kaldırır ki halk kendi kendini yöneten, kendisi egemen olabilsin. Laik yönetim, halkın iktidarıdır, yani Cumhuriyet rejimidir.
Latince “laikler” sözcüğü, tüm çalışan üreten insanları kapsayan sosyal sınıfın adıdır. Eski Roma’da bu sınıf “sarayın ve kilisenin dışındakiler” olarak da açıklanabilirdi. Amerikalılar ise bu sosyal sınıfa dışarıdaki halk anlamında “sokaktakiler” der. Eğer biz laikler kavramını Amerikanca’dan alsaydık, “sokaktaki işsiz güçsüz takımı” diyecektik.
“Laik” Türkçe bir sözcüktür; Ön-Türkçe’dir, “helayik” demektir, dönüşerek “halk” olmuştur. Latince’ye Etrüskçe’den girmiştir. Fonetik açılımıyla laik yönetim, halk yönetimidir; çalışanların, helayıkların kendini yönetmesidir. Halk yerine Arapça Cumhur demekle değişen bir şey yoktur.
Neden laiklik terimine başka bir anlam yüklemeye çalışmaktadırlar acaba? Akılcılık diyerek, bireysel bir kavrama mı indirmek niyetindedirler? Akıl denilen kutu bilgisayar gibi içi boş dünyaya gelir, içine ne bilgi yüklersen onunla mantık yürütür. Akıl kutusunun içine Minzeci tarikatının “Hırsızlık yapanın kolu kesilmelidir” buyruğunu koyarsan, sokağa bırakıldığı için baklava çalan çocukların kollarını budamaya başlarsın… Bu akılcılık mıdır, laiklik midir şimdi?
Oysa halkın kendinin ve çocuklarının karnını doyuracağı halkçı bir yönetim, bağımsız bir ülke, ulusal kaynaklarını yabancılara değil kendi çocuklarına sunan müreffeh ülke, kamucu, devletçi, ulusun egemenliği, hepsi birlikte “laik ve sosyal devlet” demektir. Ki o zaman çocuklar baklava çalmazlar!
Neden laiklikten söz ederken Minzeci tarikatına (böyle bir tarikatın varlığı da şüphelidir) atladım derseniz, laikliğin adını değiştirelim diyen bu programcı bilim adamı, “Akılcı bir tarikat var, adı Minzeci” diye sık sık söylemektedir de ondan.
Laikliğe yeni ad arayanlar, bıraksınlar laikliği yerinde, dokunmasınlar Cumhuriyetimizin temel kavramlarına. Hem de bilim adamıyım diyerek bunu yapmak affedilecek şey değil. İçi boşaltılmadık bir tek laiklik kavramımız kaldı!
Bir bilim adamı TV programında, önceki hafta programa davet ettiği bir konuşmacı için, “Birisi de geldi burada laik helayikten gelir dedi” gibi bir söz kullanırsa, ne kadar ciddidir? Paket yayın olan çekimleri makaslayarak yayına verir ve bunu, zamanı aştığı bahanesiyle açıklarsa buna ne denir?
Kimse profesörlük etiketine sığınıp da Cumhuriyetimizin temel kavramlarını değiştirmeye, içini boşaltmaya, ortadan kaldırmaya çabalamasın. Bu halk öyle sakin anlamaz görünür, efendiliğini bozmadan dinler ama, canına tak dediği zaman, sözü sahibine iade eder ve gerekeni yapar! 6.4.2008