header Ana sayfa | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle |
  • Üye Ol - Giriş Yap | Künye | İletişim
Bölümler
Gazetenin 1. Sayfası
Gazetemize Abone Olun
Sitemize Reklam Verin
Arşiv
paz sa ça cu cum pa
1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031

Mailinizi ekleyin
Haberlere abone olun:
Saat
Reklam Alanı


Bank Asya 1. Lig Puan Durumu
Hızır Beton


Çam Dibine...

- Ömer ŞAN on Mayıs 27,2009

image

            Artık oradaki üç noktayı siz devam ettirir veya doldurursunuz! Gerisi teğet mi geçer, sürtünerek hasar mı oluşturur orasını bir bilenler bilir…

 

            Bir yandan ekonomik krizin psikolojisiyle uğraşan memleketimde tarihi rekorlar kıran işsizlik sayesinde canım yurttaşlarımız cinnet geçirirken; diğer yanda işçiler ve en önemlisi çiftçiler köçek oynamaya başlamışken, sınırlarımızdaki mayın temizleme hesapları alıyor gündemimizi!.. Sınır namustu ama sınırlarımızın ticareti yapılıyordu! Öte yandan Kuzey Kore’nin dünyayı diken üstüne alan nükleer denemeler yaptığı feveranları kopuyordu… Ve başbakan 5yıl aradan sonra Yunanistan’a gideceği haberi geliyordu!

 

            Size ne veya bize neydi oysaki… Hatta ve hatta bu ‘çam dibi’ hikâyesiyle ilgisi neydi ki bütün bunların… Çay elden gidiyor, sektör bunalıyor veya üretici can çekiyorsa kimin umurundaydı! Pişkinliğin hesabı tutmuyordu ki çoğu zaman!

 

            Türkünün kulaklarınızda çınladığını hisseder gibi olurken, aslen Hatice’ye mi yoksa neticeye mi bakmak gerek orası da sizin işiniz doğal olarak!

 

            Çay sezonu malum, çay fiyatı açıklanınca başladı. Fiyat değerlendirmesi bir yana, gelen tepkilerin yoğunluğu bu güne kadar olanlardan daha fazla. Ama bu güne kadar olduğu gibi kimin umurunda! Üreticilerin bir kısmı eylemde, dernekler, odalar ve diğer kuruluşlar masa başında değerlendirme yapıyor; vekillerimiz hak veriyor tepkilere ama gene de devam… Bitmedi, bir de ucundan kota salvosu! Oh ne ala. Allah’ın verdiği çay kotasız, kontenjansız olur mu?..

 

            Hadi yaşını bir kenara bıraktık, e kurusu da yanıyor yanında! Bakın,  kaçak çay haberleri, iddialar falan hepsi safsataymış!.. Genel Müdür Yüce’nin Bakandan yardım istemesi, kaçak ve sahte çaylarla ilgili kovuşturmalar ve hatta haftada en az 2 kez basında yer alan kaçak ve sahte çay haberleri de cabası! Biz ve bizim gibi ‘kaçak ve sahte çay’ komplo teorisyenleri(!) çam dibinde uyduruyormuş bu iddiaları! Sayın vekilimiz öyle diyor! ‘başına konarmış’ pardon, ‘tepesine binermiş’ öyle yapanların!..

 

            E tabi gümrüklerdeki kaçakçılık iddiaları, müfettiş raporları, açılan ve devam eden bazı sahtecilik dosya ve davalarını bir kenara bırakmak gerek değil mi yani!.. Hatta evrakta sahtecilik ve yalan beyanları da…

 

            Nasıl olsa benim sevgili halkım gözünün içine baka baka yalan diyenlere, kendisini dolandırıp yolunu bulanlara tok… Ve kanıp geçiyor okşandıkça duyguları!

 

            Neyse, fazla haşır neşir olmayalım… Homurdanmalar kulaklarımızı kaşır gibi oldu da başkalarına sürtünüp geçemedi nedense!

 

            Biz gelelim şu çam dibi hikayesine! Bilirsiniz ağaç kutsaldır bizde, Anadolu’da! Her yönüyle! Zorunlu olmadıkça kesmeye kıyamazsınız… Bazen sizler de görmüşsünüzdür, yolun ortasında kalmıştır ağaçlar, etrafından dolanıp geçer yol veya herhangi bir tesis… Ya da evin, işyerinin içerisinde kalmıştır ama kesilmemiştir. Rize bu yönden şanslı, ne dikerseniz hemencek dallanıp budaklanıyor, yeter ki rahat bırakın!

 

            Rize’nin kent merkezi bundan muzdarip bir tek nedense! Belki de ülke genelindeki en ağaç fakiri kentlerden birisidir Rize! Göbeği hala ‘otopark’ olan bu kentin ‘kasaba’ halinden kurtulmasının tek yolu koca koca ağaçları kesip yerlerine taş döşemek modernleşmekmiş gibi bir anlayış geliyor karşımıza!

 

            Aslında bu çok eskiden beri başlamış bir ‘modernizasyon’!.. Önce yüzyıllık çınarlar gitti… Ardından mimozalar… Sonra manolya ağaçları… Palmiyeler ve son kısımda Deniz Caddesinin çınarları izledi onları… Yetmedi! Şimdi de Belediye Parkının önündeki sıralı çam ağaçları kurban gitti ‘kentsel dönüşüm’ projesine!.. Bir Pazar sabahı yerlerinden edildiler!

 

            Yok, gazel okumayacağız çamlara ve diplerine! Okuyan okumuş zaten! Hurafeci diye adlandırılan çevrecilerden de olmayacağız!.. Sadece için için söylenen çevredekiler gibi sessiz kalmamak adına ve de kısa bir not düşmek için tarihe dillendirdik içimizdekileri!

 

            Dillendirirken aklımıza düştü bir zamanların o meşhur türküsü… Hani ‘muah muah can Hatice’ vardı ya… Çam dibine yatırılan!.. Gözleri ceylan…

 

            Siz de bilirsiniz canım bu türküyü! Başlıktaki üç noktanın devamını getirirsiniz artık!

             Türkü tadında bir hafta dileğiyle!

378 Kere okundu

comment Yorumlar (0 Tane Yorum Yazılmış)
Köşe Yazarları
Okur Köşesi
Hava Durumu
Çok Okunanlar
Ritaş Hazır Beton
Yorum Yazılan Haberler