header Ana sayfa | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle |
  • Üye Ol - Giriş Yap | Künye | İletişim
Bölümler
Gazetenin 1. Sayfası
Gazetemize Abone Olun
Sitemize Reklam Verin
Arşiv
paz sa ça cu cum pa
1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031

Mailinizi ekleyin
Haberlere abone olun:
Saat
Reklam Alanı


Bank Asya 1. Lig Puan Durumu
Hızır Beton


Bu Vatan İçin...!

- Hüseyin Karaahmetoğlu on Ocak 28,2009

image
O, bir kahraman askerdi. devletimizin ‘Övünç Madalyası’ verdiği bir gazimizdi O. Tekerlik sandalyesi ile yaşama tutunmaya çalışan, devletine asla küsmeyen bir değerdi Abdülkerim Kırca. Ve bir gün, bir PKK itirafçısının ortaya çıkıp, hakkında gayri ciddi ithamlarda bulunarak, yaşama tutunduğu tek dalı kopartıp atmıştı. Hak etmediği bir iftiraya uğrayıp, onurlu yaşamaya çalıştığı memleketinde yaşamına son vermişti. 

Daha önceki bir yazımda, ‘Pişmanlık Yasası’ndan yararlanan bir teröristin cezaevinden çıktıktan sonra yeniden eylemler yaptığını ve hakkında Diyarbakır Ağır Ceza Mahkemesinde dava açıldığını yazmıştım. İşte burada da, yine benzer bir itirafçının, benzer bir eylem daha yaptığını görüyoruz. Bu kez bir başka kahramanımızı ne bombayla, ne kurşunla değil, iftira kokan sivri sözleri ile öldürmüş, şehit etmiştir!.. 

Ben cenaze töreni ile ilgili gazetelerdeki fotoğraflara bakarken, bir fotoğraf çok dikkatimi çekmişti. O an içimden bir şeylerin yok olduğunu hissettim. Belki de o kadar küçük görünen bu fotoğrafın, ne kadar büyük fotoğraf olduğunun farkına dahi varamamıştık.

Fotoğrafta, cenaze töreninde sıra sıra dizilmiş tekerlekli sandalyeye mahkum gencecik gazilerimiz durmaktaydı. Hepsinin gözlerinde anlamlı bir bakış vardı. Belki de ‘Devlet’ olabilmenin ne kadar zor olduğunu anlatmaya çabalıyorlardı. Ya da belki de bir gün onlar içinde bir itirafçı ortaya çıkıp, aynı şekilde haksız ithamlarda bulunabilirlerdi!.. 

İşte bu ‘kınalı kuzularımız’ tekerlekli sandalyede sıra sıra otururken, bir başka şey aklıma geldi. Acaba bu kahramanlar, şehidimiz Abdülkerim Kırca’nın tabutuna bakıp ne düşünüyorlardı? Bunu tahmin etmeye çalıştım. Bir şeyler beynimde gidip geldi ama net bir sonuca varamadım. Bence kimse boşuna uğraşmasın. Onların ne düşündüğünü, beyninden ne geçtiğini sadece ve sadece kendileri bilebilirlerdi…

Bence hepsi birer kahramandı.

Bazen soğukta yürürken düşünürüm, karda, yağmurda, ateş gibi sıcakta gezmenin zorluğunu. Hemen bir yere sığınmak isterim. Gece ayazında sokakta kalmanın ne kadar zor olduğunu betimlerim. Aklıma soğuğu iliklerime kadar hissettiğimde, karın metrelere ulaştığında, tipinin ve vahşi hayvanların kol gezdiği sınır uçlarında, gece gündüz bu vatanı bekleyip nöbet tutan kahraman gençlerimizi düşünürüm. Ne kadar büyük bir fedakarlık yaptıklarını o an anlarız. Bu vatanı zor şartlarda altında beklediklerini hiç düşünürüm o an. Bizler sıcacık yatağımızda yatarken, soğuk kış günlerinde, düşmanın nerde geleceğini bilemeden gözünü dört bir yanına çevirip bekleyen bu gençlerimizin yaşadıklarını düşünürüm. Peki, kaçımız bunu düşündük? 
Ya bu topraklar için çatışmaya girip şehit olan gençlerimizin ailelerini düşündük mü? Kendimizi onların yerine koyup nasıl bir travma yaşadıklarını hissedebildik mi? 

Ya gazilerimizi, tekerlekli sandalyeye mahkum olanlar, ya gözlerini, kollarını, bacaklarını kaybetmiş gazilerimiz, birkaç kişinin yardımı ile yaşama tutunmaya çalışanları hiç düşündük mü? 

Çoğumuz düşündük ama hiç birimiz onların yerinde olmayı asla düşünmedik ve hiçbir zaman kendimiz asla o kaderin bir parçası olmak istemedik. 

Oysa onlar ve Abdülkerim Kırca, bizim birer parçamızdı ve bizler o nadide parçalarımızı son zamanlarda koruyamaz olduk. Bir iftiraya kurban edip, yok ettik.

İşte yok ettiğimiz Abdülkerim Kırca’nın ölümünden kim sorumludur, sorusunu sormak da gerekiyor…

Bence hiç kimse bu sorumluluğu üzerine almayacaktır.

Gazi Mustafa Kemal Atatürk 1929’da “Büyük olmak için, hiç kimseye iltifat etmeyeceksin. Hiç kimseyi aldatmayacaksın. Memleket için hakiki mefküre ne ise onu görecek, hedefe yürüyeceksin. Herkes senin aleyhinde bulunacaktır, herkes seni yolundan çevirmeye çalışacaktır, fakat sen buna mütehammül olacaksın, önünde nihayetsiz manialar yığacaklardır, kendini büyük değil, küçük, zayıf, vasıtasız, hiç telakki ederek, kimseden yardım gelmeyeceğine kani olarak bu maniaları aşacaksın. Bundan sonra da sana büyüksün derlerse, söyleyenlere güleceksin” derken birçok şeyin anlamını ifade ediyordu!..



1210 Kere okundu

comment Yorumlar (0 Tane Yorum Yazılmış)
Köşe Yazarları
Okur Köşesi
Hava Durumu
Çok Okunanlar
Ritaş Hazır Beton
Yorum Yazılan Haberler