header Ana sayfa | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle |
  • Üye Ol - Giriş Yap | Künye | İletişim
Bölümler
Gazetenin 1. Sayfası
Gazetemize Abone Olun
Sitemize Reklam Verin
Arşiv
paz sa ça cu cum pa
1234567
891011121314
15161718192021
22232425262728
293031

Mailinizi ekleyin
Haberlere abone olun:
Saat
Reklam Alanı


Bank Asya 1. Lig Puan Durumu
Hızır Beton


BAL-YOZ!

- Ömer ŞAN on Ocak 28,2010

image
   

BallıYoz… Ballıyoz, ballıyoz yiyemiyoz!.. Ama ne olursa olsun, bal gibi yozlaşıyoz… Başkaları avuçlarını ovuşturarak, kaymaklısından yiyor…

İşin trajikomik yanını bir kenara bırakmadan, içerisinde bulunduğumuz bu yüzyılda hala ülkemizde ‘askeri darbe’ planlarından söz edilerek; bizim dahi ‘uyduruktan ve kıytırıktan’ olduğunu, ekleme ve yapıştırmalarla ‘sahibinin sesleri’ tarafından ‘komplolaştırılan’ senaryoların tipik ve açık bir şekilde yozlaştırıldığını anlayabildiğimiz bir süreçten geçiyoruz…

Elbette ki, asıl hedef ve süreç alenen ortaya çıkarılmış, mücadele ve ‘yüzyıllık planlar’ uygulamaya konulmuştur. Siyasi iktidarın, sivil toplum kuruluşları, aydınlar ve basın yayın kuruluşları ile ilgili ve yetkililerin bizim kadar öngörülü olabileceği yönünde endişemiz yok doğal olarak! Onlar da, asıl hedefin sadece TSK değil; temelinde dünyanın örnek aldığı, emperyalizm, kapitalizm ve sömürgeci zihniyetin bir türlü içine sindiremediği topyekûn bir ulusal mücadelenin yattığı çağdaş, laik, demokratik, sosyal hukuk devleti Türkiye Cumhuriyeti’nin temel ilkelerinin olduğunu elbette algılayabiliyorlardır!

Kıssadan hisselerimize tarihsel döngülere atıfta bulunarak bir haftalık ara verirken; aslında ‘balyoz’un kimin elinde olduğuna da kısaca bir göz atabilirseniz ne güzel olurdu, şeklinde de kısa bir önermede bulunmak isteriz… İşinize geldiği oranda elbette!

Ülke gündemindeki bu tartışmalar, suçlama ve meydan okumalar, senaryo ve BOP planlarının asimetrik uzantıları işleyedursun, biz asıl sırtımızdaki ‘balyoz’ planlarına dönelim.

Temel tüketim ürünleri ile maaşlara yapılan zamlar, işçilerin emek mücadelesi, sosyal çöküntüler, işsizlik ve üretimsizlik neredeyse kimsenin gündeminde değil… Yargının, hukukun üstünlüğü ilkesinin ağır yaralar aldığı bir dönemden geçerken, uygulanmayan yargı kararları, her alandaki hukuksuzluk ve yasalara aykırı uygulamalara da ne kulak veren ne de bakan var! Sivil faşizm, sivil darbe ve demokrasi dışı uygulamalardan yakınanlar, karşı suçlamaları aynı patavatsızlıklar ve demokrasi havarilikleri ile kendine yontmaya devam ediyor, kendilerini ‘mağdur’ konumuna düşürerek, milletin iradesine gömüyorlar kendilerini!

Mesela Rize, yaşanabilir kentler sırasında 5 basamak gerilemiş; işsizlik oranları korkutucu boyutlara ulaşmış; hala ödediğinden daha az yatırım ve katkı alıyor; Ovit’ten hala net bir ses ve gelişme yok; can damarlarımızı kurutacak HES’lerle ilgili hukuksuzluklar ayyuka çıkıyor… Hangi birini ekleyelim daha bu sıralamaya?.. İhale çapkınlıklarını mı, kaçak çayı mı, Çay Kanunu taslağını mı? Ya Rize’deki asayiş olaylarını… Bütün bunlar, mutlu ve huzurlu bir toplumun göstergeleri mi sizce? Balyoz kimin elinde?

Hazır Çay Kanunu taslağından söz etmişken, bunca zamandır yapılan fikir alışverişlerinden ne sonuç çıktı acaba? Taslağa TBMM yolu gözükmüş ama son hali nedir, neler değişti, değişmedi hiçbir ses ve görüntü yok! Çaykur gözden çıkarılıp, üretici yine yok mu sayılıyor! Çay sektörü tamamen ‘kompetanların’ eline mi bırakılıyor? Serbest piyasa ekonomisi ile Ticaret Hukuku yine ekarte mi ediliyor? Bir sürü soru da buradan gelir dimağımıza! Ya balyoz?.. Kimin elinde?..

Bakın, bir de madalyonun öteki yüzü var çay ve Çaykur için. Hani altın yıllarını yaşıyordu ya Çaykur, geçen yıl da aynı durum biraz daha gelişip ‘platinleşmiş’ sözümona… Bizim elkeştirilerimizi fırsat bilerek, hürra hücum saldırıda bulunan zat-ı zevata malzeme vermek şöyle dursun, biz gene kendi hesabımıza bakalım.

Hani malum sendika ‘emek mücadelesini’ darbelemiş de gösterdiği üyelerin yarısından fazlası sahte çıkmıştı ya, biz onu da, onlara ve resmi makamlara söz konusu yazıları kimler verdi onlarla da ilgilenmeyeceğiz!.. Kurumun içerisindeki ekonomik sıkıntıyı da dillendirmeyeceğiz ama ufak ayrıntılara dikkat çekmeden de edemeyeceğiz… Mesela yani, 2009 yılında üretilen kuru çay miktarı bir yana, bayilere verilen yaklaşık 7-8 bin ton kuru çayın durumunu da merak etmiyor değiliz! Acaba bu durum, kurumun hesaplarına satış olarak mı, yoksa zarar olarak mı geçti? Yaklaşık 60-70 milyon lira civarındaki bu promosyonun tüketiciye veya üreticiye yansıması ne oldu? Aynı soruyu buyurun siz de sorun dilerseniz…

Hani bir deyim vardır geçmişten gelen ve arada esprilerimize, komedilik hallerimize yansıttığımız: “Mühür kimde ise Süleyman odur bizde!” diye… Açıp kendi döşümüze bakarız zamanla, “Çamur at izi kalsın” deyiminin ballı yozlaştırılmış hali nedir? Tersinden çevirince çubuğu her yanı pislik olsa da bir yanından tutulması gerekir! E doğal olarak, yetki kimde ise onun söyledikleri ‘doğrudur’ yansıması var aynada! Ama şu son çeyrekte, hele de siyasetin çirkefliklerini baz alan ilişkiler sonrasında bilgisiz ilgililerin durumu da ‘yalan yanlış’ bilgilendirmelerin ‘doğru’ algılanması şeklinde olmadı mı? İnsanların gözlerinin içerisin e bakarak yalanlar söylenmedi mi, söylenmiyor mu?

Balyoz yeri geldiğinde kilitli kalan araç camlarını kırmada olduğu gibi işe yarıyor olsa da, kelime oyunları çerçevesinde ballandırılarak yozlaştırmada da kullanılabiliyormuş maazallah…

 

Sanırız, ‘90’lı yılların ortalarıydı, yine ‘darbe’ söylemlerinin ayyuka çıktığı bir dönemde, ‘artık Türkiye’nin askeri darbe dönemlerini geride bıraktığını’ göstergeleriyle birlikte yazmıştık! O yazıyı henüz bulamadık ama bugün de aynı söylemlerin ayyuka çıktığını görürken, ballı yozlaştırmaların daha etkili olduğunu da görmezden gelemeyiz… Balyoz’un kimde olduğunu, ballı yozlaşmanın nerelere varacağını iyi kestirmek gerek!...


53 Kere okundu

Bu haberi beğendiyseniz, notunu siz verin.

1 2 3 4 5 ( 0 Kişi Puan Vermiş)
comment Yorumlar (0 Tane Yorum Yazılmış)
Köşe Yazarları
Okur Köşesi
Hava Durumu
Çok Okunanlar
Ritaş Hazır Beton
Yorum Yazılan Haberler