Hedef, Karadeniz Uşağını teslim almaktır.
18, 19, 20 ve 21. yüzyıl, insanoğlunun binlerce yıllık tarihinde en hızlı gelişmelerin yaşadığı dönemler oldu. Bu dönem aynı zamanda kitlesel katliamların yaşandığı dünya ölçekli savaşlara da sahne oldu. Dünyanın aynı anda hep birden savaştığı dönemler. Milyonlarca insan öldü.İnsanoğlunun savaşmadan geçirdiği günlerin sayısı savaşarak geçirdiği günlerden daha az. Birbirimizle savaşmalarımızın temel nedeni Dünya’dır. Dünya’yı nasıl paylaşacağımızdır. Paylaşmaya, sahiplenmeye çalıştığımız, ‘benim olsun’ dediğimiz, onu daha güzel ve yaşanılır kılmak içinde savaştığımız yer dünyadır. Bu topraklar, bu sular, bu hava için mücadele ediyoruz. Kimilerimiz ‘benim olsun’ diyor, kimilerimiz ise ‘bizim olsun, bizlerin olsun bu dünya’ diyor. Halbuki dünyayı sonunda biz tüketiyoruz, ölüme mahkum ediyoruz. ‘Ben’ diyen kapitalizmin dünyayı getirdiği nokta ortadadır.
Artık kapitalistler bile ‘çok ileri gittik’ diyorlar. Biraz da koruyalım demeye çalışıp, ‘KYOTU’yu vs. imzalamaya çalışıyorlar.
Halbuki dünyayı yok edecek olan onların daha çok kar hırsıdır. Daha çok kazanma ve her şeyi kendi tekeline alma arzularıdır.
Kapitalizm kazandıkça, kazandıklarını kaybetmekten daha çok korkuyor olmanın hırsıyla daha çok kazanmanın mücadelesini vermektedir. Bunu yaparken de her şeyi yok etmekten çekinmemektedir.
Her şeyimiz saldırı altında. Yaşama biçimimiz, çevremiz, deremiz, denizimiz, doğamız, yaylamız, birbirimizi sevmemiz, düşüncelerimiz, inancımız. Her şeyimiz onlar tarafından yönlendirilmeye çalışıyor, bizleri değiştirmeye dönüştürmeye çalışıyorlar. Böyle düşüneceksin, böyle konuşacaksın, bu şekilde sevişeceksin, yemeğini bu şekilde yiyeceksin, ibadetini bu şekilde yapacaksın, bu şekilde Müslüman olacaksın, bu şekilde solcu olacaksın, bu şekilde milliyetçi olacaksın!..
Küreselleşme dediğimiz olayın yıkıcılığı budur. Direnmeyen, boyun eğen insanı yaratmak. Küreselleşme, aynı zamanda kapitalizmin kendi dünyalısını yaratma projesidir. Yaşadıklarımız aynı zamanda faşizmin, küreselleşmesidir. Bunu yaparken de, nerde eski solcu, sağcı, neo-islamcı yada ne kadar eski varsa onları, yaratmayı düşündükleri insanların direncini kırmak için kullanmaktadırlar. Ne diyelim yolları açık, cepleri şişkin olsun.
Ama insanı insan yapan umududur. Mücadele azmidir. Özgür olma arzusu dur. Bu dünyadaki her şey hepimizindir. Bize insan gibi yaşama düşüncesini ve iradesini veren yaşadığımız dünyanın hepimize ait olduğu gerçeğidir.
Bu gün geldiğimiz noktada artık; daha çok kar arzusuyla çölleşen ve kuraklaşan ve yeniden açlık sıkıntısı içine girecek olan bir dünya ile karşı karşıyayız.
Aynı düşünceyle Karadeniz’in sahillerini yok ettiler, araya taş duvar koydular, şimdi de derelerini enerji-menerji ayağına HES’ler kurup, ele geçirip kurutmaya ve doğasını tahrip etmeye çalışıyorlar. Bu gün ‘çevreye zarar vermiyoruz’ diyenler, yarın ‘bu su bize yetmiyor dereleri birleştirmemiz gerekir’ diyecekler. ‘Zaten yapılmışlar, yıkamayız’ denecek ve dereler birleştirilip Karadeniz’in ipini çekecekler. İşte kapitalizm böylece, suyunu satamadığı dereyi kurutacak.
Bu projelerin asıl hedefi başkadır. İnsanların kazanç güdüsünü kullanarak ve ülkede enerji sorunu varmış gibi göstererek bu projelerin hayata geçirilmesi için ortam hazırlayanların amacı başkadır.
Bu projenin hedefi ‘Karadeniz uşağını teslim alma projesi’dir. ‘Bu insanlar buraları terk edip gitsinler projesi’dir. Çünkü artık Karadeniz, ABD’nin ilgi alanını içindedir. Yeni çekişme ve savaş alanı Karadeniz’dir.
Yöntemleri de bellidir, bölgeyi yaşanabilir ve geçinebilir olmaktan çıkarmak bir yandan da Atlantik ötesi müdahalelerle bölgenin kültürel ve sosyal yapısını değiştirmektir. Ilımlı Müslüman Karadenizli yaratmaktır.
Bu büyük projeyi yapanlar, Kurtuluş Savaşında cepheye takalarla cephane taşıyan insanların torunlarını bu bölgede istememektedirler. Onlar^da biliyorlar ki, bu topraklardan her zaman ve her koşulda emperyalizme ve işgale karşı direnen insanlar; İpsiz Recepler, Topal Osmanlar da çıkar. Onlar da biliyorlar ki Karadeniz Uşakları emperyalizme teslim olmaz…
(Gönder orkun, Nisan 27, 2008, 11:12 AM)