Değerli okurlar, uluslararası arenada Rumlar ve özellikle de Ermenilerin 1915’ten beri ellerindeki güçlü lobiler, yani sivil toplum örgütleri ile siyasetten ekonomik faaliyetlere, kültürel etkinliklerden sosyal alanlara neredeyse her alanda ülkemizi sıkıştırmak ve zor durumda bırakmak için çalıştıklarını görüyoruz. Hani derler ya “yiğidi öldür hakkını yeme” atasözünü hakkıyla yerine getiriyorlar.
Şu gerçek ki nerdeyse dünyanın en ücra köşelerinde bile yaşayan vatandaşlarımız, özellikle Avrupa ülkelerinde yıllarca öncelikle ekonomik kaygılarıyla uğraşmışlardır. Ancak, 80’li yılların sonu ve 90’lı yılların başlarında merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özal’ın açılımları ile örgütlenmeye başlayarak alt ve orta düzeyde lobi faaliyetleri yapmaya başladıklarını görüyoruz. Rum ve Ermeniler ise tam tersine ekonomik kaygıları olsa bile kendi davalarını anlatmak ve kabul ettirmek için ekonomik güçlerini profesyonel şekilde kullanmışlardır.
Sivil toplum örgütlerinin en etkin olduğu ülkelerin başında ABD’nin geldiğini söyleyebiliriz. Öyle ki bu devlet, güvenlik politikalarını bile bu tür sivil oluşumlar ile oluşturmakta ve yürütmektedir. O halde sivil toplum bilincinin güçlü olduğu Amerika’da biz neredeyiz? Yaklaşık 400 bin nüfus ile lobicilik anlamında yolun nerdeyse başındayız, ülkemizdeki sosyal parçalanmışlık maalesef gidilen her yerde ortaya çıkmış büyük zorluklarla bir araya gelinmeye başlanmıştır.
Başbakanımızın Amerika ziyaretinde ifade ettiği şu söz çok önemli; "Amerika'da toplumsal hayata katılın, sivil toplum kuruluşlarında yer alın, içinize kapanmayın. Yiyip içerek yatıp uyuyarak zaman doldurmak yerine sosyal olun, Türkiye'nin sesini duyurun." Bu düşünce hiç kuşkusuz sadece Amerika için değil! Almanya, Fransa gibi Avrupa ülkeleri ve genelde dünyanın her köşesindeki vatandaşlarımız için de geçerli gerçek. Dünyanın her yerinde o ülkede yaşayan farklı milletlerden vatandaşlar kendi ülkelerinin gönüllü elçileri olarak çalışmaktadırlar.
Ben size 1972’den beri Amerika’da yaşayan Türk Amerikan Dernekleri Federasyonunda Görev alan Çayelili hemşerimiz İbrahim Kurtuluş’tan bahsetmek istiyorum. Onunla telefon aracılığı ile tanıştık ve teknolojinin nimetlerinden faydalanarak e-posta ile görüşmelerimize devam ediyoruz. Federasyonun sekreteri olan Kurtuluş’un asıl mesleği ekonomistlik. Fakat o daha çok sivil toplumun gücüne inanmış, bu alanda canla başla çalışan bir değer. Bu arada hemşerimizin ‘en iyi yabancı broker’ seçildiğini de belirtmek istiyorum.
Amerika’da seçimleri basından takip ettiğiniz sanırım. Ermeni, Rum, Yunan lobilerinin çalışmalarını ve etkilerini gördük. Bu sefer biraz daha etkin bir şekilde arenaya inmiş Sayın Kurtuluş ve arkadaşları. Türklerden 1 milyon dolar toplamışlar ve seçimlerde Ermeni Senatör yerine, kendi destekledikleri adayı senatör seçtirmişler. Sayın Kurtuluş “Türk toplumu, Amerikan Başkanlık ve milletvekili seçimlerinde, Türkiye’yi destekleyen politikacılara yaklaşık 1 milyon doların üzerinde bağış topladıklarını, Obama ile Türk-Amerikan ilişkilerinin nasıl gelişeceğinin Ermeni konusuna bağlı olduğunu” belirtiyor.
Türk-Amerikan Parlamento Dostluk Grubundaki 71 kişi tekrar milletvekili seçilirken, 9’u ya kendi isteği ile aday olmadı ya da seçilemediğini belirtiyor. Yine Chicago’da yerel yönetimlerde yer almak için Demokrat Partiden aday olan Rıfat Sivişoğlu’nun tüm çabalarına rağmen seçilemediğini ifade ediyor.
Hemşerimizin ve arkadaşları etkinlikleri ve Ermeni meselesindeki özverili çalışmaları ile meydanı Ermenilere bırakmıyorlar. Tıpkı onlar gibi sürekli olarak konferanslar, yürüyüşler ve diğer sosyal aktiviteler ile haksız bir şekilde itham edildiğimizi, Amerikalılara bu konudaki haklılığımızı anlatıyorlar.
Yaptıkları bunlarla sınırlı değil elbette. Sadece ülkemizle ilgili değil, Türk Cumhuriyetlerinin milli günlerinde de dernek olarak onları yalnız bırakmıyorlar. Geçtiğimiz günlerde ‘Özbek Günü’ dolası ile yapılan etkinlikleri sevinçle anlatıyordu hemşerimiz. Onlarla ortak hareket ederek, modern köy haline gelen dünyamızda sivil toplum örgütleriyle neler yapılabileceğinin en güzel örneklerini veriyorlar. Bu devasa ülkedeki Türk Sivil Toplum Kuruluşlarının yapmış oldukları etkinleri siz değerli okurlarımla paylaşmaya çalıştım…
Kuşkusuz Sayın Kurtuluş ve arkadaşlarının Amerikan sivil toplum hayatında çok önemli yerlere geleceklerini düşünüyorum ve yaptıklarını bu satırlara sığdırmam mümkün değil. Ben bu yazımda Rize’nin yetiştirdiği bu güzide insanı ve arkadaşlarını tanıtmak istedim.
Saygılarımla…