header Ana sayfa | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle |
  • Üye Ol - Giriş Yap | Künye | İletişim
Bölümler
Gazetenin 1. Sayfası
Gazetemize Abone Olun
Sitemize Reklam Verin
Arşiv
paz sa ça cu cum pa
12345
6789101112
13141516171819
20212223242526
27282930

Mailinizi ekleyin
Haberlere abone olun:
Saat
Reklam Alanı


Bank Asya 1. Lig Puan Durumu
Hızır Beton


İsteklerin Esiri Olmak

- Emrah Ciğerim on Mayıs 15,2007

image

(Yazarımızın, Ankara Çağdaş Gazeteciler Derneği tarafından düzenlenen 1. Yerel Medya Ödülleri Kapsamında, Ülke Genelinde Makale Dalında Ödüllendirilen Yazısı) 

İnsanı diğer canlılardan ayıran en önemli özellik, akıl sahibi  bir varlık olmasıdır.    

İnsan, Latince  ‘Homo sapienstir’ ismiyle adlandırılır ve anlamı ‘akıllı adam’ demektir. Dünya yüzünde bilinen tek düşünebilen canlı insandır.  İnsanın bu tanımı günümüzde  daha da  gelişerek ve ‘düşünen canlı’ tanımını aşarak,  düşündüğünü düşünebilen, düşündüğünün farkında olabilen canlı olarak daha da genişlemiştir.   

İnsan, akıl sahibi olmasının verdiği avantajla kendini diğer canlılarla eşitlemiş hatta bu avantajını  daha da iyi kullanmaya başladığı zaman diğer canlılara egemen olmuştur.  Bütün doğayı kendi menfaati doğrultusunda kullanmış ve onu kendisine hizmet eden bir yapıya dönüştürmüştür.

           İnsanı aklını kullanmaya iten en büyük etken bilinmeze olan merakıdır.  İnsan bu bilinmezleri anlamlandırmaya çalışmış, onları çözmek için çeşitli yollar denemiştir. İlk önce aklını yine kendi aklı ile sınırlamış kendini bilinmeze tutsak etmiştir. Bilinmezleri daha da bilinmez yaparak onları yüceltmiş en önemli üstünlüğü olan aklını bilinmeze esir etmiştir. Bu esir etme bir  süre sonra çaresizliğe dönüşmüş, bilinmezleri açıklamak için başka bilinmezleri icat etmesine ortam hazırlamıştır.

           İlkel dinlerin  ortaya çıkışının nedeni de insanın bilinmeze karşı olan çaresizliğidir. İnsan akıl ile açıklayamadığı sorunları kendi dışında olan bir varlığa bağlayarak  bu bilinmezleri onun aracılığı ile açıklamaya çalışmıştır. Güneşe, aya veya herhangi bir canlıya doğa üstü vasıflar yükleyerek onu tanrılaştırmış hatta ona kurbanlar adayarak ona karşı zorunlu olarak hissettiği görevlerini yerine getirmeye çalışmıştır. İnsan aklının belki de en güzel ürünü olan ‘felsefe’ ortaya çıkmaya başladığı anda bu bilinmezlik  karmaşası çözülmeye başlamış tanrıların yerini  ‘akıl’ almaya başlamıştır.

          İnsanın aklını kendisine rehber etmeye başlaması, ilerlemesi ve doğaya egemen olması için bulunmaz bir araçtı. Bu aracı dikkatli kullanmasını bildiği için diğer canlılardan farklılaşarak doğanın en güçlü varlığı oldu.

           Felsefi faaliyetlerin artması  ve felsefeye önem verilmesi insanlığı her basamakta daha da geliştirdi  egemen varlık olarak onun bu dünyanın hakimi yaptı.İnsanın aklını kullanarak doğaya hakim olması, getirdiği olumlu sonuçların yanında olumsuzlukları da beraberinde getirdi.  ‘Küresel ısınma’ dediğimiz olgu bu hakim olma isteğinin en önemli sonucudur. Ve bu sonuç o kadar ciddi bir tehdit ki en güçlü varlık olan insan bile bunu engelleyemeyecek duruma geldi. Küresel ısınmayı durdurmak yada tamamen ortadan kaldırmak imkansız hale geldi. Artık yapabileceğimiz tek şey onu yavaşlatmak veya yaşanabilecek başka bir gezegen aramaya başlamak! 

İnsanın egemen olma isteği onu kendi duygularının esiri yaptı ve aklını bu egemen olma isteği işgal etmeye başladı. Bu da felsefenin sonunu getirmeye  onun amacından sapmasına, isteklerin hakimiyetine girmesine neden oldu. Bu durumda bilinmezleri isim değiştirerek yeniden karşımıza çıkardı. 

            Bilinmezin yerini insanın bu doymak bilmeyen egemenlik arzusu ve ‘faydacılık’ dediğimiz felsefi icat  almaya başladı. Bir felsefi akım olarak karşımıza çıkan bu faydacılık akımı, felsefe tarihinin ‘kötü çocuğu’ haline dönüştü.

            Bu kötü çocuğun  meyveleri ise insanlığın sonu olarak karşımıza çıkıyor. Küresel ısınma her yanımızı kuşatan bir tehlike olarak gün geçtikçe hayatımızı daha da yaşanmaz hale getiriyor.

             Diziler veya magazin programlarına verdiğimiz önem kadar küresel ısınma ile ilgilensek ve ona karşı önlem almaya, onu yavaşlatmaya çalışsak belki insanlığın sonunu biraz geciktirebiliriz.

            Sevgi ve saygılarımla.


7323 Kere okundu

comment Yorumlar (5 Tane Yorum Yazılmış)
  • image Makale gerçekten ödülü sonuna kadar hak etmiş..anlatılanlar insandaki bazı egoları dizginlemeye doğru itiyor bence.doğaya karşı o kadar bencilce davranıyoruzki kendi sonumuzu hazırladığımızın farkında değiliz.. Sayın yazar Emrah Beyi tebrik ediyorum,saçma sapan yorum yazanlarda yazılanları "beyniyle" okumalarıyla tavsiye ediyorum..
    (Gönder DUYGU, Temmuz 29, 2010, 1:14 PM)
  • image "İsteklerin esiri olmak", yazı gerçekten güzel olmuş. Ama yapılan yorumlar beni üzdü. Abdullah isimli şahıs, makaleyi oyun hamuru gibi çevirip şekil vermiş. Bu da yetmiyor gibi oynadığı oyuncağın oyun hamuru olduğunu unutup fırına sürmüş. İslam dininde aklı bunun için mi kullanıyoruz? İlginç gerçekten! Emrah kardeşime kolay gelsin. Fikir ve düşünce özgürlüğünde sınırsızlıklarının devamını diliyorum.
    (Gönder mustafa kayacı, Ekim 8, 2008, 11:16 PM)
  • image Sayın Abdudullah Bey, Bedizzaman değil; BEDİÜZZAMAN olacak o. Daha savunduğunuz kişinin ismini doğru yazamıyrsunuz! Bu yazıda 'İslam'ı yetersiz göstermiş' diyorsunuz sanırım. Makaleyi yanlış anlamaşsınız ya da anlamak istemişsiniz. Yazı gayet açık, ilkel dinlerden bahsediyor; ilkel dinler derken totem inacından bahsediyor, sanırım ama siz kendinize eleştirecek bir yer bulmak için gene bildik kalıplardan hareketle fikirlerinizi yazmışsınız... Diğer haberlere ve köşe yazarlarına da yorum yazmısınız ve orada da eleştiri ve dikkatli okunmadan yazılan yorumlar var. Kendi fikirleriniz değil de, yazmak için yazmışsınız sanırım. Dostça kalın...
    (Gönder EADM, Eylül 5, 2008, 5:39 PM)
  • image Tşk.ler Abdullah Bey, bu yazıya bu yorum çok güzel olmuş. Keşke yazılarımızı, yaptıklarımızı başkalarının beğenisi için(kula kul olanlar için) değil de kendi beğenimiz doğrultusunda yazabilsek! Vicdanımıza azda olsa kulak verebilsek!!!
    (Gönder firdevs, Eylül 5, 2008, 5:37 PM)
  • image sen bir kere bedizzamanın yazdığı kuranın elmas tefsiri olan tabiat risaelesini bir oku da boyle ateist düşüncelerden sıyrıl. milletin kafasını allak bullak etme. eski çağlarda insanların yanlış dini inançlarını örnek göstererk islamı da yetersiz gösterme. bir iğne ustasız, bir harf katipsiz olur mu olmaz. diyorsan nasıl oluyor da bu kainat bir sahipsız olur. felsefi ilmini diyanetsiz ele alırsan ateist olursun. çıkmaz yola girersin. felsefe ile din birlikte ele alındığında ancak her olaya ışık tutabilirsin. ne zaman felsefe ile din birlilkte yürümüş insanlık en mutlu çağını yaşamiştir. ne zaman ayrı ayrı olmuşlar sizin gayretiniz gibi, o zaman da insanlık en bunalımlı dönemleri yaşamıştır. bil ayıl kardeşim yanlış yapma rizelim
    (Gönder abdullah kul, Temmuz 22, 2008, 12:28 PM)
Köşe Yazarları
Okur Köşesi
Hava Durumu
Çok Okunanlar
Ritaş Hazır Beton
Yorum Yazılan Haberler