header Ana sayfa | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle |
  • Üye Ol - Giriş Yap | Künye | İletişim
Bölümler
Gazetenin 1. Sayfası
Gazetemize Abone Olun
Sitemize Reklam Verin
Arşiv
paz sa ça cu cum pa
1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031

Mailinizi ekleyin
Haberlere abone olun:
Saat
Reklam Alanı


Bank Asya 1. Lig Puan Durumu
Hızır Beton


HES Projelerinin Hukuksuzluğu Çıldırtıyor

- Haber Merkezi on Eylül 02,2009

image

Kimileri ÇED Toplantısını Basıyor, Kimileri Kendini Zincirliyor, Kimileri Allah’a Havale Ediyor 

Doğu Karadeniz’i Sarmalayan HES Projelerine Karşı Protesto ve Tepki Eylemleri Sürerken Hukuk Mücadelesi Veren Yurttaşlar, Yargı Kararlarına Karşın Sürdürülen Çalışmalara Karşı İlginç Yöntemler Geliştiriyor 

(Haber Merkezi)-Doğu Karadeniz Bölgesinde uzun zamandan beri Hidroelektrik Santrallerine karşı sürdürülen mücadeleler, hukuk mücadeleleri sonrasında alınan yargı kararlarına uyulmaması nedeniyle ilginç tepki ve protestoları da beraberinde getiriyor.

            HES’lere karşı çeşitli protesto ve tepki eylemleri gerçekleştiren yöre halkı ve çevreciler, her geçen gün bu eylemlerine yenilerini eklerken bazı eylemciler ilginç yöntemlerle HES’lerin bölgeye verdiği zararları kamuoyuna anlatmaya çalışıyor.

            HES’lere karşı en planlı tepkileri ortaya koyarak, hukuksal mücadelenin öncülüğünü yapan Fındıklı Derelerini Koruma platformu üyeleri, Fındıklı’nın Çağlayan ve Arılı Vadileri üzerinde kurulması planlanan HES’lere karşı Rize, Fındıklı, İstanbul ve Ankara’da çeşitli protesto eylemleri düzenledi. Son olarak, bölgede yapılması planlanan HES’lerle ilgili düzenlenen ÇED bilgilendirme toplantılarını engelleyen ve yapımcı firmaları bölgeden kovan Fındıklılılar, bundan sonra Fındıklı Vadilerinde HES adına herhangi bir çalışmaya kesinlikle izin vermeyeceklerini kaydediyorlar.

            Fındıklı’da yaşanan gerginliklerin ardından Çayeli’nin Senoz Vadisi üzerinde yapılması planlanan HES projeleri için de yöre halkı düzenlediği protesto eylemleri ile tepkisini arttırmaya başladı. Eski Başbakanlardan Mesut Yılmaz’ın da köyü olan Çataldere Köyünde toplanan Senoz Vadisi Koruma Platformu üyeleri ile köy halkı, bir önceki eylemlerinde HES şantiyeleri ile enerji hatlarını taşlayarak, yapımcı firmalara bölgeden çekilmesi uyarısında bulunmuştu.

            Yargı kararlarına karşın, yapımcı firmaların hala bölgedeki çalışmalarını sürdürdüğüne dikkat çeken Çataldere köylüleri önceki gün ise kendilerini zincirlerle bağlayarak, köy yolunu trafiğe kapadı. Eyleme ilişkin bir açıklama yapan İTÜ Öğretim Görevlisi ve Senoz Vadisi Koruma Platformu Dönem Sözcüsü İsmail Akyıldız, Doğu Karadeniz’de devletin kendi öz çocuklarını boğan soğuk bir canavara dönüştüğünü ileri sürerek, “Evet, adını koyalım. Bu bir isyandır” şeklinde tepkisini dile getiriyor.

            Basın açıklamasında oldukça sert ifadelere yer veren Akyıldız, eylemlerinin, Rize İdare Mahkemesinin 24.03.2009 gün ve 2007/400E sayılı kararı ile ‘İptal’ edilen Karadeniz Enerji A.Ş ve Atabey Enerji Üretim San. ve Tic. A.Ş.'nin Senoz Vadisinde inşasına başlanan HES projeleri için ‘İptal’ kararlarının uygulanmasını sağlamaya yönelik olduğunu da sözlerine ekledi.

 

 Doğu Karadeniz’de 700’e yakın HES projesinin bilimsel dayanaktan yoksun bir şekilde ‘havza planları’ yapılmadan  hayata geçirilmesini doğru bulmadıklarını anlatan Akyıldız, Platform adına yaptığı açıklamada Devlet yöneticileri ile yapımcı firmaların yöneticilerine seslenerek; “Yolunuzu kesiyoruz artık, buraya kadar. Bundan sonra yasa dışı yol ve yöntemlerle yolunuzu bulamayacaksınız. Geçit vermiyoruz. Yolunuzu kesiyoruz, çünkü Karadeniz’de devlet kanunları işletilmemiştir. Devlet mahkemelerinin ‘iptal karaları’ uygulanmamıştır. Karadeniz insanının yasalara duyduğu saygı ve güven tahrip edilmiştir. Yolunuzu kesiyoruz, çünkü bilim adamlarının, konunun uzmanlarının, defalarca dile getirmiş olduğu üzere, Karadeniz Vadileri’nde havza planları yapılmadan HES uygulamalarına başlamak bilimin, akli selimin öngörülerini hiçe saymaktır. Yolunuzu kesiyoruz, çünkü Karadenizli hukukun üstünlüğüne saygı duyduğu, adalete, kanunlara inandığı için suçlu duruma düşürülmüştür. Ülkenin, devletin, milletin en sadık çocukları olarak ün salmış Karadenizlilere reva görülen işte budur. Bu yüzden yolunuzu kesiyoruz. Hükümetin sevk ve idaresini elinde bulunduranların, her seferinde 'Hukuk Devleti'nden 'Hukukun Üstünlüğü'nden söz etmesinde, ne kadar samimi olduğunu anlayabilmek için Karadeniz vadilerinde yaşananlara bakılmak gerektir. Karadeniz'de devlet kendi öz çocuklarını boğan soğuk bir canavara dönüşmüştür. Canavarların en soğuğu. Bu yüzden Karadenizlinin sabrı taşmıştır artık. Bu kepazeliğe, bu maskaralığa, bu rezalete ‘dur’ diyor artık. Evet, adını koyalım, bu bir isyandır. Kanunsuzluğa, usulsüzlüğe, zulme karşı, onurlu insanın isyandır. Öyle bir isyandır ki bu, bütün Karadeniz vadilerine sirayet etmesi an meselesidir ve kaçınılmazdır. Sirayet edecektir. Ve çok yakında görülecektir ki, hukukun üstünlüğünü tanıma dışında hiçbir güç Karadenizliyi durduramayacaktır. Yaydan çıkmıştır ok. Karadeniz baştan sona kaynayacak ve taşacaktır! Karadenizliyi gözdağı ile boyunduruk altına almak gibi bir talih ise, hiç kimseye düşmemiş, düşmeyecektir. Zira kanunları uygulamaktan aciz bir devlet ile bölgeye talandan başka bir nesne getirme yeteneğinden yoksun şirketler, şairin dediği gibi 'iki kaşık gibi iç içe geçmiştir' ki ayırabilene aşk olsun. Bu yüzden bizler, Senozlular olarak uyarıyor ve diyoruz ki; Ey Karadeniz vadilerinde oturanlar ve bütün Türkiyeliler; Sahip olduğunuz doğa harikası Karadeniz'in düşürüldüğü tuzağı görün artık. Karadeniz vadileri neden haddini bilmez bir kaç Vandalın, yağmacının insafına terkedilmiştir? Hukuk Karadeniz'de neden yıkılmıştır? Araştırın! Gaflet uykusuna son verin! İki hafta önce gerçekleştirdiğimiz vadi içlerine dikilen, radyasyon saçan yüksek gerilim hatlarını taşladığımız eylemde 'Devlet Kanunları Uygulanmazsa Senoz Kanunları Uygulanır' demiştik. Kamuoyu önünde yaptığımız bu uyarımız dikkate alınmadı. Devlet mahkemelerinin vermiş olduğu ‘İptal kararı’ hiçe sayıldığı gibi Senozluların bu uyarıları da hiçe sayıldı. İşte bu yüzden yolunuzu kesiyoruz ve buraya kadar diyoruz. Bundan sonra yasa dışı yol ve yöntemlerle yolunuzu bulamayacaksınız. İzin vermeyeceğiz. Devlet hukuku uygulanmadığı takdirde Karadeniz Vadileri'nde oturanlar kendi hukuklarını uygulamaktan çekinmeyeceklerdir. Taleplerimiz yerine getirilmeden Karadeniz'de kopan fırtınayı  dindirmek mümkün olmayacaktır” dedi.

Çayeli’nin Çataldere köylülerinin eylemleri devam ederken, yaklaşık 76 kilometrelik bir uzunluğa sahip olan ve üzerinde yapılması planlanan 21 HES projesinin su tüneli uzunluğu 56 km’yi geçen İkizdere Vadisi’nde ise bu kez minibüs şoförleri eyleme hazırlanıyordu.

İkizdere Derneği ve çevre derneklerinin öncülüğünde bölgede HES projelerine karşı yürütülen tepki ve protestolar, hukuksal alanda da sürdürülürken; yapılan bilimsel çalışmalar ve turizm kurultayları ile de bölgedeki çalışmalara dikkat çekiliyor. Rize ve bölgesinde bir süre önce yaşanan sel ve heyelanlardan zarar gören HES şantiyelerinin yanı sıra, yollardaki hasarlardan da HES çalışmalarını sorumlu tutan İkizdereli minibüsçüler, HES çalışmalarının yollarını bozduğunu ileri sürerek yetkililerden yardım istedi.

İkizdere Minibüsçüler Kooperatifi Başkanı İlyas İspir, “Yolumuza acil çözüm bulmasını istiyoruz. HES inşaatlarının verdiği zarar yolu çekilmez hale getirdi. Araçlarımız tamircilere çalışır hale geldi. İyidere-İkizdere arasında yapılan HES çalışmaları yolumuza çok olumsuz arızalar veriyor. Projesi başlatılan 16 tane HES için tünel çalışması var. Bu tünel çalışmaları karayolumuzun kenarından başlıyor ve yolumuzu bozuyor. Ayrıca karayolu kenarındaki hazır beton tesisi ise atık su ile çamurlarını da karayoluna bırakıyor. Çözüm bulunmazsa eyleme hazırlanıyoruz” şeklinde konuştu.

 

            Rize’nin Salarha Vadisi üzerinde yapımı planlanan HES’lere karşı tek başına mücadele başlatan Kazım Delal isimli yurttaş ise elindeki belgelerle vadi üzerindeki yaklaşık 40 ayrı köyü dolaşarak yurttaşlardan HES’lere karşı imza topluyor. Gazetelerden kestiği ‘HES’ haberlerinin kupürlerini yurttaşlara okuyarak imza kampanyasını sürdüren Delal, yurttaşların kendisine ‘Vatandaş Kazım’ adını taktığını kaydederek; “Bu projeler canımızı alacak. Yaşama alanlarımızı yok edecek. İlk bakışta masum ve zararsız gibi görünen projeler sularımızı tamamen kontrol altına alıyor. Bunlara bir şekilde ‘dur’ demek herkesin boynunun borcudur” şeklinde konuşuyor.

 

            Başbakan Erdoğan’ın ‘baba ocağım’ dediği Rize’nin Güneysu ilçesi de HES projelerinden nasibini alıyor. Bir süre önce ‘tarla’ diye İl Özel İdaresi tarafından ihale ile satışa çıkarılan arazi üzerinde HES yapımı devam ettiği için söz konusu ihale iptal edildi. İhaleyi kazanan Kazım Arıcı isimli turizm işletmecisi ise başlattığı hukuk mücadelesinden vazgeçmeyeceğini, Rize İdare Mahkemesine açmış olduğu ‘iptal’ davalarının yanı sıra Cumhuriyet Başsavcılığı’na da suç duyurusunda bulunduğunu kaydediyor.

 

            Yine Başbakan Erdoğan’ın ‘baba ocağı’ Güneysu’da HES çalışmaları nedeniyle zarar gören Balık Çiftliği iş letmecisi bir başka yurttaş İlyas Peçe ise yapmış olduğu bütün başvurulara karşın sonuç alamayınca çareyi HES’leri Allah’a şikayet etmekte buldu.

 

HES inşaatı nedeniyle Güneysu’nun Gürgen Deresi kenarında bulunan balık çiftliği büyük ölçüde zarar gören ve yaşanan doğa katliamı nedeniyle HES’lere tepki gösteren İlyas Peçe, isyanını Allah’a mektup yazarak gösterdi.

 

Peçe, HES çalışmalarının balık çiftliğine zarar verdiğini belirterek, “Şikâyetlerimi birçok kez yetkili kurumlara ilettim. Çaldığım bütün kapılar yüzüme kapandı. Bende son çare olarak Allah’a, bana zarar verenleri bir mektupla şikâyet ettim” dedi.

 

Balık çiftliği sahibi Peçe, “Kulun İlyas Peçe” imzasıyla Allah’a yazdığı şikâyet mektubunda, “Ey yüce Allah’ım şu fani dünyada devletin malından fakir fukaranın emeğinden yiyip içip doymayan zenginleri ve devletin kanunlarını, doymasını bilmeyen bu zalimlere servis eden yetkilileri sana şikâyet ediyorum. Kabul eyle Allah’ım. Namusu, şerefi üzerine yemin edipte yeminini bozan şereflileri de adaletinle cezalandır, dünyada rezil eyle Allah’ım. Helalinden çalışıp ve vazifesini dürüst yapanları koru. Yalancı zalimlere muhtaç eyleme, tehlikelerden koru Allah’ım. Yapılan HES çalışmaları balık çiftliğime zarar verdiği gerekçesi ile çeşitli kurumlara 12 adet dilekçe verdim. Bunlar kabul edilmedi. Dere suları yükselince suçu da sizde bulup ‘yağmuru Allah yağdırdı, suları attırdı’ diyecekler. Taşkın sulardan ve felaketlerden beni balıklarımla beraber koru Allah’ım” diye serzenişte bulundu.

 

Öte yandan, Doğu Karadeniz Bölgesi’ndeki bütün vadilerde yapımı planlanan HES projelerine karşı eylemler ve hukuk mücadelesi devam ederken; AKP Trabzon Milletvekili Asım Aykan ise HES’lerin Trabzon’un geleceği için ‘umut kaynağı’ olduğunu savundu.

 

Trabzon’un geleceği’ olarak gösterilen 125 HES projesinden 3 tanesinin bitirildiği, 6 tanesinin ise yapımının sürdürüldüğü kaydeden Aykan, Trabzon’daki 40 HES projesinin inşaat aşamasına geldiğini, 14 HES projesi için su kullanım anlaşması yapıldığını ve 62 proje için ise fizibilite çalışmalarının devam ettiğini belirtti.

 

AKP’li Aykan, Trabzon’da yapımı devam eden ve proje aşamasındaki HES projelerinin, 2 milyar dolarlık bir yatırım anlamına geldiğini de ileri sürerek; “HES’lerin yapımı süresince 10 bin kişi, bitirildikten sonra ise 5 bin kişiye iş imkânı sağlayacak. Trabzon elektrik ikmal merkezi haline gelecek” dedi.

 Doğu Karadeniz Bölgesinde sürdürülen çalışmalarda 700’ün üzerinde HES projesinin gündeme geldiği ileri sürülürken; bu güne kadar yapılan çalışmalarda edinilen verilere göre, Rize başta olmak üzere Trabzon,  Giresun ve Artvin’de toplam 341 firma HES yapımı için ilgili kurumlara başvuruda bulundu. 

Başvurular sonucunda bölgede toplam 73 HES yapımına izin verilirken, sivil toplum örgütleri ve çevreciler tarafından başlatılan hukuk mücadelesi sonucunda yapımı devam eden 17 HES inşaatı için mahkemeler durdurma kararı verdi. Ancak, durdurma kararlarına karşın bazı inşaatlar çeşitli gerekçelerle sürdürülmeye devam ediyor. 

 

Süreç içerisinde Trabzon’da, 76 HES projesi geliştirildiği öğrenilirken, bunlardan sadece 27’sinde çalışmaların devam ettiği ifade ediliyor.  

 

Rize’de ise geliştirilen toplam 67 HES projesinden 8’inin inşaatı fiili olarak başlatıldı ve yargı kararlarına karşın yapımları devam ediyor. Söz konusu HES projelerinin 17’si hakkında ‘ÇED olumlu’ raporu alınırken, geri kalan 42 proje ise henüz fizibilite aşamasında bulunuyor. 

 

Giresun’da da bu güne kadar 82 HES projesi için başvuruda bulunuldu. Bunlardan uygun görülen 12’sinin çalışmaları halen devam ederken, Yağlıdere’de tamamlanan bir HES ise çalıştırılmaya başlandı.

 

 Doğu Karadeniz Bölgesinde 116 projeyle en çok HES başvurusu yapılan il ise Artvin oldu. Artvin ve ilçelerinde yapımı planlanan 25 HES’in çalışmalarına başlandı. Artvin ve ilçelerindeki vadilerde yapımı planlanan 53 HES projesi için ise fizibilite çalışmaları sürdürülüyor.

 

Bilindiği gibi Doğu Karadeniz Bölgesindeki ilk HES projesi 1996 yılında Rize’nin Çamlıhemşin ilçesine bağlı Fırtına Vadisi üzerinde kurulması planlanan Dilek-Güroluk HES ile gündeme geldi. Burada yapılması planlanan HES ve Regülatör projeleri, çevrecilerin ısrarla sürdürdüğü uzun bir hukuksal mücadeleden sonra durdurularak iptal edildi. Bu çalışmalardan sonra uzun bir süre HES projeleri gündeme gelmedi. Özellikle 2000’li yıllardan sonra yapılan yasal düzenleme ve değişikliklerle son yıllarda art arda HES projeleri geliştirilmeye başlandı.

 

Bölgedeki Vadiler üzerinde yapımı planlanan HES’lere karşı örgütlü bir mücadelenin sürdürülmesi ve eş zamanlı eylemlerle hukuksal mücadelenin aynı anda sürdürülmesi gerektiğini savunan Derelerin Kardeşliği Platformu adına açıklama yapan Dönem Sözcüsü ve SALDER Başkanı Ömer Şan, bölgede net olarak ne kadar HES projesi geliştirildiğinin belli olmadığına dikkat çekiyor. Giresun’dan Artvin’e kadar olan bölgede 700’ün üzerinde proje çalışması yürütüldüğünü ifade eden Şan, ancak resmi verilere göre bu sayının 350 civarında olduğunu kaydediyor. Şu anda Rize’de 67 adet HES projesi geliştirildiğini anlatan SALDER Başkanı Şan, “Ancak bu projelerle kaç HES’in kurulacağı net olarak belli değil. Bölgede, bir proje adı altında 2, 3 hatta daha fazla santral yapılması planlanmakta. Ayrıca her geçen gün bunlara yenileri ekleniyor. Bölgedeki en küçük dereler ve hatta içme suları üzerinde bile HES kurulması için çalışmalar yapılıyor” şeklinde konuştu. 

 

Bölgedeki ve özellikle Rize’deki HES projelerine karşı, Derelerin Kardeşliği Platformu çerçevesinde bölgede kurulan Fındıklı Derelerini Koruma Platformu, Senoz Vadisi Koruma Platformu gibi diğer örgüt ve dernekler ile yurttaşların çeşitli eylem ve protestolarla mücadele ettiğini anlatan Şan, “Aynı zamanda bu projelere karşı hukuksal mücadeleler de devam ediyor. Hukuksal süreç devam ederken yargıdan peş peşe yürütmeyi durdurma ve iptal kararları çıkıyor. Çayeli’nde 3, İkizdere, Fındıklı ve Hemşin’de ise 2’şer proje için yürütmeyi durdurma kararı verildi. Ancak bütün bu yargı kararlarına karşın, çalışmaların halen devam etmesi düşündürücü ve hukukun üstünlüğü açısında sakıncalı bir gelişmedir. Yargı kararlarının uygulanmaması bölgedeki insanlar üzerinde belirsizlik ve güvensizlik oluşturuyor. Bu nedenle, sadece hukuksal alanda değil demokratik hak arayışı anlamında da bölgedeki mücadelemizi yılmadan, daha da genişleterek yürüteceğiz. İkizdere’de, Çayeli’nde, Fındıklı’da, Güneysu, Hemşin, Salarha ve Artvin ile Trabzon ve Giresun’da da benzer eylemlerle mücadelemiz devam edecek” dedi.

 

654 Kere okundu

comment Yorumlar (0 Tane Yorum Yazılmış)
Köşe Yazarları
Okur Köşesi
Hava Durumu
Çok Okunanlar
Ritaş Hazır Beton
Yorum Yazılan Haberler