Güç, bütün toplumların, siyasal sistemlerin, insanların sahip olmak istediği; sahip olmak için birçok çabaların harcandığı bir kavramdır. Onu elde etmek için savaşlar yapılmış kimi zaman kazanılan savaşlar güce güç katmış kimi zaman ise kaybedilip başka bir gücün esiri olunmuştur.
Güç, ilk bakıldığında fizik bilimine ait olarak görünse de daha çok sosyal hayatta ait bir kavram olarak algılanır. Alman filozof Nietzsche’ye göre, ‘insan isteklerinin en önemlisi güç sahibi olma isteğidir’. Bu güç sahibi olma isteği onu o kadar çok kuşatmıştır ki nerdeyse bütün eylemlerini bu isteği doğrultusunda yapar. Bu güç istenci onu savaşlara girmeye başarılar elde etmeye iter.
Sosyal hayatımızda bu güç kavramını birçok kavram ile ilişkilendirerek kavramlara farklı vasıflar yüklüyoruz. Örneğin halk gücü, hukuk gücü, medya gücü v.b. Gücün buradaki anlamı bir potansiyeli bir bağımsızlığı, kendine yeterliliği ifade eder. Hukuk gücü dediğimiz zaman hukuka ait bir potansiyeli bir özgürlüğü ifade ederiz. Fakat ‘medya gücü’ dediğimiz kavram şu anki medyamıza bakıldığında yanlış kullanılıyor gibi görünüyor.
Medya gücü dediğimizde, medyanın bir aktiviteye sahip olduğunu, bu gücü kendi özgürlüğünün paralelinde kullandığını anlamamız gerekir. Çünkü güç kavramlarını olmazsa olmazlarında birisi de özgürlüktür. Güçlü olup da özgür olmayan bir medyadan yada herhangi bir sistemden bahsedemeyiz.
Bu gerçeği kendi hayatımıza da uygulayabiliriz. Örneğin, kendi hayatımıza ait kararları kendimiz vermek isteriz. Bu kararların, bu kararları verme gücünün bize ait olduğuna inanırız; fakat özgür olmadığımızda bu gücün bizde olması hiçbir şey ifade etmez. Kararlarımızda özgür değilsek ve başkası tarafından yönlendiriyorsak elimizde olan gücün bize ait olması bir yanılgıdan başka bir şey değildir.
‘Medyanın gücü’ kavramını basından sık sık duyuyoruz. Bir o kadarda medyanın özgür olmadığını, yönlendirildiğini, bir takın güçlerin etkisinde kaldığını duyuyoruz. ‘Türk medyası özgür müdür, değil midir?’ Diye bir soru sorulduğunda hangimiz ne cevabı verir. Özgür olmadığının daha çok tercih edileceği kesin.
Medyanın özgür olmaması, sahip olduğu gücünde kendisinin olmadığını gösteriyor. Verilen kararlarda özgür değilseniz güçlüde değilsinizdir. Bu nedenden dolayı ‘medyanın gücü’ ifadesinin yerine ‘gücün medyası’ ifadesini kullanmak daha doğru olur. ‘Medya kendi gücünü kullanamıyor, güce hizmet ediyor.’ Desek daha doğru bir tespit yapmış oluruz.
Bütün medya organlarının özgür olmadığı genellemesini yapmak yanlış olarak görünebilir, fakat özgür olmayan medyanın oranı çok fazla. Bu oranın fazlalığı ise yanlış yönlendirilmemize toplum olarak daha iyi yerlere gelmemize engel olabiliyor.
Sevgi ve saygılarımla.
(Gönder meliha civelek, Nisan 17, 2007, 7:25 PM)