header Ana sayfa | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle |
  • Üye Ol - Giriş Yap | Künye | İletişim
Bölümler
Gazetenin 1. Sayfası
Gazetemize Abone Olun
Arşiv
paz sa ça cu cum pa
123
45678910
11121314151617
18192021222324
25262728293031

Mailinizi ekleyin
Haberlere abone olun:
Saat
Reklam Alanı
Hızır Beton
Yelkenciler
Ritaş Hazır Beton



Çayda Gelecek Kaygısı Devam Ediyor

- ÖmerŞan on Nisan 30,2008

image

20 Yıl Önce 1 Kilo Yaş Çayla 1 Kilo Şeker Yada Zeytin Alınırken; Şimdi 5 Kilo Çayla 1 Kilo Şeker, 10 Kilo Çayla Ancak 1 Kilo Zeytin Alınabiliyor


 

ÖMER ŞAN-(Haber Merkezi/ÖZEL)

Dünyadaki çay üretim alanları toplamının yaklaşık 2 milyon 461 bin hektar olduğu tahmin ediliyor. Bugün 45 ülkede çay üretimi yapılırken 1990'dan bu yana dünyadaki üretim alanlarında ciddi genişlemeler olduğu belirtiliyor.

Dünyanın en büyük çay üreticisi, 943 bin hektarla Çin. Bu ülkeyi Hindistan, Sri Lanka, Kenya ve Endonezya izliyor. Türkiye 77 bin hektarla altıncı sırada. Ancak kayıtsız alanlarla birlikte bu alan 90 bin hektara kadar çıkıyor. Kuru çay üretiminde ise Hindistan yaklaşık 845 bin tonluk üretimi ile birinci. Çin, Sri Lanka ve Kenya'dan sonra Türkiye 200 bin tonu aşan kuru çay üretimiyle beşinci konumda.

Türkiye, üretimde olduğu gibi tüketimde de dünyanın belli başlı ülkelerinden biri; kişi başına çay tüketiminde İngiltere ve İrlanda'dan sonra üçüncü durumda.

Yaklaşık 220 bin ailenin doğrudan uğraştığı çay tarımı, Rize, Trabzon, Artvin ve Giresun'da yapılıyor. Türkiye'nin yaş çay yaprağı üretimi geçen yıl 1 milyon 200 bin tona ulaştı. Alımlarda, özel sektörün payı sürekli bir yükseliş gösteriyor. Ama sektörün devi Çay İşletmeleri Genel Müdürlüğü (Çaykur). 1996'da yüzde 25'lik bir paya sahip olan özel sektör, 2005'te bu oranını yüzde 49'a kadar yükseltti, önceki yıl da bu oran değişmedi.

Türkiye'de 1938'de yaygın çay üretimi başladı. 1970'li yılların sonuna kadar üretici açısından temel geçim kaynağı oldu. Ancak bu yıllardan ve özellikle de 1980’den sonra gerek üretimin artması ve üretim alanlarının plansız gelişmesi, gerek uygulanan istikrarsız politikalar ve gerekse fiyatlandırma uygulamaları ile üretici açısından ciddi sorunlar yaşandı.

Çayda temel sorunların başında üretim-tüketim dengesizliği geliyor. Çaykur ve özel sektörün toplam kuru çay üretimi 220 bin tona ulaştı. İç piyasa isteminin üzerinde olan bu miktar, kaçak çay girişleri ile ciddi sorunların yaşanmasına neden oluyor. Çayda yüzde 145 olarak uygulanan gümrük sayesinde şimdilik Türk çayı korunurken, Dünya Ticaret Örgütü ve AB uyum politikaları sonucunda gümrüklerde önemli düşüşlerin yaşanması bekleniyor. Bu durumda Türk çayının dışarıdan gelecek, maliyeti daha düşük çayla rekabet şansı azalacak.

Bu nedenle Türk çayının gerek içte ve gerekse dışta rekabet şansını arttırabilmesi için ürün çeşitlemesine gitmesi, kaliteyi ve verimi arttırması gerekiyor.

Öte yandan, piyasaya kaçak yollarla yada ihraç kaydıyla giren çayların iç piyasada tüketilmesi, hem devleti zarara uğratıyor hem de zaten üretim-tüketim dengesizliği yaşayan Türk çayını zora sokuyor.

Değişim için kaynak

Türk çayı konusunda yaşanan en büyük sorunlardan biri de çaylık alanların yenilenmesi. Yaklaşık 50 yıllık bir ömrü bulunan çaylık alanların ortalama 5 yıllık bir sürede yenilenmesi gerekiyor. Bunun için de çiftçinin sübvanse edilmesi şart. Ama ne yazık ki bugüne kadar bu önemli sorunun çözümü konusunda ciddi bir kaynak sağlanamadı.

Hem çaylık alanların yenilenmesi hem de dekar başına verimin arttırılması ile ürün maliyetlerinde önemli düşüşler sağlanabileceği belirtiliyor.

Çay sektörünün devi Çaykur, bünyesindeki 40'ın üzerinde fabrika ile dünyanın da en büyük kuruluşları arasında. Sektörde özel sektörün ağırlığı giderek etkisini gösteriyor. Yüzlerce irili ufaklı işletme ve fabrika bu alanda hizmet veriyor. Ancak özellikle özel sektörden kaynaklanan bir kalite sorunu var.

Denetimin yeterince yapılamaması Türk çayına olan ilginin düşmesine neden oluyor. Piyasada yabancı kaynaklı yada sermayeli çayların payı giderek artıyor.

Özelleştirme Baskısı

Çay üreticisinin en büyük garantisi konumundaki Çaykur'a yönelik özelleştirme baskıları gerek üretici, gerek özel kesim ve gerekse toplumun diğer kesimlerinden ciddi tepkiler görüyor. Ulusal ve uluslararası sermaye gruplarının çay pazarından pay kapma yarışı ise bunun en belirgin göstergesi. Sendikal mücadelenin kırılması anlamında başlatılan çalışmalar ve kurumun şirketleştirilmesine yönelik çalışmalar özelleştirme hazırlıkları olarak yorumlanıyor. Üreticiler kurumun özelleştirme programına alınmasının bir felaket olacağını düşünürken, sanayiciler de yabancı çay tekellerinin kurumun özelleştirmesinde asıl payı kapabileceği, onlarla rekabet şanslarının bulunmadığı gerekçesiyle özelleştirmeye karşı çıkıyor. Ancak özel sektör, kamu kesimi kadar olmasa da devletten destek istiyor.

Çaykur'un özelleştirilmesini isteyenlerin başında yabancı çay tekelleri geliyor. Bu tekellerin sektöre egemen olması halinde özel sektörün de kapısına kilit vurması yada rekabet şansını kaybetmesine kesin gözüyle bakılıyor. Bu durumda üreticiler de Güney Asya'da çay plantasyonlarındaki gibi yoksul üreticilere dönüşme kaygısı taşıyor.

'Çayda Büyük Oyun Var'

Çayın Türkiye'de yaklaşık 750 milyon dolarlık bir pazara sahip olduğuna dikkat çeken ÇAYSİAD Başkanı Rahmi Üstün, bu miktarın birilerinin iştahını kabarttığına da işaret ediyor.

Çay üzerinde birtakım oyunlar oynandığına ve çayda bugün yaşanan en önemli sorunun ‘kaçak çay’ olduğuna vurgu yapan Üstün, çay sektöründeki sorunları ise şu şekilde sıralıyor, “Kalitesiz yaş çay yaprağı alımı, üretim maliyetlerinin yüksek oluşu, kuru çay satışlarındaki KDV'nin yüksekliği, yaş çay fiyatının geç açıklanması, enerji maliyetlerinin yüksek oluşu, Güneydoğu'da Türk çayının içilmiyor oluşu, piyasanın sağlıklı bir şekilde denetlenememesi, belgesiz üretim yapan firmaların haksız rekabeti, denetim yapacak bir üst kurulun bulunmaması, yasalar yapılırken özel sektörün görüşünün alınmaması, ihracatın desteklenmemesi, ithalattaki vergi ve fonların kaldırılmaya çalışılması, AB ile çay müktesebatının görüşülmesi aşamasında sanayicinin görüşünün alınmayışı ve çayla ilgili bir denetleme mekanizmasının olmayışı sorunların başında geliyor. En önemli sorun elbette ki kaçak çaydır. Bu sadece sektörün değil, devletin de sorunudur. Çünkü, her 1 kilogram kaçak çayda devletin 3 dolar civarında bir vergi kaybı söz konusudur. Yıllık 30-40 bin ton civarındaki kaçak çaydan devletin kaybı da 90 ile 120 milyon dolar arasında olmaktadır.”

“ Üretici Mağdur Ediliyor”

Yaş çay üreticilerinin en temel sorunlarının başında yaş çay fiyatının düşük olmasının geldiğini anlatan Tek Gıda-İş Sendikası Rize Bölge Şube Başkanı H.Naci Bayraktutan, üreticilerin ağır maliyetler altında ezildiğini ifade ediyor.

Önceki yıl yaş çaya verilen ortalama yüzde 11 oranındaki artışla üreticilerin bir kez daha mağdur edildiğine işaret eden Bayraktutan, bu yıl da aynı senaryoların dinleneceğine dikkat çekerek, “Kaldı ki; yüzde 10 olarak gösterilmeye çalışılan ortalama enflasyonun gerçek boyutlarına baktığımızda üreticinin uğradığı mağduriyeti görebiliriz. Yani reel olarak çay, büyük bir değer kaybetti. Üreticilerimiz, devlet güvencesinde olduğu için ürününün tamamını Çaykur'a satmak istiyor. Çaykur ürünün tamamını almadığı gibi, kota ve kontenjan uygulaması ile de sınırlama getirmektedir. Bu durum karşısında ise üretici doğal olarak özel sektöre yönelmektedir. Ama ürün bedellerinin ödenmesi aylar ve hatta yıllar sonrasına sarkabilmektedir. “şeklinde konuşuyor.

Üreticinin en büyük sıkıntısının, yaş çaydaki düşük fiyat politikalarından kaynaklandığını anımsatan Rize Ziraat Odası Başkanı Nevzat Paliç, ayrıca çaydaki kota ve kontenjan uygulamalarının da üreticiyi sıkıntıya soktuğuna vurgu yapıyor.

Özellikle çay alımında izlenen yanlış politikalar ve bu uygulamalar sonrasında kendini devlet güvencesinde hissetmek isteyen üreticinin, zorla özel sektör firmalarına yönlendirildiğini ileri süren Paliç, “Özel sektör de bunu koz olarak kullanarak dilediğince alım politikası ve fiyat uygulaması yapıyor. Yaş çayına istediği değeri alamayan ve geçimini sağlayamayan üretici, bu kez çaylık alanlarını yarıcılık sistemiyle kiraya veriyor ve yaş çaydaki üretim daha da düşerek kalitesizleşmesine neden oluyor. Önceki yılın yaş çay üreticileri için çok kötü bir kampanya dönemine sahne olduğunu, meydana gelen doğa olayları nedeni ile yaş çay üretimi genelde yüzde 30 oranında zarar gördüğünü biliyoruz. Ancak bütün bunlara karşın, yaş çaya önceki yıl verilen yüzde 11 dolaylarındaki zam ile üretici bir önceki yıla oranla sıfır enflasyonu baz aldığımızda bile yüzde 20 oranında zarara uğramış ve dolayısıyla yaş çay fiyatı da bu oranda geri kalmıştır.”dedi.

Rize Ziraat Odası Başkanı Nevzat Paliç ayrıca, bu yıl Doğu Karadeniz Bölgesindeki sivil toplum örgütleriyle yaptıkları ve sadece Rize Ticaret Borsası’nın katılmadığı ortak çalışma ile yaş çay fiyatını 1.10 YTL olarak belirlediklerini ve bu yönde çalışmalarını sürdürdüklerini de ifade etti.

Kaçak yollarla ülkeye sokulan önemli miktardaki çayların arz-talep dengesini bozduğuna, bunun yanında sektörde önemli sıkıntı ve ekonomik kayıplara neden olduğuna dikkat çeken Rize Merkez Tarımsal Kalkınma Kooperatifi Başkanı Hasan Kasap ise, “Bu kadar çay bu ülkeye nasıl ve hangi yollarla sokulur bunu merak ediyoruz. Böyle giderse, tek ürüne bağlı çay üreticisi yaprağını satamayacak ve geçinemediği için toprağından göç edecektir. Sanayici fabrikasını kapatacak, işsiz insan sayısı artacak, işsizlik yüzde 20-25'lere kadar çıkacaktır. Sektörde bunların bilinmesi ve ona göre hareket edilmesi gerekir. Artık geçindirmeyen ürün haline gelen çayda sıkıntının ortadan kaldırılması, birim maliyetlerinin düşürülmesi, verim ve kalitenin arttırılarak organik olduğu bilinen, ancak bundan dünyanın haberi olmadığı Türk çayının mutlaka ihraç edilmesi gerekir.”şeklinde konuştu.

Çayın sadece bir tarım ürünü olarak değerlendirilmemesi, stratejik öneminin de kavranması gerektiğine işaret eden Kasap, asıl sorulması gerekenin “Türkiye'de tarım nereye doğru gidiyor!” sorusu olduğunu kaydederek; “Ancak, bu sorunun yanıtını görmek mümkün değildir. Yapılan hesaplamalar sonucunda yaş çay yaprağı maliyeti 2 YTL/kg civarındadır. Bu maliyetin üreticiye nasıl yansıdığı daha da önemlidir. Ortadaki görünüm bu yıl da üreticiye belirlenen maliyetin yarısının dahi ödenmeyeceği şeklindedir. Çayın çok yıllık bir bitki olması nedeniyle kısa sürede sökülmesi ve yerine farklı bir ürün yetiştirilmesi imkânı yoktur. Bu nedenle; yöre halkı geçimini sağladığı çayın maliyeti ne olursa olsun üretimini yapmaya devam edecektir.”dedi.

Üretici Tepkili

Çay üreticisinin karşı karşıya kaldığı en büyük sorun, diğer tarımsal ürünlerde olduğu gibi fiyattaki yetersizlik. Sözgelimi geçen yıl bir önceki yıla göre yaş çay fiyatı kilo başına yüzde 11 oranında arttırıldı. Enflasyon oranı yüzde 10 düzeyinde hesaplanarak bu fiyat verildi. Oysa gerçek enflasyonun hem de son bir buçuk aydır yaşanan örtülü krizle birlikte çok yükseklerde olduğu biliniyor.

Uzmanlar tarafından yapılan bir araştırmada, sözgelimi bundan 20 yıl önce 1 kilogram yaş çaya 1 kilogram zeytinyağı yada şeker alınabiliyordu. Şimdi ise 5 kilogram yaş çay ile 1 kilogram şeker, 10 kilo yaş çayla ise 1 kilo zeytinyağı alınabiliyor. Bu karşılaştırma, çaydaki gelir kaybının hangi ölçülere vardığını göstermesi açısından çok çarpıcı. Üreticinin en çok rahatsız olduğu konu ise yaş çaydaki kota ve kontenjan sistemi. Çaykur, işleme kapasitesi olmasına karşın üreticinin ürününün tamamını almıyor. Üretici çayının bir kısmını özel sektöre vermek durumunda kalıyor. Ama parasını almakta ciddi sıkıntılar çekiyor. Önceki yıl maliyetinin altında verilen fiyat, çaycıyı büyük gelir kaybına uğratmış durumda. Bu yıl ise fiyatın ne olacağı yönünde herhangi bir belirti yok. Maliyet hesaplamaları ile yapılan çeşitli açıklamalarda yaş çay fiyatının 1 YTL’nin altına düşmemesi isteniyor.

Üretici için başka bir sorunsa çaylıkların bölünmesi. Doğu Karadeniz'de tarım alanları dar ve engebeli. Nüfus giderek arttığı için bu küçük tarlalar bölünüyor. Artık çay, ailelerin büyük bölümü için geçim unsuru olmaktan çıkmış. Bu nedenle çay bölgesinde göç önemli bir olgu olarak halen yaşanıyor.

           

            Sorunlar sarmalı ve gelecek kaygısı içerisinde açılan 2008 Yılı Yaş Çay Kampanyası, üreticilerin fiyat beklentisi ve çayını satamama endişelerinin yanında, aynı zamanda kaçak çay iddia ve suçlamaları ile Çaykur’un özelleştirilmesi, Çay Borsası ve Ulusal Çay Konseyi kurulma çalışmalarındaki şaibelerin de yaşanacağı önemli gelişmelere sahne olacak gibiye benziyor.


232 Kere okundu

Bu haberi beğendiyseniz, notunu siz verin.

1 2 3 4 5 Rating: 4.83Rating: 4.83Rating: 4.83Rating: 4.83Rating: 4.83 ( 6 Kişi Puan Vermiş)
comment Yorumlar (0 Tane Yorum Yazılmış)
Köşe Yazarları
Okur Köşesi
Hava Durumu
Çok Okunanlar
Yorum Yazılan Haberler

eXTReMe Tracker