Dün gümrüklerden sorumlu Bakan ve Başbakan Yardımcısı Hayati Yazıcı’nın söylediklerini yazmıştım. Bakan, “Olandan bitenden haberliyim, her şey benim bilgim ve yönetimim dahilinde gelişiyor” demişti. Teftiş Kurulu Başkanı Erdener Demirağ’ı “Gümrüklerdeki 15 yolsuzluk iddiasını Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’na bildirdiği için değil, disiplinsizlik suçu işlediği için” görevinden aldığını açıklamıştı.
Kuraldır.
Taraflarla konuşulur.
Ve yazılır.
Bakan Hayati Yazıcı’dan sonra Teftiş Kurulu Başkanlığı’ndan alınan Erdener Demirağ ile de konuştum. Söylediklerini yazacağım. Ancak izin verin, önce “Erdener Demirağ’ın kim olduğunu” anlatayım.
Demirağ, dik durmuş.
Güce boyun eğmemiş.
İktidara “biat” etmemiş.
Gümrüklerde yapılmış yolsuzlukların, ucu kime kadar uzanırsa uzansın, üzerine gitmekten geri dönmemiş.
İşte birkaç örnek:
2006 yılında Gebze’de yapılan, dönemin gümrüklerden sorumlu Bakanı Kürşad Tüzmen’in, Gümrük Müsteşar Vekili Mehmet Şahin’in, Gümrükler Genel Müdür Yardımcısı Remzi Akçin’in, İzmit Gümrük Başmüdür Vekili Şükrü Keleş’in de adının karıştığı ve Gebze’de yargılaması süren akaryakıt kaçakçılığının üzerine gitti. Bakan Tüzmen onu görevden aldı.
İtiraz etti, göreve geri geldi.
***
Gelir gelmez de Çerkezköy Cumhuriyet Başsavcılığı’na gönderilen 6 soruşturma raporunun peşine düştü ve AKP’den Rize Milletvekili, iş adamı Ali Bayramoğlu’nun “evrakta sahtekârlık yaparak ülkeye kaçak çay soktuğu” için takibe alınmasını istedi. Milletvekili Ali Bayramoğlu ise Hürriyet Gazetesi’nde yayınlanan 6 Nisan 2008 tarihli demecinde “Benimle uğraşmaya devam ediyor. Benimle uğraşanlarla ben de uğraşacağım. Özel formülümüz olduğu için bunları açıklamıyoruz” dedi.
Özel formül neydi?
Nasıl işleyecekti?
Bilinmiyordu.
Bakan, iktidar milletvekiliyle uğraşan bu Teftiş Kurulu Başkanı’nı bir gün makamına çağırdı ve yüzüne karşı “seni görevden alacağım” dedi. Teftiş Kurulu Başkanı Erdener Demirağ ise “Yargı kararıyla görev yapıyorum, görevden alınmamı gerektirecek hiçbir hukuki gerekçe yoktur, alınmam durumunda idari yargıya başvurarak hakkımı ararım” cevabını verdi.
***
Görüyorsunuz.
Dişli bir adam.
Boyun eğmiyor.
Bu boyun eğmez adam, Erdener Demirağ ile konuştum. Bana; “O disiplin soruşturmasına giden “olay tespit tutanağı” da skandallarla doludur. O tutanağa imza atanların çoğu “şahsa bağlı kadroya” alınmış kişilerdir. Yani hiçbir iş yapmadan maaş alırlar ve bana toplantıda; “Çık dışarı seninle çalışamayız” diyen Müsteşar Emin Zararsız, isterse onları görevden atabilir ya da yeniden görevlendirebilir. Bu durumda Disiplin Kurulu’na gönderilen hakkımdaki “olay tespit tutanağının” benim lehime çıkması mümkün mü? Kaldı ki, 15 üyesi bulunan Merkez Disiplin Kurulu’nun 8 üyesi hakkında daha önce “görevlerini kötüye kullandıkları” için bizzat ben tutanak düzenlemiş biriyim” dedi.
Ey okur!
Durum budur.
Gümrükler!
Ülkenin namusudur.
Ekonominin ahlakıdır.
Bu yüzden Teftiş Kurulu Başkanı’nın yukarıdaki açıklamalarını Müsteşar Emin Zararsız’a sorup, Çarşamba’dan sonra onun da söylediklerini de yazacağım. (Vatan Gazetesi - 15.06.2008)
Tadından Yenmez Oldu!
O kadar lezzetlendi ki, tadından yenmez oldu. Gümrüklerde 15 yolsuzluk iddiası vardı. Gümrükler, bir memleketin namusu, ekonominin ahlakıdır. 15 yolsuzluk iddiasını mutlaka “incelemek, araştırmak, suçluyu suçsuzu ayırt etmek ve kusurluyu, hayalciyi, hortumcuyu, sahtekârı adalete teslim etmek, kusursuzdan da özür dilemek” memleketin namusu ve ekonominin ahlakı açısından önemliydi.
Hem önemliydi.
Hem gerekliydi.
Boyun borcuydu.
Devlet bu demekti.
“Ekonomik demokrasi ve rekabet eşitliği” ancak “kılı kırk yaran bir teftişle ve yüzde yüz tarafsız davranmakla” mümkün olurdu. Bunun için “teftiş kurulları” oluşturulmuş, bu kurulların “siyasi iktidarların, bakanların, başbakanların, müsteşarların, parti önde gelenlerinin baş sallıycısı olmaktan çıkartmak için de” belli oranda bağımsız olmaları sağlanmıştı. Gümrüklerde 15 yolsuzuk ihbarının araştırılması için Gümrük Müsteşarlığı Teftiş Kurulu Başkanı Erdener Demirağ, Müsteşar Dr. M. Emin Zararsız’dan “onay” istemişti.
Onay gerekliydi.
Onay olmadan
İnceleme başlatılamıyordu.
“Suçlu suçsuz” ayırt edilemiyor, ihbarın “gerçek mi kofti mi” olduğu bilinemiyordu.
“Onay” verilmemişti.
Bu “15 ihbarın incelenmesine, araştırılmasına gerek yoktur” denilmiş ve “inceleyelim bu 15 yolsuzluk ihbarını” diyen Teftiş Kurulu Başkanı Erdener Demirağ da görevinden alınmıştı. Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı ise “bu gümrüklerdeki 15 yolsuzluk ihbarı hakkında soruşturma yapılmasına yasal imkân hazırlamak” için harekete geçmişti.
Bunları yazmıştım.
Biliyorsunuz.
Gümrük Müsteşarı Dr. M. Emin Zararsız, bana çok uzun ve ayrıntılı bir açıklama gönderdi. Müsteşar, görevden alınan Teftiş Kurulu Başkanı’nın basını yanılttığını anlatıyor, görevden alınmasının “bir toplantıdaki yakışıksız söz ve davranışları yüzünden” Disiplin Kurulu’ndan aldığı cezadan ötürü olduğunu söylüyor.
15 ihbar konusunu da tek tek ele alarak; bazılarında ihbarı yapan kişinin takma isimli meçhul kişiler olduğunu, bazılarının da “incelemeye-teftişe konu edilecek ciddiyette olmadığını” anlatıyor.
Şimdi siz okurlar; soracaksınız.
Tat nerede?
Lezzet nerede?
“Tadından yenmez oldu” dediğin gelişme nerede? Lezzet şurada: Bu görevden alınan Teftiş Kurulu Başkanı Erdener Demirağ, sadece bu iktidar döneminde değil; Süleyman Demirel’in ve Ahmet Necdet Sezer’in de Cumhurbaşkanlığı döneminde yine iki kez görevden alınmış. Ama üst mahkemeye başvurarak tekrar görevine gelmiş. Bu adam şimdi de Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün imzasıyla yeniden ve üçüncü kez görevden alındı.
Yılmaz bir adam.
Direniyor.
Kimseye boyun eğmiyor.
Siyasetçiye biat etmiyor.
Bu yılmaz, boyun eğmez Teftiş Kurulu Başkanı, Avrupa Yolsuzlukla Mücadele Ofisi (OLAF) tarafından “çalışmalarından ötürü teşekkür plaketiyle” de ödüllendirilmiş. Ayrıca Başbakan Tayyip Erdoğan’ın açıkladığı ve “üstüne mutlaka gidilecektir” diye halka söz verdiği “17 milyar dolara ulaşan akaryakıt kaçakçılığı soruşturmasını” da görevden alınan bu başkanın ekibi yürütüyordu. Görevine son verilen bu adamın başında bulunduğu Gümrük Teftiş Kurulu, yaptığı inceleme ve soruşturmalar sonucu cumhuriyet başsavcılıklarına gönderilen toplam 550 soruşturma raporuyla;
2005 yılında: 2.190.760.650 katrilyon TL
2006 yılında: 307.985.370 trilyon TL
2007 yılında da: 1.057.020.060 katrilyon TL’yi bulan kaçakçılık, rüşvet, yolsuzluk ortaya çıkarmış bulunuyor. Şimdi kızağa alındı. Haberin lezzeti işte burada. Tadından yenmez oldu.
(19 Haziran 2008- Vatan Gazetesi)