Psikolojik harp silahı olarak üretilmiş olan bilgiler için “Kara bilim” deyimi kullanılıyor.
Aslında, ders kitaplarında hakim olan dengesi bozuk, asimetrik resimler üzerinde düşünüyordum, Kara Bilim kavramıyla karşılaştım. Bu kitapların çoklu zekâcı(!) akademisyenler tarafından hazırlandığını biliyorum ve onlara bilim adamı demek doğru mudur diye düşünüyordum. Bu bağlamda, psikolojik savaş üzerine kim ne demiş diye internette ararken, Ümit Sayın’la yapılmış bir röportaja rastladım.
Röportajdan Psikolojik Harp konusunda iki paragrafı buraya alacağım. Eğer, Zeitgeist (İnternette izlenebiliyor) belgeselini görenler varsa, bu ropörtajda Ümit Sayın’ın (halen tutuklu) 11 Eylül ile ilgili anlattıklarıyla örtüştüğünü fark etmişlerdir. Yani bunları dünyada ilk söyleyen Ümit Sayın değildir, batıda bunlarla film bile yapılmaktadır.
Diyor ki Ümit Sayın:
...
“Hungtington’un tanımladığı medeniyet savaşları başlamış ve tüm gücüyle sürmektedir, hedef Islam medeniyetinin ortadan silinmesi veya asimile edilmesidir. Bugünün dünyasında sadece birbirini yoketmeye azmetmis bunun için Kara Bilimi kullanan azgın, fasişt topluluklar vardır. İnsanlık Yahudi ve Anglo Sakson gizli örgütlenmelerinin etkisiyle karanlık bir döneme, bir geç kalan POST-ORTAÇAĞA girmektedir. 11 Eylül iste bu konjonktürde yapılmıştır.
…
“Zihin kontrolü” psikolojik ve nörokimyasal teknikleri çok iyi kullanan kültlerin, tarikatların veya istihbarat örgütlerinin uyguladığı, temelinde bir kişinin veya grubun davranışını, inançlarını, düşünme sistemini ve ideolojisini kontrol etmek veya değiştirmek, o kişide farklı bir kişlik veya psikolojik yapı oluşturmak için bilgisi dişinda uygulanan tüm yöntemlere verilen addır. Nörokimyasal yöntemlerden, eşik altı algıya yönelik kognitif psikoloji tekniklere; hafıza silme çalışmalarından, halüsinojenlerle bilinç dışını deşifre edip koşullandırmaya kadar bir çok temel tekniğin kullanıldığı zihin kontrolü; psikiyatri, psikolojinörobilim, nörokimya, beyin haritalama, nöroşiruji ve nöropataloji gibi disiplinlerle içiçe.”
Ben de diyorum ki, yeni ders kitapları zihin çökertme malzemesiyle doldurulmuştur, içinde bilgi diye bir şey yoktur, boş şeylerle çocuklar oyalanmaktadır. Boş şeyleri danaya besin diye yedirdiklerinde “deli dana” oldu danalar, yani danalar beyinsiz davranışlar gösterdiler. Bebelerimizi deli dana gibi beyinsiz yapacakları bir süreç başlatıldı 2005 yılında. Bunu herkesin anlamasını istiyorum.
Bilimi insanın aleyhine kullanan sözde bilim adamları, insanın doğasına aykırı ne varsa ondan bir silah üretmişler; görülmüyor, sesi yok, kokusu yok, saklanarak giriyor beyne, sinsi mi sinsi… Karanlıkları seviyor!
Bilim adamı insana düşman, çocuğa düşman ise, bu nasıl bilim adamı olur? Kara Bilim deyimi Psikolojik Savaş ile tam örtüşmektedir.
“Hayatta en hakiki yol gösterici bilimdir” diyemeyeceğiz artık, onu Kara Bilimciler çöpe atıyor.
Apollonius MS.50 yıllarında karanlığı sevenlere şunu demişti; “Gerçeği söyledim diye beni hapse attınız, ya söylemeseydim daha ne olacaktı ki!” Apollonius ve Ümit Sayın 2 bin yıl sonra tarih sahnesinde buluşuyor, ne müthiş bir buluşma!
Değerli yazar Ümit Sayın’a hem tutuklandığı için, hem de içerde rahatsız olduğu için buradan geçmiş olsun dileklerimi gönderiyorum. Her gerçek aşığının başına bir gün onun başına gelenler gelebilir.
EK: Bütün anne babalardan, çocuklarını Kara Bilimin şerrinden uzak tutmak için yeni okul kitaplarından uzak tutmalarını rica ediyorum. Bulun, sizin kendi çocukluğunuzda okuduğunuz kitapları çıkartın koyun önlerine.