Sessizliğim, diyordu şair; ‘sessizliğim bir çığlıktı, avaz avaz susuyordum…hepiniz mi sağırdınız!..” diye döktürüveriyordu dizelerini.
Sükutun ikrardan geldiğini, konuşmanın gümüş olduğu yerde susmanın altın olduğunu öğrettiler bize… Ardından globalleşirken, ‘susma, sustukça sıra sana gelecek’ sloganları ile hak arama mücadelesine düşürdüler!..
“Sözün gümüş ise sükutun olsun zeheb (altın); kemal ehli kemalâtı sükut ile buldu hep.” dese de halk deyişlerimiz, susmak altın olmadı hiç sözün bir anlamı olduğu sürece! Kaldı ki, konuşmanın olduğu kadar susmanın da bir ölçüsü olmalıydı. Nitekim, Kuşeyri Risale’ye göre ‘Ebu Ali Dekkak'ın dediği gibi “Hakkı söylemeyip susan kimse, dilsiz şeytandır.”(s.258)
Hani biz de konuşmaktan ziyade yazıp duruyoruz ya, bazıları da zannediyor ağzımız var dilimiz yok! Aslında sustuklarımız, konuşup yazdıklarımızdan daha evla! Bu hali alınca ahali, konuşuyor bazen ağzı kemale erenler.
Dünyanın en pahalı benzinini, mazotunu kullanırken canım ülkem insanı, pirinci yüzde 100’e varan artışla depolarda bekletirken tahıl kompetanları; tüp, ekmek ve benzer temel gereksinimler yüzde bilmem hangi çift rakamlarla artıp giderken; şu enflasyon rakamlarının neden bir türlü tek rakamları aşamadığını nasıl dillendireceksiniz!.. Susarak…
Genele girersek, çıkamayız işin içinden… Orasını siz takın kafanıza artık.
Malum, çay sezonu yaklaşıyor. Herkes yine atılıyor ortaya. Kimi fiyat açıklaması yapıyor, kimi maliyetleri hesaplıyor, kimi de yolların neden bu kadar engebeli olduğunu! Masalara yatırılıp duruyor sektörün sorunları. Hakkında, sektördeki sorunların temelindeki konularda ciddi ve önemli iddialar olan vekilimiz, sektörü etrafında döndürerek gelecek hesaplarına yön veriyor.
Ulusal Çay Konseyi, Çay Üst Kurulu, Çay Borsası derken; Sri Lanka’dan Dubai’ye, Cidde’den Köln’e uçuş yapıyor ince hesaplar. Dosyalar hazırlanıyor, Çaykur’un saf dışı bırakılmasının hesapları yapılıyor, özelleştirmenin altyapısı hazırlanarak şirketleştirme çalışmaları ve özelleştirmenin önündeki direncin kırılması yönünde incelikler sergileniyor.
Gübre konusuna değindik değineceğimiz kadar, üreticinin durumuna ise değme gitsin. Genel Müdür Yüce, ‘artık üreticinin çayı külfet olarak gördüğünü’ ifade ediyor. İşi doğrusuyla yapmaya çalışan özel sektörün durumu ortada… Rize Valiliği proje geliştiriyor, seyyar tansiyon ekibi yaz aylarında çaylıkları dolaşıp üreticilerin tansiyonunu ölçecek!
Esnafın yüzde 90’ı kredi borcu batağında, kredi borçlarını kredi alarak kapatmaya çalışıyor… Siftah derseniz ‘hak getire’… Naapacaksınız?.. Susacaksınız. Size dokunmayan yılan kaç bin yaşasın, yüzbin milyoncuk baloncuk; milyon dolarlık gemicik, likit likit cikcik… Sessuzlukkk.
Ehli kemalâtı sükut ile buldu Kemal…
Ya Çaykur Rizespor? Hastayik deduk deduk inanmadunuz, şindi ne oldi!.. Hiç söze gerek yok! Özellikle geride bıraktığımız yazın yapılan Olağanüstü Genel Kurul’dan başlarsak; Sayın Cengiz’in bırakma kararından sonra yani. İyi anımsıyoruz ki, o kongrede mali bütçenin 250 bin YTL gibi bir fazlası vardı bankada. Aradan geçen 5 aylık süreden sonra Ocak’ta yapılan Olağan Kongrede ise yarım yamalak okunan mali bütçeye göre ise yaklaşık 8 milyon YTL borç görünüyordu. Federasyon’un yıkılması için alınan 7 delegelik etrafında, yapılan yeni kulüp tesisleri için bütçeye konulan 6’sı gerçekleşen 8’i de tahmini olan toplam 14 milyon YTL’lik rakam dikkat çekmiyordu. Bir sezonda 3 hoca değişimi, kovulup da gelenler gidenler, aman düşsün diye elini avucunu ovanlar derken kalan son 3 hafta ve oynanan entrikalar etrafında girilen cadı kazanı. Ligde kaç ilin takımı var biliyor musunuz beyler… 18 takımlı Süper Lig’de 11 temsil ediliyor. Buyrun bunun da hesabını siz yapın!
Öte yandan yıllardır, haykırıp duruyoruz, Rize’ye yatırım gelmiyor, ödediğimizi geri alamıyoruz diye. Biz ne kadar dersek diyelim, önümüze rakamlar konuyor, falanca da filanca deniyor geçiştiriliyor. Bakın, Maliye Bakanlığı’nın son verilerine göre yine Rize, kendi kendine yeten 17 il arasına girmiş. Yani devlete yaptığı katkıdan daha az harcama yapmış. Vergisini ödemede ise ilk 5’e girmiş, vergi oranlarında ise ilk onda yer almış. Ama yatırımlara baktığımızda Rize kümenin bile altına düşmüş, değil 3. lig neredeyse amatör kümede!.. Ama bürokrasimiz, Rize’nin gelmiş geçmiş en çalışkan bürokrasisi!
Milletvekili çıkıyor, ‘Ovit büyük proje, bizi aşar’ endamı yapıyor, İl Başkanı çıkıp ‘Ovit müjdesi’ veriyor…
Memleketimizin ciğerleri sökülüp, suları kontrol altına alınırken sessuzluk kemale erdirmiyor geleceğimizi… Önce Fırtına’ya girdiler, ardından İkizdere, Fındıklı, Hemşin Vadilerine… Senoz Vadisi ses verdi Çayeli’nden. Ama ya Salarha Deresi, Güneysu… Derelerimiz hani hayat kaynağımızdı?
Olsun… Gene de ‘sessuzluk’… Çünkü her sessuzluk artık avaz avaz çığlık olma yolunda.
Sessuzluk… Ahan da ‘tıp’ daha konuşmuyoz!
(Gönder Yusuf, Nisan 30, 2008, 10:18 PM)