header Ana sayfa | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle |
  • Üye Ol - Giriş Yap | Künye | İletişim
Bölümler
Gazetenin 1. Sayfası
Gazetemize Abone Olun
Arşiv
paz sa ça cu cum pa
12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930

Mailinizi ekleyin
Haberlere abone olun:
Saat
Reklam Alanı
Hızır Beton

Altın Tabancalı Kabadayı

Bank Asya 1. Lig Puan Durumu


Şaşı Bak, Şaşır!..

- Ömer ŞAN on Haziran 11,2008

image

           Minik bir kız çocuğunun oynadığı oyun gibi geliyor size değil mi bazen yaşadıklarımız. Elinde topacıyla veya oyuncak bebeğiyle ninni söylercesine kucaklaşması ve yüzünde daldığı oyunun mimikleri, bir de inceden inceye jestleri gözünüzün önüne gelen…

            Öyle mi, yoksa dahası var mı? Gecenin karanlığından korkar mısınız bilmem. Ama özellikle de o karanlığın içerisinden süzülen loşluğun, kentin veya yaşadıklarımızın olanca kirliliklerini ve çirkefliklerini örtüşü gider hoşumuza çoğu zaman. Kendimizle yüzleşiriz. Oturup izlersiniz kendinizi kah gökyüzüne çıkarak, kah da inersiniz yer yüzüne seyreylersiniz alemi.

            Velhasıl nasıl eylerseniz eyleyin, demokrasiyi işinize geldiğince işletirseniz; hak ve hukuku işinize geldiğince fetva verdirircesine yorumlarsanız, demokrasi veya içerisinde bulunduğunuz sistem sizi harcar! Sistem size uymuyorsa, siz sisteme uyar gibi görünürseniz de, halk için halka rağmen dolanırsınız kendi etrafınızda.

            Anayasa Mahkemesi’nin verdiği kararı veya içerisine girilen tartışmaları yorumlamak değildi niyetimiz. Ancak, tartışmalar öyle bir noktaya çekiliyor ki, işte asıl sorun buradan başlıyor! Örneğin, 9 kişinin 411 kişiyi ezdiği anlatımı! Yargıya karşı TBMM diyebilir misiniz? Yargı da Türk Milleti adına karar veren bir organ değil midir? Siyasi anlamda baktığımızda, Anayasa’da bir siyasi oluşum değil midir? Ülkelerin siyasi iradesini, ilke ve dik duruşlarını, kırmızıçizgilerini belirleyen, varoluşlarının temelini oluşturan temel kurallar sistemi değil midir Anayasa? Bir ulus adına irade kullanan her iki organı da böylesine yıpratmak hangi demokrasinin harcıdır?

            Cüppeli tarifler yapılırken, hangi yönden bakmak gerekiyor demokrasiye?

            Zatı medyatör muhteremler çıkıp, Anayasaya, cumhuriyete, demokrasiye, laikliğe, hak ve hukuka, millet iradesine ‘fasa fiso’ veya ‘falan filan’ hatta daha da ileriye giderek ‘cart-curt’ diyerek; ülkemde ‘adı konulmamış soğuk bir iç savaş’ olduğundan dem vuracak!.. Biz de bakıp şaşıracağız! Ortada bir iktidar mücadelesi mi vardır, yoksa emperyalizmin ülkemizi içine çekmek istediği bir karşı hesaplaşma mücadelesi mi? Bu soğukluğun tohumları ne zaman atılmıştır? Bu analizi iyi yapmalı, özellikle de Lawrens’ten başlayıp, Lozan’a uzanarak, Marshall planı, Kore ve 12 Eylül’e kadar yaymak gerekir bu süreci… Ve doğal olarak Ulusal Kurtuluş Mücadelesinin felsefesini, kuruluş ve yeniden dirilişin temelini kavramak gerekir bir de.

            Ali Kemal’lerin torunları bugün İngiliz bayrağı sallarken; Şeyh Sait’in İngiliz kışkırtması ile ayaklanmasını, Giritli Derviş Mehmet’in Yunan ve İngiliz eğitimi ile Menemen’de ortaya çıkmasını da, bugüne uzantılarını da unutmamak gerekir!

            ***

            Bütün bunlar bir yana. Ya Rize’nin durumu!

            Elimize bir takım veriler ulaştı. Örneğin, Bankacılık sektöründe yapılan bir araştırmaya göre, Rize’de kişi başına bankalardaki ‘takipli’ borç miktarı 47,88 YTL imiş. Rize’nin nüfusunun 320 bin olduğunu düşündüğünüzde, buyurun siz hesap edin. E, bir de bunun yanına Rize’deki kayıt dışı istihdamın yüzde 63.5 olduğunu koyarsanız, artık Rize’deki istihdam sorununun hangi boyutta olduğunu da varıp siz hesap edersiniz.

            Bitti diyorsanız, önümüze Milli Eğitim Bakanı Sayın Çelik’in açıklamaları geldi. Örneğin, Rize Üniversitesi’ne 2007’de 15 üniversiteye aktarılan 22 milyon YTL’den sadece 500 bin YTL düşerken; yine bu 15 üniversiteye 2008 yılı bütçesinden eğitim, sağlık, spor ve kültür faaliyetleri adı altında 152,5 milyon yatırım ödeneği verilirken; Rize’nin adı dahi geçmedi bu ödenekler arasında!

            Hadi bu ince ayrıntıları, Rize’ye yapılmasını beklediğimiz diğer yatırım ve ödenekleri de bir kenara bıraktık. Çaykur’daki işçi hareketlerini, Tek Gıda-İş’in mücadelesini, karşılıklı atışmaları, tehdit ve polemikleri de aldık bir kenara… Çaykur’daki görev değişikliklerini, yer değiştirme ve yetki kısıtlamalarını atlayıp, bir süre önce yaşanan bu sıkıntıları dile getiren haberlere ne diyeceksiniz?

            Acaba aklınıza, Çaykur adına sanal ihaleler düzenlenip bu yolla alınan ‘avantalar’ mı gelecek? Yoksa, organizasyonlar adı altında, resmi yazılarla ve sanal yetkilerle donatılan zatların nasıl yolsuzluk içerisinde yollarını bulduğunu mu düşüneceksiniz…

            Ya da gene bir kenara çekilip, ‘acaba kim bu çapkın müdür’ diye düşünüp, ulu orta yaşanan dansözlükleri mi seyredeceksiniz? Hangi skandalı, hangisiyle örtmeye çalışacaksınız… Hangi çirkefliği neyle örteceksiniz… Geride bıraktığımız hafta bu anlamda yeterince sıkıntılıydı. İçimiz daraldı. Yazık, çok yazık!

            Ayinesi iş olanlar için lafa bakılmazmış! Sanırız, gereken gereğini gerektiği gibi yapacaktır. Evet, biz sevgili arkadaşlarımız gibi bu olayı atlıyoruz ve dillendiremiyoruz… Ama sakın ha sakın es geçtiğimizi düşünmesin kimse…

            Ve biz bu bakıp da gördüklerimiz karşısında şaşa kalıp bakınırken, sizin gönlünüzden sevginin eksik olmamasını ve sevgi yüceliğinde bir hafta yaşamanızı diliyoruz…


157 Kere okundu

Bu haberi beğendiyseniz, notunu siz verin.

1 2 3 4 5 Rating: 5.00Rating: 5.00Rating: 5.00Rating: 5.00Rating: 5.00 ( 5 Kişi Puan Vermiş)
comment Yorumlar (0 Tane Yorum Yazılmış)
Köşe Yazarları
Okur Köşesi
Hava Durumu
Çok Okunanlar
Ritaş Hazır Beton
Yorum Yazılan Haberler