27 Eylül 2008 Hürriyet Gazetesi ve 29 Eylül 2008 Karadeniz gazetesinde yer alan haberlerden:-AKP Rize Milletvekili Sayın Ali Bayramoğlu’nun şirketi hakkında yanlı davranarak haksız yere soruşturma açtıkları iddiasıyla Gümrük Müfettişlerini Başbakanlığa şikâyet etiğini,
-Başbakanlığın da bu şikâyetleri değerlendirerek yaptığı inceleme sonucunda Gümrük Müfettişlerinin davranışlarının “hukuka uygun olduğu”nun yani Müfettişlerin herhangi bir art niyet ve haksız bir davranış içinde olmadan “hukuka uygun olarak” soruşturma açtıklarının tespit edildiğinin ve bu durumun Başbakan tarafından da onaylanarak Sayın Ali Bayramoğlu’na yazılı olarak tebliğ edildiğini öğrendik!
Yurtdışından ithal edilerek işlendikten sonra çeşitli ülkelere ihraç edilmesi kaydıyla getirilen çayları yurtiçine sattığı ve yurtdışına da çay çöpü gönderdiği iddiasıyla şirketi hakkında "toplu kaçakçılık" ve "evrakta sahtekârlık" suçlamasıyla soruşturması devam eden Ali Bayramoğlu’nun Ulusal Çay Konseyi Başkanlığından bir an önce istifa etmesi gerekmektedir.
Eğer soruşturma kapsamında olan konular mahkeme tarafından da onaylanırsa Türk Çayı çok büyük tehlike altında demektir.
Çünkü Sayın Ali Bayramoğlu, Türk Çayı’nın geleceğinin belirleyecek olan Ulusal Çay Konseyi’nin Başkanı’dır.
Bilindiği gibi Türk Çayı’nın geleceğini belirlemek için yasayla Ulusal Çay Konseyi kurulmuştur.
Geçtiğimiz aylarda kamuoyu konu hakkında bilgilendirilmeden ve gerekli olan tartışmalar yapılmadan aceleyle atamaları yapılarak konsey üyeleri belirlenmiş ve konsey Başkanlığına da Ali Bayramoğlu getirilmiştir.
Ulusal Çay Konseyi’nin başkanlığında “Çay ticareti” ile ilgili olarak hakkında “toplu kaçakçılık” ve “evrakta sahtekarlık” iddiası ile ilgili hakkında soruşturmalar açılmış olan birisinin bulunması konseyin yapacağı çalışmalara olan güveni sarsacaktır.
Sayın Ali Bayramoğlu’nun Ulusal Çay Konseyi Başkanlığı’nı sürdürmeye devam etmesi Çay üreticilerinin aklına “kedi-ciğer” ilişkisini getirecektir.
Türk Çayının önündeki en büyük tehditlerden birisi “kaçak çay” konusu iken UÇK’nin başına, “toplu kaçakçılık” ve “evrakta sahtekârlık” iddiasıyla hakkında açılan soruşturmaların sürdüğü birisinin getirilmesi ve aynı kişinin görevini de sürdürüyor olması bu günlerde çok gördüğümüz; her yeri her koşulda “AKP’lileştirme” çalışmalarının sonucudur.
Basında yer alan haberleri okuduğumuzda biz bu filmi daha yeni gördük demekteyiz.
Dengir Mir “Bey” Fırat davasında olduğu gibi sürecin aynı olduğunu görmekteyiz.
Dengir Mir “Bey” Fırat örneğinde olduğu gibi Sayın Ali Bayramoğlu da, hakkında soruşturma açan Müfettişler hakkında şikâyette bulunmuş ve kendisine iftira atıldığını söylemiştir.
Gene aynı şekilde Başbakan Erdoğan “Müfettişlerin yapmış olduğu soruşturmanın hukuka uygun olduğunu” saptayarak Ali Bayramoğlu’nun şikâyetinin haksız olduğunu kabul etmiş ve anılan gazete haberlerine göre de bu durum Ali Bayramoğlu’na yazıyla tebliğ edilmiştir.
Her şeyin bu kadar aynı olduğu süreçte Sayın Ali Bayramoğlu, Sayın Dengir Mir “Bey” Fırat’la aynılaşmayabilir. Başbakan’ın göndermiş olduğu yazıyı doğru yorumlayarak gereğini yapar.
Çünkü siyasetin etik kuralı budur. Siyasi konumun getirdiği zırhları (dokunulmazlık gibi) üstünden çıkarmak ve siyasetin sağlamış olduğu makam ve görevleri bırakarak aklanabilmenin önünü açmaktır.
Siyasetin etiği aklanmaktır. Siyasette delikanlılık; her şeye ve herkese rağmen aklanabilmek iradesini ortaya koymaktır.
Sayın Ali Bayramoğlu’nun bu durumda yapacağı üç şey vardır;
1-Milletvekilliğinden istifa etmek.
2-Dokunulmazlığının kaldırılmasını isteyerek aklanmasını sağlamak. (Bu durumu Ali Bayramoğlu istese bile Başbakan’ın kabul etmeyeceği ortadadır.)
3-Soruşturmalardan aklanana kadar Ulusal Çay Konseyi (UÇK) Başkanlığı’ndan istifa etmektir.
Sonuç olarak; Sayın Ali Bayramoğlu’nun en kolay yapabileceği iş hakkında açılan soruşturmalardan aklanana kadar Ulusal Çay Konseyi Başkanlığı’ndan bir an önce ayrılarak; Türk Çayı’nın geleceği ile ilgili program ve projeler yapmaktan vazgeçmesi ve Türk Çayı’ndan ve Çaykur’dan elini çekmesidir.
Bu durumdan yola çıkarak, Çay Kamuoyunda tartışılmadan kurulan ve yapılan atamalarla Ulusal Çay Konseyi’nden daha çok AKP’nin “Çay Konseyi (AKPÇK)” haline getirilen Ulusal Çay Konseyi de tartışmaya açılmalıdır.
Saygılarımla…