header Ana sayfa | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle |
  • Üye Ol - Giriş Yap | Künye | İletişim
Bölümler
Gazetenin 1. Sayfası
Gazetemize Abone Olun
Arşiv
paz sa ça cu cum pa
12
3456789
10111213141516
17181920212223
24252627282930

Mailinizi ekleyin
Haberlere abone olun:
Saat
Reklam Alanı
Hızır Beton

Altın Tabancalı Kabadayı

Bank Asya 1. Lig Puan Durumu


İyi mi yönetiliyoruz?..

- Av.Hüseyin Karaahmetoğlu on Haziran 17,2008

image

Ulusal bir gazetede eski ABD’nin Türkiye Büyükelçiliğini yapan Morton  Abramowitz’in bir röportajı yayınlandı. Röportaj da Türkiye’nin Ermeni meselesini, ABD de kaybettiğini ve artık hükümetlerin bile değiştirebileceği bir şey değil demesi benim son derece ilgimi çekmişti. Bu bizim için ciddi bir uyarıydı. Oysa biz son yıllarda neleri kaybetmedik ki?

 

              Biz Kıbrıs tezini dünyaya anlatabildik mi?  Kıbrıs’ta Türklerinde yaşadığını kabul ettirebildik mi? Türkiye’nin tezlerini anlatmakta Rumlar ve Yunanlıların çok gerisinde kaldığımız gerçeğini görebiliyor muyuz?

             Yıllardır ülkemizin gündeminde yer alan, AB gitme çabalarımız ve bu konuda ki politikalarımız da ise,taviz üstüne taviz vermemize rağmen bir arpa boyu kadar yol alabildik mi?Tabi ki hayır.Bu sonuç çok net olarak görülmesine rağmen birileri bizi kandırmakla meşguldür.Artık Kimse kimseyi kandırmaya çalışmasın.

            Ya Türkî Cumhuriyetlerle olabilecek güçlü birlikteliğimiz… O da Hemen hemen kopma noktasına kadar gelmiştir. Yakın Komşularımızla olan ilişkilerimiz ise, pamuk ipliğine bağlı sürdürülmektedir. Ege sorunu aynı, Güneydoğu sorunu, Irak’taki gelişmeler, hemen hemen hepsi yerinde saymaktadır.

            Peki, bizi bu kadar başarısızlığa iten sebepler neler? Hiç düşündük mü?

         

           Her yıl Ermeni meselesi pişirilip önümüze getirilen başlı başına bir sorun. Gün geçtikçe de bu sorun başımızı ciddi bir şekilde ağrıtacaktır. Bu konuda Ermenistan bizden daha iyi organize olup, daha da yol almaktadır. Küçük bir devlet olan Ermenistan, bizden daha iyi lobi faaliyetleri yapıp, kendi tezlerini savunabilmektedir. Hatta Sözde soykırım iddiaları konusunda, birçok devleti şu anda ikna etmiş durumdadır. Sözde Soykırımın tanınması konusunda başarıyı yakalamaktadır. Peki, biz ülke olarak bu konuda ciddi çalışmamız var mıdır? Bir karşı tezimiz var mıdır? Bunu bilenimiz var mı? Tabi ki yok. Biz sadece sözde soykırımı tanıyan ülkelere ya küsmekteyiz, ya da ticareti askıya alırız tehdidini savurmakla işi geçiştiriyoruz. Olaya bu şekilde yaklaşıp işi oyalamakla uğraşmaktayız. Gelecek nesillerimizin başının ağrımaması için ABD’nin Eski Türkiye Büyükelçisi Morton Abramowitz’nin anlatmak istediğini konuyu ciddiye almalıyız. Biz ne yapıyoruz peki? Biz nedendir bilinmez içerde her şeyle, her kuruluşla kavga etmekle meşgulüz.

 

        Son 30-40 yıldır ülke olarak büyük sorunlarla boğuşmaktayız. Bunu düşünenimiz var mı? Dış politikamız iflas etmiş, Ekonomimiz aynı, cari açık 50 milyar doları aşmış, iç ve dış borç ise 600 milyar dolara dayanmış ve gün geçtikçe katlanarak büyümektedir. Bunun yanında PKK sorunu başlı başına bir sıkıntı olarak karşımızda durmaktadır. Yıllardır da nedendir bir türlü çözülemiyor. Kıbrıs sorununda kötüye giden ve başarısızlığa sansür konan bir çizgide yürümekteyiz. Güney komşularımızla olan ciddi su sorunumuz da çabası.

              Avrupa bizi Osmanlıdan bu yana kendi yanında görmüyor. Biz de, biz ille Avrupalıyız diyoruz. AB girmek için bir devletin vereceği ve vermesi gereken tüm tavizleri vermemize rağmen kabul edilemiyoruz. Türkî Cumhuriyetlerle küs olup ilişkileri kopartmışız, ABD’nin isteği üzerine dost olacağımız ve ticari ilişkileri geliştirebileceğimiz tüm devletlerle ilişkileri dondurmuşuz. Hatta Doğal gaz, diğer ticari faaliyetler nedeniyle Rusya ile ilişkilerimizin soğutulması için, Hükümet düşürülmesine kadar varan, dış devlet baskılarına muhatap da olmaktayız.

            Biz nerede iyi yönetiliyoruz anlayamadım.

        Ya içerde, yaklaşık 20 milyon insanımız bir şekilde borçlu yaşamaktadır. Ya kredi kartına, ya araç kredisi, ya konut kredisi, okul taksiti, bakkala, manava, kasaba borçlu. Yani herkes ay sonunu nasıl geçireceğim telaşı içerisinde yaşamaktadır. Dünyanın en pahalı benzini, elektriğini de biz kullanmaktayız. Beş yılda Kıbrıs kadar toprağımıza yabancılara satmışız. Özelleştirme adı altında devletin kontrolünde olması gereken stratejik öneme haiz birçok kuruluş ve tesis yok pahasına yabancılara satılması da ayrıca çabası. Acaba gerçekten biz iyi mi yönetiliyoruz.

 

          Gelelim ülke yönetimine. Ülkede her kurum şu an birbiri ile çatışma halinde. Yıpratabildiğin kadar yıprat. Hesap soran yok ki? Ağzı olan Bilip Bilmeden konuşuyor. Bunu da demokrasi adına yapıyorlar. Yargımız acımasızca eleştiriliyor. Hukukçu olmayan herkes ahkam kesiyor.Doktor olmayan bile hastaya teşhis koyup ilaç verebiliyor… Mühendis olmayan inşaat projeleri çiziyor. Öğretmen olmayanlar eğitimde söz sahibi olmaya çalışıyorlar. Yani herkes her şeyle ilgileniyor ve her şeyi biliyor? Bu kadar bilgili insanımız varsa neden bu ülkenin hali hala perişan.

       Yönetmek gerçekten zordur. Yönetilmek daha kolay.  Ama ülkemizde son yıllarda yönetmekte çok kolaylaşmış meğer. Yönetemiyorsan bile işin kolayına kaçıp, seni eleştirenlere dava edeceksin. Ya da din düşmanı addedeceksin.

        Atatürk’ü sevmemek, Humeyni’yi sevmek bu ülkede özgürlükmüş ya!


89 Kere okundu

Bu haberi beğendiyseniz, notunu siz verin.

1 2 3 4 5 Rating: 5.00Rating: 5.00Rating: 5.00Rating: 5.00Rating: 5.00 ( 5 Kişi Puan Vermiş)
comment Yorumlar (0 Tane Yorum Yazılmış)
Köşe Yazarları
Okur Köşesi
Hava Durumu
Çok Okunanlar
Ritaş Hazır Beton
Yorum Yazılan Haberler