Liglerin sona ermesi ile futbola verilen ara Avrupa Şampiyonası heyecanı ile devam ederken; şampiyona öncesi çeşitli eleştiri ve tepkilere hedef olan Milli Takımımız yine zaferler yazmaya başladı.
Avrupa Şampiyonası maçlarında önceki akşam bizlere tarihe geçecek bir zafer yaşatan Milli takımımız çok zor olanı başararak, Çeyrek Finale adını yazdırdı. Bu zaferi yaşatırken; tüm Türk milletini önce hüzne, sonra ‘gitti’ denilen maçı, beraberliğe bile dünden razı olacakken mucizevi bir şekilde son dakika golü ile lehimize çevirdik ve yine sokağa döküldük…
Maçın genelinde, özellikle ilk 70 dakikalık bölümde hiç bir varlık gösteremeyen Mili takımımız, bu dakikadan sonra adeta kimlik değiştirircesine taktiği ve oyun sistemini değiştirdi. Bu değişim bir yana, adeta yağmurla gelen fırtına misali cansiperane bir oyun oynayınca rakip Çek oyuncular bile bu tempo karşısında ne yapacağını şaşırdı. Çek’ler önce kroki duruma düşüp, sonra da son dakika golü ile nakavt olunca şampiyonaya havlu attılar…
Tabii ki bu maç böyle bitmeseydi eleştiri okları yine Fatih Terim’e yönelecekti... Zaten bunun altyapısı önceden hazırdı.
Her ne kadar bu zaferde onun katkısı büyük olsa da, bana göre Sayın Terim'in en büyük yanlışlığı, böyle önemli bir turnuvada sadece tek forvet olan Semih'in dışında santrafor almayışı idi. Bu bence çok büyük hata olup, yine orta saha elemanlarının çokluğu, bunun yanı sıra defans bloğunda çok sıkıntı çekmemiz her maçta görüldüğü gibi bu maçta da göze çarptı… Gerçi bu durum, tüm Türk futbolunun en büyük handikaplarından biri idi.
Bu Şampiyona boyunca gidebileceğimiz yere kadar artık gideceğiz. Ama bu turnuva gösterdi ki, artık çok defans yapan takımlardan ziyade hücuma çabuk çıkan ve topun kendisinde daha çok olması avantaj olmayıp, en çabuk ve en kısa zamanda nasıl gole gidilir düşüncesi ve oyun sistemi sonucu olumlu yöne çeviriyor.
Örneğin geçen Avrupa Şampiyonasının şampiyonu Yunanistan, devamlı defans sağlamlığını ön plana çıkararak biraz da şansının yaver gitmesi ile şampiyon olurken; aynı takım şimdi havlu attı...
Yine Yunanistan ile final oynayan Fransa, İtalya ile ya tamam ya devam maçı oynayacak... Bu da gösteriyor ki futbolun hücum zenginliği ön planda olan takımlar daha başarılı.
Ama bana göre turnuvanın en kötü defansına sahip olan bizim takımın, eğer defans bloğunda topu oyuna iyi sokan bir oyuncusu olsa inanın rahatlıkla final oynarız...
Fakat her ne kadar kötü de olsak, bu inancımız böyle devam ettiği müddetçe yine tarihi bir başarıya imza atabiliriz…
Temennimiz, önceki geceki müthiş zaferle bizleri sokağa döken bu çocuklar 20 Haziran Cuma günü akşamı Hırvatistan karşısında aynı şevki gösterip yine bizleri utandırmazlar...