header Ana sayfa | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle |
  • Üye Ol - Giriş Yap | Künye | İletişim
Bölümler
Gazetenin 1. Sayfası
Gazetemize Abone Olun
Sitemize Reklam Verin
Arşiv
paz sa ça cu cum pa
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031

Mailinizi ekleyin
Haberlere abone olun:
Saat
Reklam Alanı


Bank Asya 1. Lig Puan Durumu
Hızır Beton


Yapmayın Uşaklar, Unutmayın Çernobil'i!

- Saltuk Deniz on Nisan 29,2009

image

            26 Nisan 1986 yılı, saat 01:23’te nükleer santralde patlama olur ve sızıntı başlar. Radyasyon yüklü bulutlar gökyüzü kaplar. Biz bu bulutları daha önce de Hiroşima’da, Nagazaki’de de görmüştük. Bu bulutlar Hiroşima’daki bulutlardan 500 kat daha etkili, 500 kat daha fazla ölüm saçan bulutlardı...

Oysaki biz, bulutları yağmur yağdırdığı için severdik, her şeyi kirlettiğimiz gibi bulutları da kirlettik.

Zamanında önlem alınmaz ve radyasyon yalnızca Çernobil’i değil, çevre ülkeleri de etkilemeye başlar.

Ve, 02 Mayıs’tan itibaren Türkiye’yi de etkilemeye başlar. İlk önce Edirne’den giriş yapar. Yetkililer ilgilenmez, önemsemez. Daha sonra Karadeniz bölgesini etkiler. Kimse önemsemez. Fakat zaman geçtikçe gizli raporlar ortalıklarda dolaşmaya başlar.

İnsanlar çay tarlarında çay toplarlar, suyu içerler, lahanasını yerler. Oysaki radyasyon bulutları yağmurlarla toprağa yerleşmiştir. Etkisi yüzlerce yıl sürecek olan radyasyon toprağa işlemiştir. Artık Karadeniz’de kanserin öyküsü de başlar.

Artık “herkesin bir derdi var, durur içerisinde”…

Her evden kanserden insanların öldüğü bir bölgemiz var artık. Avrupa ülkeleri bu konuda önlemler alırken biz de yetkililerin verdiği demeçleri bir hatırlayalım:

  Aral: “Çayda tehlike yok ki imha edelim.” (23 Aralık 1986, Cumhuriyet)

  Aral: “Dinine, imanına inanan 'Radyasyon var' demez.” (24 Haziran 1986, Günaydın)

  Aral: “Çaydaki radyasyon tehlikesiz.” (13 Aralık 1986, Cumhuriyet)

  Özemre: “Ne bulursanız yiyebilirsiniz.” (15 Haziran 1986, Milliyet)

  Özemre: “Çayda tehlike yok ama dışsatımı yasaklıyoruz.” (10 Aralık 1986, Milliyet)

Bakanın objektifler karşısında çay içmesi daha hafızalarımızdadır.

Radyasyon bulutlarının Karadeniz toprağına ve Karadeniz insanının içine işledikten 7 ay sonra Türkiye Atom Enerjisi Kurumu, Aralık 1986 yılında çaydaki radyasyon oranının yüksek olduğunu kabul eder ve 58 bin ton çayın gömülmesine, imha edilmesine karar verir.

Bu arada çayların bir kısmı yakılır. Yeniden radyasyon bulutları oluşur.

TAEK, Aralık 1986’da çayların gömülmesine karar verir fakat karar ancak 19 Ocak 1988 tarihinde yayınlanan Resmi Gazete ile yürürlüğe girer. Yani aradan 1 seneden fazla zaman geçtikten sonra çaylar gömülmeye başlanır. Gömülebilen çay miktarı ise 44 bin 773 tondur. Arada ki 11 bin ton çay kayıptır.  Onlar da depolardan çalınıp piyasaya sürülmüştür belki de!..

Çernobil’in kazası yalnızca Ukrayna’da 3 milyon kişiyi etkilemiştir.

* Yetişkinlerde tiroit kanserine rastlanma oranı kazadan sonra on kat artış gösterdi.

* Sakat doğumlar ve büyüme bozuklukları Ukrayna’da #0, Beyaz Rusya’da ise 0 artmıştır.

*  Ukrayna hükümeti kazada yayılan radyasyonun temizlenmesi için şimdiden beş milyar dolar harcamıştır.

* 7,1 milyon insanın gelecekte ciddi sağlık sorunları yaşaması beklenmektedir.

Bunlar Ukrayna’daki etkileri. Ülkeler bu konuda ciddi çalışmalar yapılmaktayken, ülkemizde herhangi bir çalışma yoktur. Yalnızca tepkiler geldikçe Sağlık Bakanlığının Karadeniz’deki ‘kanser vakaları normaldir’ diye açıklama yapmasıdır. Başka bir çalışma yoktur. Tek bir basın açıklaması, her şey normal…

Madem her şey normal; her evden kanserden dolayı kayıpların olmasının nedeni nedir. Niye bu bölgede ücretsiz ve sürekli olarak kanser taraması yapılmamaktadır.  Niye bir Kanser tarama merkezi kurulmamaktadır.

Ne yazık ki; Çernobil artık kaderimiz olmuş, kanserden ölmek kadere dönüşmüş Karadeniz’de.

21. y.y. hastalığı bu olsa gerek, her şeyi çok çabuk unutuyoruz ve alışıyoruz.

Karadenizlilerde alıştı artık kanserden ölmeye… Yapmayın uşaklar alışmayın buna!..

 

Unutmayın… Çernobil’i, unutturmayın…


2774 Kere okundu

Bu haberi beğendiyseniz, notunu siz verin.

1 2 3 4 5 Rating: 4.93Rating: 4.93Rating: 4.93Rating: 4.93Rating: 4.93 ( 14 Kişi Puan Vermiş)
comment Yorumlar (1 Tane Yorum Yazılmış)
  • image Teslimiyetçi, yanlışa dur demeyen bir millet olmuşuz. Radyasyonlu fındıklar okullarda çocuklara dağıtıldı yedirildi. Radyasyonlu çaylar dedince büyüklerimiz ( Aslında çok küçükler ya ) "aman çayımıza çaykura uşağımız mesuta zarar gelir" sususn dediler. Konuşana solcu yolcu golcu dendi. Bakan televizyonda çay içti ( Sonrada kendisi de kanser oldu ) Cerrahpaşa onkoloji servisini ziyaret eden hayatın içinde ne dramlar olduğunu ne acılar olduğunu anlar. Ateş düştüğü yeri yakar sözüne hep mualif olmuşumdur. Orda yaşanan acılar ailelerin içine düşen ateş yüreği olan azcık insan olan herkesi yakar. Saltuk abi doğru diyor bazı acılar unutulmamalı. Hala kanserle ilgili bölgede ciddi araştırma merkezleri kurulmadı. Eleştireni aykırı düşüneni muhalif yıkıcı görüyoruz. Eleştiriye kapalı olan doğruyu bulamaz
    (Gönder Fatih Sultan Kar, Mayıs 4, 2009, 10:37 AM)
Köşe Yazarları
Okur Köşesi
Hava Durumu
Çok Okunanlar
Ritaş Hazır Beton
Yorum Yazılan Haberler