Bayramdı, seyrandı derken; köprünün altından nice sular akarken bakıyorsunuz bir yılın daha sonuna yaklaştık neredeyse! Ülke gündemindeki tartışmalardı, operasyonlar, AB, BOP’du, yollardı, yolsuzluklardı, dosyalardı, aldıydı, verdiydi derken bir baktınız geldik gene bir seçim arifesine daha… Ülkem insanı geçim derdinde, siyasi ‘Mir’leri seçim derdine düşmüşken, bir de üzerimizden ‘global ekonomik kriz’ teğet geçmesin mi? Hamdolsun, benim halkım eksik meksik bir torba kömüre oyunu satmaz mı?
Neredeyse bir yıldan fazladır uyarıyordu ekonomistler, ‘bize bir şey olmaz’ edalarıyla geldi saplandı piyasalara kriz. Sonra da, işadamlarına, bankalara veryansın!.. SP Genel Başkanı Kurtulmuş ne diyor : “Sıkıysa yabancı bankalara fırça at!” Olayı tamamen özetliyor… Ardından da açıklaması AKP’nin son günlerdeki belalısı CHP’li Kılıçdaroğlu’ndan geliyor : “Dün açlıktan nefesi kokanlar bugün köşeyi dönüyor. Vatandaşa gelince din-iman, kendilerine gelince cep dolduruyorlar…”
E zaten ne zamandan beri söylenip duruyoruz ya, ‘bir tarafta seçim, diğer tarafta geçim derdi’ diye… Artık siz ne tarafı doldurursanız doldurun!
Son günlerin en flaş haberlerini ise, kurban pazarlarına rağbet olmayışı oluşturuyor nedense. Hayret ve komik! Nasıl da ilginç bir çözümleme bu! Ama kurban pazarları rant uğruna seçim yatırımı olarak da kullanılabiliyor mesela! Hiç değinen yok!
Sağlıkta herkesten 10 Ytl’lik katkı ile muayene sistemi getireceksin; ardından doğalgazlı, kaloriferli evlerde oturanlara kilosu eksik kömür torbaları dağıtarak ‘sosyal devlet’ ilkesinden dem vuracaksın! Önce yurttaşlarını fakirleştirip, işsiz bırakacaksın sonra da yiyecek, giyecek dağıtarak ‘sosyalleşeceksin’… Ne ilginçtir ki, bunları da hep seçim arifelerine denk getireceksin!
Mesela, ‘Çaykur’un özelleştirilmesi’ gündeminde olmayan spesifik AB’cileri, üreticinin parasını ödemeden, en azından ‘hak-hukuk’ almadan hac yollarına düşen ve memleket sevdası ile aday adaylığını gündeme getiren Genel Müdür Yüce’yi ve iktidarın bilumum yerel yöneticilerini, Özelleştirme İdaresi Başkanı Kilci’nin açıklamalarına vuruyoruz. Aslında Kilci, Çaykur’un 2009 yılı özelleştirme programında olduğunu açıklarken, gizli bir gerçeği değil, saklanmaya çalışılanı vuruyordu yüzlerimize! Demek ki, Çaykur’da uzun zamandır sürdürülen sendikal hesaplaşmanın ardında, siyaset ve özelleştirme yatıyordu! Tek Gıda-İş’in 9 bin kişilik üye potansiyeline karşı, bakanlığın 4 bin üyeli diğer sendika lehine çoğunluk tespiti yapmasının altındaki neden de apaçık ortadaydı.
Peki, bu durum karşısında kurumda yapılamayacak olan toplu iş sözleşmesinden doğacak işçilerin sosyal ve ekonomik kayıpları ile kurumdaki iş ve çalışma barışının bozulmasının sorumluluğunu kimler üstlenecek? Örneğin, işçi aidatları ile ayakta duran ve her ne kadar başarıları eleştirilere açık olsa da, Çaykurspor’un durumu ne olacak? Şimdiden sporculardan kesintiler, çalışanlardan kısıtlamalar yapılmaya başlanmış! Bol kesenin ağzı boşalmış yani!
Hazır girmişiz seçim havasına, gelelim seçim arifesine. Nasıl olsa dün de istifaların son günüydü, azcık değinelim önümüzdeki manzaraya… Genel Müdür istifa etti mi bilemiyoruz. Diğer istifalar da bu hafta içerisinde netlik kazanmış olacak. Ancak, Rize Belediye Başkanlığı için AKP’den şu ana kadar herhangi bir başvurunun olmadığı ortada. Her ne kadar kulislerde çeşitli isimler konuşulsa, alttan alta inceden çalışmalar yapılsa da; AKP’den, Başbakanın ‘Bizum Halil’ dediği Başkan Halil Bakırcı’dan başkasının aday olacağına olasılık tanımıyoruz! Olası aday adaylıklarının partiye ekonomik katkı sağlamasının dışında, farklı ortamlarda farklı isimlerin değerlendirilmesi ise ortadaki ‘rahatsızlıkların’ göstergesi olarak algılanabilir!
Öte yandan, CHP il Başkanı Aslankaya’nın dile getirdiği ‘ortak aday’ belirleme çalışmalarında sanırız ilk fire kendini gösterdi. Ama gene de Yılmaz ve DP ile işbirliğine gitme hazırlıklarını sürdüren CHP’den sürpriz bir isim çıkabilir…
Kulislerde isimleri dolaşan bir önceki seçimde ANAP adayı Necmettin Kara ile yerel seçimlerin vazgeçilmezi Kenan Bıyık’ın yanı sıra Ankara’da Rizelileri kucaklayan yine bir önceki seçimlerdeki DYP’nin adayı Özkan Avcı’yı da unutmamak gerekir. Kaldı ki, Yılmaz’ın seçmen bazındaki desteği ile önceki seçimlerde aldığı oy oranı ile Kara’nın konumu, Trabzon’daki etkinliği ve Rizelilere karşı olan sempatisi ile Bıyık’ın potansiyeli ve Ankara’da Rizelilere karşı önemli katkıları ve konumu bulunan Avcı’nın girişimci özelliği de göz ardı edilmemeli.
MHP ise bütün bu değerlendirmeleri yaparak, oluşturulacak ortak çatı altında bu üç isme de teklif götürdü. Çatıyı kendi bünyesinde kabul eden MHP’de son çıkış noktası olarak il Başkanı Zeki Mayi gösteriliyor.
Hal böyle iken, bizim de daha önceleri belirttiğimiz gibi, Rize’de oluşturulması planlanan bu birlik çatısının zorluğu bir kez daha ortaya çıkmış oluyor. Eğer bu seçimlerde, beklenen bu birliktelik oluşturulabilseydi Rize’nin önü de her alanda açılmış olabilirdi! Hala bu oluşumun önü açık. Fakat önümüzdeki seçimlerde bu oluşumun gerçekleştirilmesinden daha elzem olan, seçmenlerin sandığa yönlendirilmesi ve oy kullanmasının sağlanmasıdır.
Bir önceki yerel seçimde kullanılan oy oranları ve oy dağılımları ile 22 Temmuz seçimlerinde kullanılan oy oranlarına bakılarak gerekli değerlendirmeler yapılmalı. Aksi halde, bayram arifesinde bulunduğumuz şu sıralar nasıl kurbanlıklara beklenen ilgi gösterilmiyorsa, seçim arifesinde de adaylar ‘kurbanlık’ duruma düşebilir!
Kurban Bayramınızı en içten duygularımızla kutlarken; yüreğinizden sevginin hiçbir zaman eksilmemesi umuduyla mutlu yarınlar diliyoruz…