|
Bölümler
Gazetenin 1. Sayfası
Gazetemize Abone Olun
Arşiv
|
|
| paz |
sa |
ça |
pş |
cu |
cum |
pa |
| | | | | | 1 | 2 | | 3 | 4 | 5 | 6 | 7 | 8 | 9 | | 10 | 11 | 12 | 13 | 14 | 15 | 16 | | 17 | 18 | 19 | 20 | 21 | 22 | 23 | | 24 | 25 | 26 | 27 | 28 | 29 | 30 | | | | | | | |
Mailinizi ekleyin
Haberlere abone olun:
Saat
Reklam Alanı
|
Fırsat Oyunları!..
İnanın, ki ben de inanıyorum!.. Dünyada bu konuda olimpiyatlar düzenlense ‘Altın Madalya’ rekoru kırarız. Ama madalyonun öteki yüzünde ne olur, onu pek kestiremeyiz. Dervişin fikri neyse zikri de odur, derdi atalarımız. Biz ‘derviş’in yerine ‘insan’ koyuyoruz ama bazen ondan da endişe ediyoruz! ‘Ayinesi iştir kişinin’le başlayıp; geçmişine bakıp geleceğine yön veriyoruz olayların, güzellemelerimizden çıkardığımız derslerle… Fırsatçılık, her fırsatta hemen herkesin aklını çelen, daha çok yeri geldiğince eleştirilen ve bizim de girişimizde vurgulamaya çalıştığımız, ‘karşısındakini aptal yerine koyma’ anlamı yüklü ve burjuva kültürüne ait bir düşünce ve davranış biçimi olarak çıkmaktadır karşımıza. Felsefi ve gerçekçilik açısından baktığımızda; siyasi ve ahlaki açıdan bir düşkünlüğü ve çürümeyi ifade eden fırsatçılık, bu kültürün en doğal davranış biçimi olarak kabul görür. Fırsatçılık kültürü, fırsat yaratmak veya var olan fırsatı değerlendirmek için rekabetçiliği, komploculuğu, ayak oyunlarını, faydacılığı da (pragmatizm) doğal görür. Zaten bunlar da fırsatçılığın ikiz kardeşleridirler. Fırsatçılığın düşünce ve hareket tarzı basittir. Kendini çok akıllı sanır, fırsatçılıklarını “taktik ustalık” bile sayar. Ama tüm bunların ötesinde, fırsatçı, başkalarının emeğinin üzerinden politika ve reklam yapmayı çok sever. Dedikten sonra sanırız daha da irdeleyip açmaya gerek yok sanırız!.. Çünkü etrafımız bu tür rekortmenlerle dolup taşıyor. Bir bakın hele! Demokrasi süvarilerinden, havarilerine de çatabilirsiniz ucundan. Mesela, çaydan Çaykur’dan söz edebilirsiniz. Fiyat politikalarından, üreticinin konumundan, gübre fiyatlarından ve gübrenin kaynağından… Derken ardından özelleştirme çalışmalarından, sendikal hareketlilikten çıkarsınız. Çıkamazsanız, zaten hep birlikte batıyoruz. Üretici tarlaya erken girdi girmesine, kotayla gözünü de açtı ama, kontenjandan nefes alamaz oldu. Ardından bir de verim düşüklüğü, artık Çaykur’daki kotasını doldurur mu doldurmaz mı belli değil. Özel sektör fırsat bu fırsat peşin para 64 kuruşa çay alıyor. Bazıları 55’e kadar düşerken bazıları da yukarı çıkıyor. Üreticinin durumu pek de ayan görünmüyor ya, ama halinden memnun! Hazır konu açılmışken; bir ara ödemelerde sıkışan kurumun bankalardan kredi arayışı sonrasında aldığı 200 milyon YTL’lik kredi borcunun durumu ne oldu diye merak ettik fırsatçılığımızdan. İlk taksit ertelenmişti de, sonradan havuz doldu mu acaba! Öte yandan, Resmi gazetede yayımlanan ‘Ulusal Çay Konseyi’nin kurulma ve yönetmeliğini de ele almak gerek. Mesela adı ‘ulusal’ olduğuna göre, çay üretimiyle ilgilenmeyen veya ilgilenip de ‘ulusal’ olmayan yani yurt dışından çay alıp işledikten sonra tekrar yurt dışına ya da yurt içine satan firma, kişi, kurum veya kuruluşlar bu konseyde temsil edilmemelidir. Zaten, incelediğimiz kadarıyla da sahteci ve kaçakçılara bu yol kapanmış! Hazır konsey, çay, Çaykur demişken anımsamadan olmaz. Hakkında bir sürü suçlama ve iddialar bulunan ve dahi yargı süreci devam eden Sayın Vekilimiz ‘kendisi ile uğraşanlarla uğraşıyor’… Öylesine ‘adil ve kalkınma’ya müsait ki, hemen görevden aldırıveriyor Teftiş Kurulu Başkanını. Siyasi ya, aklanmaktan çok paklanılıyor. Hani bizim buralarda eski bir deyiş vardır, ‘Allah paklamaya seni!..’ diye, yaşlı anneler veya nineler söyler kızdıkları oğulları-kızları veya torunlarına! Üzerlerine atılı suçların maddi unsurları oluşmadığı anlaşılmakla atılı suçlardan ayrı ayrı ‘beraat’lerine karar verilmiş ama dosya temyiz için Yargıtay’da imiş. Biz de bunları haber yaptığımız için, gerçeğe aykırı olarak kamuoyunu yanlış bilgilendirip, ithamlarda bulunuyormuşuz. Hatta ve hatta, Başbakanlığa bağlı Gümrük Müsteşarlığı Teftiş Kurulu yetkilileri ile müfettişler, siyasi ve kişisel husumetleri ile iftira, hakaret, görevi kötüye kullanma ve adil yargılanmayı etkilemeye yönelik ifadelerle bir ‘soruşturma raporu’ hazırlamışlar. Teftiş ve müfettiş!.. Sonra rapor, Başbakanlık ve siyasi husumet… Karıştık biz işin içine. Sayın Vekilin vekilinin gönderdiği ‘ihtarname’ olmasa pek karışmayacağız da! Hele biz daha fazla derine inmeyelim bari. Eldeki veriler, yeri gelince ortalığı serinler… Fırsatla girmiştik de konu aştı nerelere geldik. Önümüzde Ovit Tüneli, Tersane, OSB ve Turistik Otel gibi projeler vardı. AKP il Başkanı Katmer, Ovit’le ilgili olumlu gelişmeler olduğunu, işadamı Talip Kahraman’ın 300 milyon YTL’lik taahhüdünü imzaladığını ve gerekli çalışmaların sürdüğünü kaydetti. Önceki hafta sonu Ankara’daydı. Ancak biz, Ovit için sadece 1 milyon YTL’lik ödenek ayrıldığı bilgisine ulaşabildik. Umarız dediği gibidir. Ayrıca, Tersane için Derepazarı ve Ardeşen bölgelerinde inceleme yapıldığını ve çalışmaların bir an önce başlayacağını bildirdi Katmer. Ona da sevindik elbet. Sonuçları, teşekkürü hak eder! Ancak, bu gibi durumlarda sayın vekillerimizin adını pek duyamıyoruz nedense. Duysak da, ‘bizi aşar’ nitelikte oluyor! Ama nerde bir sürgün, görevden alma, çay konusu geçse isimleri ön planda oluyor. Gene de iftira atmayalım, kırıp incitmeyelim, rencide etmeyelim. Rize’nin sorunlarını düşünmekten harap bitap düşüyorlar, bu düşünce onları icraattan da, uygulamadan da kesiyor. Biz de sanki fırsat kolluyoruz. Ama oyun oynamıyoruz! Neredeyse 25 sene oldu, gün oluyor devran dönüyor. Gücümüz yettiğince not düşüyoruz belleklerinize ve yüreklerinize. Sevgisiz kalmamanız umuduyla, fırsat oyunlarına alet olmayasınız…
142 Kere okundu
|
|
Bu haberi beğendiyseniz, notunu siz verin.
|
Yorumlar (0 Tane Yorum Yazılmış)
|
|
|
|