header Ana sayfa | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle |
  • Üye Ol - Giriş Yap | Künye | İletişim
Bölümler
Gazetenin 1. Sayfası
Gazetemize Abone Olun
Arşiv
paz sa ça cu cum pa
12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031

Mailinizi ekleyin
Haberlere abone olun:
Saat
Reklam Alanı
Hızır Beton

Altın Tabancalı Kabadayı

Bank Asya 1. Lig Puan Durumu


Yargıya Güvenmek!

- Av.Hüseyin Karaahmetoğlu on Mayıs 26,2008

image

Artık ülkemizde hoşgörünün ve taahmülsüzlüğün en üst sınırda olduğu bir döneme girdik. Hemen hemen tüm Anayasal kurumlarla çatışan bir yönetimle yönetilmekteyiz. Ortada sadece gerilim politikası vardır. Bu Gerilim politikası ile nereye gideceğimiz kestirmekte oldukçada zor görünmektedir.

             Günümüzde iktidarlara gelenler, iktidara gelir gelmez tüm başarısızlıkları geçmiş iktidarlara çıkarmaktadırlar. Bugün buna ilave olarak ele geçiremedikleri ve yönetemedikleri kurumlara çıkarmaktadır. Son günlerde ise; ülkede kötü giden ne varsa bunun sorumlusu rahatlıkla bulunmaktadır.

             Her şeyle ya kavga edilmekte ya da küsülmektedir.

             Bakınız basınla, iş adamlarıyla, sendikalarla, çiftçiyle, esnafla, işçiye kavga eden bir iktidarımız vardır. Ayrıca YÖK ve ordu ile gerilim politikası sürdüren ve bugünde yargı ile kanlı bıçaklı olan bir yönetim söz konusudur.

             Yargıya sahip çıkılmalıdır.

             İktidar, Şemdinli Dosyasında, iktidarın isteği doğrultusunda yapılan ‘Ergenekon Soruşturmasında nasıl tam destek vermiş ise, aynı şekilde ‘AKP’nin kapatılması’ ve ‘Türban davasında’ da aynı desteği vermeli ve yargıya güvenilmelidir. İşine gelene destek verip işine gelmeyene destek vermemek çifte standarttır. Yani yasalar önünde zengin-fakir, güçlü-güçsüz diye bir ayırım olmamalıdır ve olamazda.

           Oysa demokrasinin tam yerleşmediği her ülkede iktidarlar yargıyı ele geçirmeye çalışmaktadırlar. Buradaki amaç, yargıyı ele geçirip muhalifleri yıldırmayı hedeflemektir.

 Yargının bu gücü ise, her zaman iktidarların iştahını kabartmıştır. İşte Ülkemizi yönetenlerin de sık sık ‘yargıya müdahale’ girişimleri bu düşünce ile olmuştur.

 Geçmişte de böyleydi, günümüzde de böyle…

            Yargı, ‘kuvvetler ayrılığı prensibinin’ en temel taşlarından biridir. Bu gücü ise milletinden almaktadır. Mustafa Kemal Atatürk’ün söylediği gibi, ‘Özgürlüğün de, eşitliğin de, adaletin de dayanak noktası Ulusal Egemenliktir. İşte bu güç, milletin gerçek gücüdür.’

 O halde yargıyı eleştirirken, kendini eleştirdiğini de kabul etmelisin. Bu durumda ise hatayı da kendinde bulmalısın.

          ‘Ben güçlüyüm, ben iktidarım, ben ne dersem o olur’ mantığı ise, sadece ve sadece diktatörlüklerde olmaktadır. Diktatörlüklerde kurallar diktatörün iki dudağı arasındadır.

          Bugünlerde tartışılan Yargıtay Başkanlar Kurulu basın açıklaması ise, yargıya saldırının meşru savunmasıdır.

 Anayasamızca ülkeyi yönetenlerin yargıyı savunacakları yerde, yargıya saldırmaları ve ayrıca hedef gösterilmeleri yargıyı yalnızlığa itmektedir. İktidarın da amacı budur. Buda çok tehlikeli bir yaklaşımdır. Oysa yargının güçlü olmadığı yerde ‘anarşinin’ oluşacağını hesap etmelidirler.

        Bu ülke bu kadar gerilimi hak edecek ne yaptı?


131 Kere okundu

Bu haberi beğendiyseniz, notunu siz verin.

1 2 3 4 5 Rating: 4.80Rating: 4.80Rating: 4.80Rating: 4.80Rating: 4.80 ( 10 Kişi Puan Vermiş)
comment Yorumlar (2 Tane Yorum Yazılmış)
  • image Bilimi de siyasallaştırdık. Ordu, yargı derken şimdi sıra bilime geldi. İster muhalefet yanlısı ister iktidar yanlısı, hangi yönden bakarsanız bakın bilimin siyasi amaçlar için kullanılıyor olması bu ülke de her şeyin bittiği ya da biteceği anlamına gelmektedir. Görsel ve yazılı basında bakıyorsunuz bilimin en ön safında yer alan kişiler, bilimin etik değerlerinden uzak, nesnel açıklamaları pervasızca yapabiliyor. Uzmanı olmadığı konularda rahatlıkla fetva verebiliyor. Verileri çok rahatlıkla çarpıtabiliyor. Vatandaş olarak bizde bunları dinliyor, başlıyoruz ahkam kesmeye. 'O böyle dedi. Yok bu böyle dedi. Bu adam daha bilgili. Hayır benim ki.' İş dönüyor geyik muhabbetine. Amaç buysa istenilen elde edilmiştir. Vay memleketin haline... Allah sonumuzu hayır etsin...
    (Gönder Nerden aldın pirinci, Mayıs 28, 2008, 4:38 PM)
  • image Demokrat olmak! Hüseyin Bey, satır aralarında verdiğiniz mesajlar gerçekten bu ülkede neden demokrasinin gelişemediğini ve kurumsallaşamadığını ortaya koyması bakımından büyük anlamlar taşıyor. Neden? Çünkü, iktidara gelmek için her türlü yolu meşru sayan bir anlayış, gelinen nokta itibarı ile de iktidarda kalmak için de aynı yol ve yöntemleri kullanarak "yoluna devam etmektedir." Tahrik edeceksin, tahrip edeceksin, şirin gözükeceksin. Gücün artıkça da hiç kimseyi tanımayacaksın. Ezeceksin. Bastıracaksın. Nereye kadar? Tabii ki amacına ulaşıncaya kadar. Peki herkes sizin için çok değerli idi. Yüce idi. Tüm kurumlar aynı şekilde birlikte yönetmenin ana gövdesi idi. Yok öyle değil. Onlar amaca ulaşmada kimi zaman eşya, kimi zaman da bir engel. Bunları böyle görecek ve "yoluna devam edeceksin." Bunun neresi demokrasi, bunun neresi demokratlık. Saygılarımla...
    (Gönder S gemici, Mayıs 27, 2008, 6:35 PM)
Köşe Yazarları
Okur Köşesi
Hava Durumu
Çok Okunanlar
Ritaş Hazır Beton
Yorum Yazılan Haberler