header Ana sayfa | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle |
  • Üye Ol - Giriş Yap | Künye | İletişim
Bölümler
Gazetenin 1. Sayfası
Gazetemize Abone Olun
Arşiv
paz sa ça cu cum pa
12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
2728293031

Mailinizi ekleyin
Haberlere abone olun:
Saat
Reklam Alanı
Hızır Beton

Altın Tabancalı Kabadayı

Bank Asya 1. Lig Puan Durumu


Eflatun ve İki Soru

- Ömer ŞAN on Temmuz 19,2008

image

Eflatun'a iki soru sormuşlar. Birincisi: 'İnsanoğlunun sizi en çok şaşırtan davranışları nelerdir?'

Eflatun dört madde halinde sıralamış:1- Çocukluktan sıkılırlar ve büyümek için acele ederler. Ne var ki çocukluklarını özlerler... 2- Para kazanmak için sağlıklarını yitirirler. Ama sağlıklarını geri almak için de para öderler... 3- Yarından endişe ederken bugünü unuturlar. Dolayısıyla ne bugünü ne de yarını yaşarlar. 4- Hiç ölmeyecek gibi yaşarlar. Ancak hiç yaşamamış gibi ölürler...”

Sıra ikinci soruya gelmiş: 'Peki, sen ne öneriyorsun?' Eflatun yine sıralamış: “1- Kimseye kendinizi sevdirmeye kalkmayın. 2- Yapılması gereken tek şey, 'sadece kendinizi 'sevilmeye bırakmaktır.' 3- Önemli olan, hayatta 'en çok şeye sahip olmak ' değil, 'en az şeye ihtiyaç duymaktır.'

Neredeyse 2 bin 500 yıl önceki belirlemeler bunlar. Yani, milattan önce 427-347 tarihleri arasında yaşamış bir düşünürün yaşama çizdiği felsefi bakış bir anlamda!

Peki, ne değişti bugün? Teknoloji mi, globalizm mi, emperyalizm mi, rant kavgaları veya siyasi çekişmeler mi? Yine Eflatun’un, ‘Siyasetle ilgilenmeyen aydınları bekleyen kaçınılmaz sonuç, cahiller tarafından yönetilmeye razı olmaktır.’ sözü ne anımsatıyor sizlere acaba?

Buyrun şimdi nereye çekerseniz çekin! Yüzyılların medeniyet beşiği Anadolu’nun bağrında ‘Demokles’in kılıcı’nı hangi çınarın gölgesine vuracaksınız? Afganistan’dan Irak’a, İran’dan Suriye’ye dolanan sallamalarla, BOP’tan kırmızıçizgileri katleden haritalara, AT yalanı…na mı inanacaksınız? Yoksa ortaya çıkan 600 yıllık iddialara bakıp Agarta oluşumlarıyla mı ‘Vay beee…’ diye vahlanacaksınız!..

Üstüste yoğunlaşan gündem, ABD Başkonsolosluğuna yapılan saldırı ve ölen 6 Türk! Rizeli şehit polis Nedim Çalık ve diğer arkadaşları… Güneydoğu’da teröre verilen canlar… Fidan gibi bedenler, yan gelip yatamayan, içimizden, köyümüzden yükselen sessiz çığlıkları analarımızın… Rahmet ve Başsağlığı dilemek yetiyor mu?

Hiç başka bir yöne vurmayalım artık. Durum kendin açık edecektir zamanla!

Uzun zamandan bu yana Rize’nin sorunlarını, daha doğrusu sorunlar yumağını anlatmaya çalışıyor; çözümsüzlüklerinin çözüme ulaştırılması yollarını sıralıyorduk. Yatırımsızlıklar, bütçeye olan katkıların geri dönememesi vs. anlatıp duruyoruz. Çaydan, Çaykur’dan, yaşanan gelişmelerden söz etmeye, bazı noktalara dikkat çekmeye çalışıyorduk. Nitekim de haklılıklarımız ve yanılmadığımız noktalar da kendini gösteriyor zaman ilerledikçe.

Önceki hafta içerisinde Hakkari’de yapılan bir operasyonla 41 ton kaçak çay ele geçirildiği haberleri ulaştı bültenlerimize. Sade ve olağan bir haber gibi değerlendiriyorduk ki, Hakkari Valiliği’nin açıklamasındaki ince ayrıntı dikkatimizi çekti. Söz konusu çaylar, Mersin Gümrüğü’nden girişi yapılan ve Çay İhtisas Gümrüğü konumundaki Rize Gümrüğü’nden onaylı Gümrük Beyannamesi ile hayali bir şekilde işlenmiş çaylara ait belgelerle taşınıyordu. Pazarlanmak ve paketlenmek üzere ve Irak’ın kuzeyinden yasadışı yollarla ve hem de Serbest Bölge firmaları tarafından sokuluyormuş ülkemize bu çaylar. Tespitler ne ilginçtir ki bizim anlatımlarımızla örtüşüyor ama firmalar belli değil! Umarız Rize ile bağlantıları yoktur! En azından Rize’dekilerle…

Malum, Çaykur’daki son görevden almalar ve yer değişiklikleri, bunların sendikal baskılardan kaynaklanışı, Genel Müdürlükteki gizli buluşmalar ve yetki karmaşalarından söz etmiştik. Hatta üst düzeydeki yöneticilerden Osman Keser’in görevden alınmak istenmesi ile yaşanan gerginliği ve cebe giren istifa dilekçesini de. Bu nedenle şu sıralar raporlu olan Keser’in, kendisinin de bildiği gibi görevden alınması an meselesi.

Ya sendika savaşlarına ne diyeceksiniz? Ortada önemli bir rant savaşı var! Bunun ötesinde, utanmazlık ve arlanmazlık köşesinde sıkışıp kalmış bir etik dışılık ve emek düşmanlığı yatıyor.

Herkes kendi cephesinden bir şeyler atıp, destek sağlamaya çalışıyor. Ama doğrular ve gerçek yüzünü saklıyor. Siyasi baskılar, tehdit ve güç gösterilerinin sonunun toplumsal hesaplaşmaya kadar gideceğini hiç kimse hesaba katamıyor. Örneğin, ortaya çıkacak bir yetki karmaşası ile oluşacak kaos ortamında işçilerin yaşayacağı sosyal ve ekonomik kayıplar kimleri besleyecek?

Bu kayıplardan birbirini sorumlu tutacak olan mesai arkadaşları arasındaki iş barışını kimler sağlayacak? Çalışma barışının bozulması ile ortaya çıkacak kargaşayı nasıl önleyeceksiniz? Hesap, yeni bir kadrolaşmanın ve oluşacak yeni rant kaynaklarının yandaşların dışına kaptırılmaması hesabıdır!

Ortaya çıkacak bir yetki sorununda, mahkemeye gidilirse eğer Çaykur’da çalışan onbinlerce işçinin uğrayacağı kayıpların hesabını karşılayabilecek misiniz? Geçmişinin hesabını veremeyen ‘sarı sendikacılar’ bunun hesabını nasıl verecek biliyor musunuz?

Çay sektörünü nerelere sürükleyeceğini düşünebiliyor musunuz bu gelişmelerin!

Eflatun, 2 bin 500 yıl öncesinden sıralarken insanlığın felsefesini acaba biz bir arpa boyu yol alabilmiş miyiz?.. Hayatta önemli olanın çok şeye sahip olmak yerine çok az şeye ihtiyaç duymak olduğunu hesaplayabilecek miyiz? Yada kendimizi sevdirme çabası yerine, kendimizi sevilmeye bırakabilecek miyiz yüreklerimizdeki sevgi kadar?..


75 Kere okundu

Bu haberi beğendiyseniz, notunu siz verin.

1 2 3 4 5 Rating: 4.67Rating: 4.67Rating: 4.67Rating: 4.67Rating: 4.67 ( 6 Kişi Puan Vermiş)
comment Yorumlar (1 Tane Yorum Yazılmış)
  • image Efendiiim. Anlamadımmm. Bir daha söyler misinnn.(Editörün Notu: Sayın Kul!.. Tekrardan Türkçe okuyabilirsiniz! Tarih size anlatacaktır... Öğretmeye çalışmadan öğrenmek gerekir öncelikle!..)
    (Gönder abdullah kul, Temmuz 23, 2008, 12:39 AM)
Köşe Yazarları
Okur Köşesi
Hava Durumu
Çok Okunanlar
Ritaş Hazır Beton
Yorum Yazılan Haberler