header Ana sayfa | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle |
  • Üye Ol - Giriş Yap | Künye | İletişim
Bölümler
Gazetenin 1. Sayfası
Gazetemize Abone Olun
Sitemize Reklam Verin
Arşiv
paz sa ça cu cum pa
12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930

Mailinizi ekleyin
Haberlere abone olun:
Saat
Reklam Alanı


Bank Asya 1. Lig Puan Durumu
Hızır Beton


Nokta Nokta ve Son...

- Ömer ŞAN on Haziran 30,2009

image

Bir zamanlar sizlere ‘Stalin’in Tavuğu’ ile bir de ‘Yolunacak Kaz’ hikayelerini içeren anlatımlarda bulunmuş, ardından da ibreti âlem için ‘Müslüman’a Haram Çeşmesi’nin hikayesini okumayı önermiştik… Çok zaman geçmedi oysa ki!.. Önemi de yok şimdilik.

Bir zamanların ‘kurt’ politikacısı Demirel, ’10 dakika siyasette çok büyük bir zamandır’ derken; bir bakıma bizim milletin, ne kadar erken unuttuğunu da vuruyordu ya yüzümüze… Olsundu, zaten ‘dün dündü, bugün de bugün’…

Kemal Bey, hani şu ‘ununu akıtan’, başbakanın ‘kriz teğet geçecek’ sözüne gönderme yapıyordu ya, ‘Kriz başbakana teğet geçti’ diye… Bunu çıkaramadık!

Ya başbakanın sonradan söylediği, ‘kriz bu kez sürtünerek geçecek’ lafını yorumlasaydı ne diyecekti?.. Hiç merak etmiyoruz. Merakın meramından neler geldiğini biliyoruz çünkü! Nasıl olsa adam ununu sermiş, gübresini vermiş, enerjisini ampule takmış, likit yumurtasını tavaya atmış…

Bir yanda ‘Mir’imiz, diğer yanda ‘Dişli’miz, öteki tarafta ‘denizde fener’, gökçek yavrum gökçek, ‘Akman’da gel ‘Ak’landa…

Geçen hafta Hopa’daydık. Kazım’ı andık… Bir avuç yürekli genç olsa da, kimileri kendilerince kafa buldu!.. Çok temiz ya kendi yürekleri!

Sorun hep aynı. Esnaflar sıkıntılı, 30 yıldır mesleğinin ve ticaretin içerisindeki esnaf, ‘başım dik, yüreğim burkuk ama’ diyor. Umudunu yitirmiş geleceğe dönük. ‘battım ve bunun sorumlusu ben değilim’ diyor, ‘bizi bu duruma düşürenler utansın’ diye de ekliyor gözleri kızarırcasına…

Ne oldu? Bir şey yok! Bizimkilerden bazıları da hala başbakanın dediği gibi ‘psikolojik, psikolojik’ deyip duruyor… Başbakan demiş ya, kutsal kelime! Şükredelim halimize(-ymiş)…

Öte yandan bir bakıyorsunuz, ‘Bayram’ın oğlu’ bayramediyor… Çayı çok iyi biliyor ya, ininden cinine kadar! Konsey kurup, başına geçmiş! Soruşturma raporları, mahkemeler… Kaçak çay, ihaleler… Umurunda mı dünya! Kendir üretimi yasak ama Rize Bezinde hamle hareketleri yapıyoruz. Hedef, kadınlar… İç çamaşırı ve mayo üreteceğiz, konusunda uzman, özellikleri ise bire bir…

Madencilik, maden ocakları, Enerji Bakanlığı bağlantıları hiç yok görünürde! Ruhsat işlemleri, taş ocakları, kumlar dereler… Başbakan’ın ‘baba ocağı’ deniz… Yeniden yapılanıp kuruluyor ya ilçemiz!

İran mermerleri bile yanında hiç kalıyor! Nasılsa blok blok gelip işleniyor, sonra da işlenmiş haliyle tekrar yurtdışına çıkıyor! Tıpkı çaydaki ‘dahilde işleme’ gibi!

Mübarek üçaylara girdik! Geçen hafta Regaip Kandili ile ilk Cuma namazı kılındı! İmam vaaz veriyor, ‘harama, yolsuzluğa, hak yemeye, haksızlığa vs.vs. kesinlikle izin yok bu aylarda!’ diye… Hoparlörden çıkan ses meydanda ve sokaklarda yankılanıyor!.. İncesine girmeyelim, sonrasında ne olur, gene biz haksız çıkarız… En iyisi, sizin de üçaylarınız mübarek olsun… Kandiliniz, geçmiş de olsa kutlu olsun!..

Ticaret Borsası Başkanı Mehmet Erdoğan, sektörle ilgili değerlendirme yapıyor. Birinde ‘rekolte arttı’ derken, diğerinde ‘azalma var’ tespiti var!

Ama en önemlisi, ‘siz ne derseniz deyin, Çaykur 3-5 yıl içerisinde özelleşecek’ türündeki değerlendirmesi. Biz planlayalım, bize göre olsun, diyor ama asıl hedef bizim ‘özelleştirmeye’ alıştırılmamız! Söyleten ortada yok ama!

Nasıl olsa 9 yıl önce Çaykur özelleştirme kapsamına alınmış! Hesap ediyoruz, 9 yıl öncesini AKP’den önceye geliyor. Yani 2002’den önce. Sorumluluk ‘bizde değil’ hesabı kısacası!

Sorun değil, siz özelleştirmeye hazır olun! Nasıl olsa Çaykur’da rekorlar üstüne rekorlar kırılıyor! Hazineden aktarılacak 200 küsur milyar yanlışlıkla bir başka komşu ile gider, üretici çay parası bekler, kurum kredi borçlarını ödemeye yumulur... İşçinin nasıl olsa sendikası da yoktur, maaşı sarkıtılır, ver elini yurtdışı gezileri, ver elini kel başa şimşir tarak… Öyle toprağa, böyle kavak!

AKP il Başkanı Karal, Karayolları Bölge Müdürü Boydaş’ı ziyaret etmiş, yollarımızı ve tünellerimizin ışıklarını sormuş! Malum, Ovit yoluna devam, Tünellere selam… Peki, Rize’de yapılması planlanıp da uygun şantiye bulunamadığı için yapılamayan, sonrada yüklenicilere ‘merak etmeyin, oradan kalan açığınızı Trabzon’dan hallederiz’ dendiğini biliyor muydunuz?

Fazla uzatmaya gerek yok!

Önceki hafta yayınladığımız ‘Kaçak çaylar ihale yolu ile yasallaştırılıyor’ haberimizi yorumlayan okurlarımız güzel bir noktayı yakalamış. Madem ülkemizde bir Çay İhtisas Gümrüğü var ve bu da Rize’de. Ve ithal edilecek çaylar bu gümrükten kontrol edilerek ülkemize giriyor, neden o zaman ülkemize yasa dışı yollardan giren bu kaçak çaylar yakalandığında buraya gönderilmiyor?

Büyük oranda insan sağlığına zararlı olduğu, standartlara uymadığı bilinen ve hatta ülke ekonomisine büyük zararlar vererek Türk çayına darbe vuran bu kaçak çayların imha edilmesi yerine ihale ile ‘yasal’ hale getirilmesi kimlerin işine geliyor acaba?

Madem bu uygulama kaldırılmayacak ve devam edecek, o zaman gerekli işlemler yapılsın ve ülkenin dörtbir yanında yakalanan bu kaçak çaylar da Rize’deki Çay İhtisas Gümrüğü’ne getirilsin ve burada gerekli kontroller yapıldıktan sonra prosedürüne uygun şekilde ihaleye çıkartılsın!..

Gelmez mi birilerinin işine yoksa? Sorun işte asıl burada bizce…

 

Yüreğinizden sevginin eksik olmaması dileklerimizle sevgilerimizi sunarken; siz gene de şu ‘Stalin’in Tavuğu’ ile ‘Yolunacak Kaz’ hikâyelerine ucundan bir göz daha gezdirin dilerseniz…


239 Kere okundu

comment Yorumlar (0 Tane Yorum Yazılmış)
Köşe Yazarları
Okur Köşesi
Hava Durumu
Çok Okunanlar
Ritaş Hazır Beton
Yorum Yazılan Haberler