header Ana sayfa | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle |
  • Üye Ol - Giriş Yap | Künye | İletişim
Bölümler
Gazetenin 1. Sayfası
Gazetemize Abone Olun
Arşiv
paz sa ça cu cum pa
1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031

Mailinizi ekleyin
Haberlere abone olun:
Saat
Reklam Alanı
Hızır Beton

Altın Tabancalı Kabadayı

Bank Asya 1. Lig Puan Durumu


Sel ve Heyelanlarda Kritik Dönem Uyarısı

- ÖmerŞan on Mayıs 11,2007

image
(Haber Merkezi)- Rize Üniversitesi RMYO Müdürü Prof. Dr. Hızır Önsoy, Doğu Karadeniz'de sel ve heyelan açısından en riskli dönemde bulunulduğunu belirterek, "Bu yılki yağış rejimi, sel ve heyelan oluşması bakımından oldukça elverişli" dedi.

Önsoy, Doğu Karadeniz'de genellikle Mayıs-Haziran ve Ekim-Kasım ayları olmak üzere 2 periyotta sel baskınları görüldüğünü anımsatarak, 1929'dan beri yapılan incelemelerde bu dönemlerden Mayıs-Haziran döneminin en tehlikeli dönem olduğunun ortaya çıktığını vurguladı.

Kış mevsiminde fazla kar yağışının sel ve heyelanları tetikleyen bir unsur olduğuna işaret eden Önsoy, ''Çünkü eriyen kar suyu yavaş yavaş toprağa sızar. Böylece toprak suya doygun hale gelir. Bunun ardından meydana gelen aşırı yağışta da toprak suyu ememediği için yağmur suları toprağın üzerinden hızla akarak sel ve heyelana neden olur'' dedi.

Bu yıl yörede kış mevsiminde oldukça fazla kar yağdığını, son günlerdeki aşırı sıcaklar nedeniyle eriyen karın derelerin debisini yükselttiğini belirten Önsoy, şunları söyledi: ''Doğu Karadeniz'de sel ve heyelan açısından en riskli dönemdeyiz. Bu yılki yağış rejimi sel ve heyelan oluşması bakımından maalesef oldukça elverişli. Bu günlerde şiddetli bir yağış olması durumunda, zaten eriyen kar sularının eklenmesiyle oldukça coşkun akan dereleri taşırma riski olacağından endişe ediyorum.''

Prof. Dr. Önsoy, bu yılki hava şartlarını 20 Haziran 1990'da Trabzon'da meydana gelen ve 56 kişinin ölümüyle sonuçlanan sel ve heyelanın olduğu dönemdeki hava şartlarına benzettiğini kaydederek ''Bugünün şartları bana 1990 yılının şartlarını hatırlatıyor. O dönemde de kış mevsiminde fazla kar yağmış, ardından aniden oluşan sıcaklar nedeniyle dağlardaki kar hızla erimişti'' diye konuştu.

 ''Suyu kontrol altına alamazsak o bizi kontrol etmeye başlar, o zaman da iş çığırından çıkar'' diyen Önsoy, şöyle devam etti: ''Her yıl Mayıs-Haziran ve Ekim-Kasım taşkın periyotlarında can kaybı ve maddi zararlarla yaşamaya mecbur kalırız. Bu yağış periyotlarına girdiğimizde 'yağışlar geliyor, herkes önlemini alsın' gibi açıklamalar başlar. Böyle geçici açıklamalar çözüm olamaz. Felaketlerde yaşanan acılar bir süre sonra unutulur. 'kader, ne yapalım' denir. Arkasından yine aynı hatalar yapılır. Bu bizim kaderimiz olmamalı.''

Hiçbir can kaybının parayla ölçülemeyeceğini vurgulayan Önsoy, ''Sel ve heyelanları önlemek için ne kadar yatırım yapılması gerekiyorsa yapılması lazım. Çünkü can kaybını maddiyatla ölçemeyiz. Oysa biz uzun vadeli planlamalar yerine hep günü kurtarmaya çalışıyoruz'' dedi.

Prof. Dr. Önsoy, bu sorunun çözümü için öncelikle Taşkın Riski Envanteri'nin çıkartılması gerektiğini ifade ederek, şunları söyledi: ''Hangi derelerin taşkına müsait olduğu belirlenmeli. Buna göre bu derelerin belirli mesafede yakınına yapı inşa izni verilmemeli. Plansız yapılaşmaya 'dur' denilmelidir. Derelerin taşkın debilerinin bilimsel olarak belirlenmesi gerekmektedir. Bunlar yapıldıktan sonra da sel ve heyelanlara karşı alınabilecek tedbirler üretilmelidir. Yapılacak bilimsel çalışmalar ve alınacak tedbirlerle belki mal kaybı sıfıra indirilemez ama can kaybını sıfıra indirmek mümkündür.''

820 Kere okundu

Bu haberi beğendiyseniz, notunu siz verin.

1 2 3 4 5 Rating: 2.75Rating: 2.75 ( 16 Kişi Puan Vermiş)
comment Yorumlar (0 Tane Yorum Yazılmış)
Köşe Yazarları
Okur Köşesi
Hava Durumu
Çok Okunanlar
Ritaş Hazır Beton
Yorum Yazılan Haberler