Ankara Meğer Neden Hıristiyanlaştırılıyor?
Diğer Haberler
Bu haber için makale bulunamadı
25. kuruluş yılını gururla kutladığımız yavru vatan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin kurucucu, Sayın Rauf Denktaş’ın her bir konuşması bir tarih dersidir. ART’de yaptığı konuşmaları kaçırmamaya çalışırım.
17.11.2008 Pazartesi akşamı yaptığı konuşmada, unuttuğumuz öyle bir cümle söyledi ki, sanki önceki yazımda sorduğum şeyi cevaplandırıyordu. Neden bu kadar kilise Ankara’da, diye sormuştum.
Sayın Rauf Denktaş üstüne basa basa, “Ankara AB’ye Hıristiyan olmadıkça giremez” diyenleri hatırlattı. Demek sık sık hatırlatılmalı, ben bile unutmuşum. Demek öyle, Ankara’da kilise açılışları arttıkça, bizim AB’ye girişimiz hızlanıyor. Bunlar, şeriatçılık yapmak suçundan kapanmaktan direkten dönen bir parti iktidar koltuğunda otururken oluyor, ya Kemalist bir parti olsaydı iktidarda ne olacaktı? Neler duyardık kim bilir; dinsizler, gavurlar, kafirler, laikler, kansızlar, soysuzlar… Zaten Mustafa Kemal de Selanik’te doğmuştu, Rumelili, Trakyalı …
Bu coğrafyaların Müslüman memleketi olduğunu, üstelik de Kemal Paşa’nın babasının Karamanlı Yörük, annesinin Toros Ereğlili Türkmen olduğunu bilmeyen tarih öğretmenleri bile maalesef var. Onlar, annesinin memleketinden, ilçe olduğu halde, Ereğli’den Anıtkabir’e toprak getirildiğini de bilmezler, Ereğli’nin Atatürkçü özelliğinin neden kırılamadığını, bu yüzden il yapılmadığını bile bilemezler.
Neyse. Ankara’yı Hıristiyanlaştırmaktan söz ediyordum. AB istiyorsa, neden olmayalım? Bağımsızlığımız gidecekmiş, müstemleke olacakmışız, işgal altında olacakmışız, gençlerimizle aile bağımız kopacakmış, din elden gidecekmiş, olsun… Şimdi şu Kemalist diktatörlük var ya, göstergesi de dinini yaşayamıyormuş başbakanımızın çocukları, Hıristiyan ülke olursak yaşarlar, değil mi ya… Haydi kızlar, giyin kara çarşafları, doğru rahibeliğe… Haydi gençler kiliseye…
Siz daha Hıristiyanlaştırılamadınız mı? Giremeyiz AB’ye, olmaz…
Anne babalarınızın yüzüne bir daha bakamayacağınızı mı düşünüyorsunuz? Aile mi dediniz, o da ne, büyük aile çoktan parçalandı, manevi bağlarınız eridi, çekirdek aileyse çoktan dağıldı, artık birey oldunuz, hem kilisede size maneviyat verecek iyi paralı Avrupalı papazlar var… Yoksa siz, hâlâ “Hı-ris-ti-yan-laş-tı-ra-ma-dık-la-rı-mız-dan mı-sı-nız?” 16 hece oldu, 18 olsaydı “Çekoslovakyalılaştıramadıklarımızdan mısınız” ile eşit olurdu. Buna da kulp bulur batılılar, Türkçeniz fakir, az sözcüğünüz var, derler. Oysa benim tek sözcükle yaptığım iş onların koca bir paragrafla anlattığına eştir. Benimki az yer tutar çok iş görür, ergonomiktir, kıvraktır, işlevseldir, matematikseldir, şiir gibidir, akıcıdır, çok beceriklidir. Şu kiliseye giden sünnetli Müslümanlara sormalı, Kilisede size Latince şarkılı dua okutuyorlar, ne demek olduğunu biliyor musunuz? “Amen” diye bitiriyorsunuz. Hangi Tanrı’nın adıdır bilir misiniz? Kafkasların Ay Tanrısı Men, Ay-Men, yani Aziz/Hitit Oğuz Şaman Tanrısı PAN/Pen/Ben/Men! Özetle, bizim atalarımızdan Tanrı çalanların kuyruğuna takılıyorsunuz. Atalarımızın tanrısını şarkılamak için Hıristiyan olmanıza ne gerek var?
İşte AB böyledir, bizden çaldığını bize allayıp pullayıp satar, eşeği boyayıp bir daha satar…
Yoksa siz, Hıristiyanlaştıramadıklarından mısınız? Özür diler, teşekkür ederim. Siz biliyorsunuz ki, AB’nin gözü benim topraklarımda, GAP’ı alacak, buraları işgal edecek, karnını doyuracak yer arıyor, kendisini buradan kovmayacak Hıristiyanlaştırılmış bir Türkiye istiyor.
Biz AB’ye değil, AB bize girmek istediği için Ankara’yı Hıristiyanlaştırmaya başladı.
Arz olunur!
192 Kere okundu
|