Gürcistan’da cezaevlerinde bulunan yüzün üzerinde Türk için elini bile hareket ettirmeyen Batum ve Tiflis Konsolosluğumuzun bu kadar duyarsız olması gerçekten, bir Türk olarak beni utandırdı.
Geçtiğimiz hafta TV’de yayınlanan Gürcistan dosyasının ardından, Gürcistan’ın Trabzon Başkonsolosluğuna yanımda iki mağdur ile birlikte gittim. Olayları kendilerine anlattığımda insan olarak gerçekten üzüldüklerini ve konuyu hemen bizim yanımızda araştırmaya başlamaları beni ve benimle birlikte olan arkadaşlarımı memnun etti.
Öncelikle Trabzon Konsolosluğunda görevli konsolos ve Büyükelçi’ye ilgi ve alakalarından dolayı teşekkürü bir borç bilirim.
Konsolosluğun görevi, kendi vatandaşlarına yardımcı olmak! Bize de her konuda yardımcı olacaklarını vaat ettiler. Bununla kalmayıp Rize’deki gazeteci arkadaşlarımla beni ve Trabzon’dan bir çok gazeteciyi Batum’a davet ettiler. Biz bunu Türk konsolosluğundan beklerken Gürcistan’ın Trabzon Konsolosluğunun bu kadar duyarlı olması bizi memnun etti.
Mağdur insanlar dosyalarını bana vererek bir umut deyip Gürcü yetkililere teslim etmemi istediler. Dosyaları teslim ettim. Acaristan Başbakanına konuyu anlattım. Birkaç soru sorayım dedim. Ancak ilk tepkiyi aldığım kişi ise meslektaşım oldu. Trabzon’dan gelen gazeteci arkadaşımız, “Bu soruları sormanın yeri değil” dedi. Ama unuttuğu bir şey vardı. Bizi Batum’a davet eden Konsolosluk aradaki buzların erimesi ve Gürcistan-Türkiye dostluğunun kalıcı olması için bir gösterge yapmak istediler.
Ancak bizim arkadaşımızın derdi eğlenmek, gezmek, gününü gün etmekti. Unuttuğu bir şey vardı meslektaşımın. Haksız yerde cezaevlerinde yatan bu vatandaşlarımızın haklarını savunan kimse olmadığı gibi varlarını yoklarını satarak kurtulmaya çalışan, bin bir zorluklar içinde cezaevlerinde yatan bu insanların tek umudu olmamız buna engeldi bence.
Bu durumda, keyif yapmaya gelen meslektaşımın keyfi kaçmıştı. Ancak ben ısrarcıydım ve benden umudu olan bu insanlara insanlık adına aynı kimliği taşımamız adına sorularımı sormam gerekirdi. Öyle de yaptım. Acaristan Başbakanı konuyla ilgileneceğini söyledi. Ama ne kadar ilgilenebilecekti. Taraflı mahkemeler kararları vermişti. Artık iş Gürcistan Başbakanının iki dudağı arasında olan kelimelere kalacaktı, tabii dosyalar ve bu vatandaşlarımızın hakları Gürcistan Başbakanını iletilirse eğer. Elbette ki 3 günlük Batum gezisine keyif yapmaya gitmedim. Başbakanın toplantısı sonunda hemen Batum’dan ayrıldım. Arkadaşlarım gezilerine devam etti.
Benden haber bekleyen insanlara umut dağıtamazdım. Gerçekleri söylemek zorundaydım. Öyle de yaptım. Mağdur ailelerin yakınları ile görüştüm. Artık tek ümitleri bendim ve bu konuyu gerekli yerlere taşıyacaktım. Benim için maç bitmemiş ilk yarıyı bitirmiştim belki berabere bitti ancak maçın ikinci yarısından ümitliyim. Aileler beni arayarak hak arama yolunda sonuna kadar gideceklerini söylediler.
Her ne kadar ümitlerini sürdürüyorlarsa da yolun sonuna kadar gideceklerini gerek Başkentte Başbakanlık önünde, gerekse Gürcistan Parlamentosu önünde eylemlerini yapacaklarını söylediler.
Şunu tekrar etmem gerekirse, bu konuyla ilgilenen Gürcistan Konsolosluğu kadar Türk yetkililerde ilgilenmiş olsaydı bu konu çoktan bitmiş olurdu…
Teşekkürler Trabzon Konsolosluğu, Teşekkürler konsolos…