Bir Sosyal Bilim olarak kendini tanımlayan ‘Tarih’, geçmişe ilişkin olayları yer ve zaman göstererek ve neden-sonuç ilişkisi içerisinde inceleyen, bunları bilimsel bilgi ve belgelerle destekleyen bir bilgi alanıdır.
Sosyal Bilim olması ve istismara açık olması bakımında diğer bilim dalları kadar bilimsel olarak görülmez kimi zaman. Bir Fizik Biliminin bulgusu ile Tarih Bilimin bulgusu, bilimsel doğruluk bakımından farklıdır. Örneğin, bir atomun elektron sayısını çarpıtamaz ve kendi istediğiniz gibi şekillendiremezsiniz; fakat bir tarihi olayı çarpıtabilir ve kendi istediğiniz gibi şekillendirebilirsiniz. Bu bakımdan Tarihi bir Bilim olarak görmeyenler de azımsanamayacak çoğunluktadır. 1453 İstanbul’un alınması, Osmanlı İmparatorluğu kaynaklarında ‘İstanbul’un Fethi’ Doğu Roma İmparatorluğu kaynaklarında ise, ‘Konstantinopolis’in İşgali’ olarak geçer. ‘Fetih’ ve ‘İşgal’ kavramları Tarih Bilimine hangi tavırla yaklaşıldığının bir kanıtıdır.
Günümüzde süren ve tarihçiler hariç herkesin yorum yaptığı ‘Ermeni Meselesi’, tarihin öznellikten ve istismardan henüz kurtulamadığımızın başka bir kanıtı olarak önümüzde durmaktadır. Bu mesele, öznellikten ve istismardan kurtulacağı güne kadar devam edecektir.
Bilimi diğer bilgi türlerinden ayırtan en önemli özeliğinden biri objektifliktir. Diğer bilgi türleri bu objektiflik kavramıyla bilim kadar ilgilenmez. Örneğin felsefe, sanat gibi alanlarda edinilen bilgilerde objektiflik aranmaz. Hatta objektif olması onun olumsuz bir özelliğidir. Tarih Bilimi de objektiflik savaşı veren bir Bilim dalıdır. Bu özelliği onun daha çok gelişmesini etkiliyor ve asıl hedefinin dışına çıkmasına neden oluyor.
Tarih Bilimi, diğer bütün bilim dalları gibi insanlığa fayda sağlamak için icat edilmiştir. Örneğin bir biyoloji biliminin bulguları Tıp alanında kullanılır ve insanlığa fayda sağlar. Matematik Biliminin gelişmesi sayesinde mimari yapılarımızı sağlam bir şekilde yapıyoruz ve ekonomimizi bu Matematik Biliminin bulguları ile hesaplıyoruz. Bir an için dünyada Matematik Bilimin olmadığını düşünün! Medeniyet olarak binlerce yıl geriye dönerdik.
Tarih Bilimi ise bizi geçmişte olan olaylardan haberdar ederek, daha yaşanabilir bir dünya meydana getirmemize yardımcı olmalıdır. Tarihin verilerinden faydalanarak gelecek hakkında tahmin yapabiliriz veya günümüz toplumsal olaylarını daha net kavrayabiliriz.
Kurulduğu yıldan bu yana sömürgeci olan devletlerin bu özelliğinin kolay kolay değişmeyeceğini bize tarih göstermiş ve kanıtlamıştır. ABD’nin veya Masonluğun tarihine baktığımızda çıkaracağımız dersler, şimdiki sorunların çözümü için bulunmaz verilerdir. Bu noktada, ‘Tarihini bilmeyen bir devletin coğrafyasını başkaları çizer’ gerçeğini unutmamak gerekir. Sadece kendi tarihimizi değil bütün tarihi çok iyi bilmek zorundayız. Bu şekilde çözüm yoları artacaktır.
Fakat insanlık olarak, tarihi bu amaçla değil de bir ‘medeniyetler çatışması’ olarak görüyoruz. Bu nedenle de tarih, fayda sağlayan bir bilim olarak hizmet etmek yerine; savaş nedenleri üreten bir bilim olarak karşımıza çıkıyor.
Bu anlamda, gerek ülkemiz ve gerekse dünya üzerinde yaşanan ve yaşanacak olan önümüzdeki süreçte bu bilince biraz daha etkin yaklaşmalı ve algılamalarımızı bilimsel verilerle donatmalıyız.
Sevgi ve saygılarımla…
(Gönder samanyanar, Haziran 2, 2007, 1:02 PM)