Modern bilim, insanın beş duyu organına sahip olduğunu belirtmiştir. Kimi bilim dışı inanışlar bu duyu organlarının daha fazla olduğunu belirtse de bu inanışlar bilimsel bir dayanağa sahip olmadığı için kabul görmemiştir.
Bu duyu organlarımız derece ve kullanılış sıklığı bakımından farklılık gösterir. Duyu organlarımız içerisinde en fazla öneme sahip olan duyu organımız hiç kuşkusuz gözümüzdür.
Öğrenmelerimizin bir çoğunu gözümüzü kullanarak ediniriz. Bir olayın nasıl gerçekleştiğini, evimizin yolunu, renkleri, arkadaşımızın yüz şeklini, kar tanesinin renginin beyaz olduğunu vb. Bu öğrenmeler basit ve fazla çaba gerektirmeyen öğrenmelerdir. Bu tip öğrenmelerde zihinsel becerilerimizi fazla kullanmayız. Sadece duyu organından gelen verileri birbirine ekleyerek neden-sonuç ilişkisinin de az bir yardımıyla öğrenme sürecini tamamlarız.
Bu tip öğrenmelerden daha karmaşık olarak görünse de bunun kadar basit yollarla, sadece görme duyusuyla öğrenebileceğimiz gerçeklerde vardır.
Türkiye’de ‘eğitim’ diye bir sorun olduğunu bir yıl boyunca bir sınava hazırlanan ÖSS adaylarının çektiği çileyi gözleyerek öğrenebiliriz. Hatta sınav heyecanından dolayı sınav esnasında bayılan öğrencileri veya velileri gözleyerek bu basit öğrenmemizi gerçekleştirebiliriz. Mustafa Kemal’in Cumhuriyeti emanet ettiği geçlerin, maalesef eğitim sistemi yüzünden geleceklerini ‘küçük yuvarlaklar’ yardımıyla bir kağıda kodladıklarını öğrenmek çok kısa gözlemler yardımıyla başarılabilir.
Türkiye’de ‘terör’ diye bir sorunun olduğunu bir şehrin merkezinde patlayan bir bombanın öldürdüğü insanları görerek öğrenebiliriz. Hele de bu şehir ‘başkent’se ve o bomba ile ölen insan yakınımızsa bu öğrenmek daha da çabuk olur.
Türkiye’de ‘işsizlik’ diye bir sorunun olduğunu öğrenmek çok daha kolay. Bunu sokaklarda gezen ve ‘mafya’ olmak için ‘Kurtlar Vadisi’ izleyerek kendini tatmin etmek isteyen gençleri gözleyerek kısa bir zamanda öğrenebiliriz.
Bu örnekleri çoğaltabiliriz. Bu tip örnekler her yanımızı kuşatmış şekilde. Bu nedenle her geçen gün yeni yeni yaşantılar ile farklı farklı öğrenmeler gerçekleştirebiliriz.
Bazı sorunların varlığını basit yöntemlerle öğrenmek bu kadar basitken, siyasilerimizin bir çoğu hala daha bu basit öğrenmeleri gerçekleştirmiş değiller. Onlara göre Türkiye’de ‘eğitim’, ‘terör’, ‘işsizlik’ gibi sorunlar yok gibi.
Duyu organlarını kullanarak bu basit öğrenmeleri gerçekleştiremiyorlar. Oysa yukarıda bahsettiğimiz gibi bu gerçekleri öğrenmek çok kolay. Sadece duyu organlarının yardımıyla bu öğrenmeleri başarılabiliyoruz.
Hemen aklımıza ‘duyu organları ile ilgili bir sorunları mı var’ diye bir olasılık geliyor. Fakat bunun olması imkansız. Çünkü, hepsinin sağlığı yerinde. En kaliteli sağlık hizmetlerinden faydalanıyorlar. Görüyorlar fakat neden-sonuç ilişkisini mi kurmakta zorlanıyorlar, diye bir olasılık daha geliyor. Fakat bu da imkansız, çünkü bu mevkie gelebilmek için bu düşünce kabiliyetine sahip olmak gerekir.
Görüyorlar da yoksa görmezlikten mi geliyorlar, diye başka bir olasılık daha geliyor akla. Fakat bu da imkansız, bu kadar tepkiyi görmezlikten gelip oy kaybetmek istemeyecekleri için bu riski almazlar.
Geriye tek bir olasılık kalıyor, o da görmeyi bilmemekle alakalı sanırım. Siyasilerimiz görmeyi bilmiyor. Duyu organlarını sadece kendi çıkarlarını korumak için kullandıklarından dolayı bu duyu organları işlevini yitirmiş.
Onlara bu tip sorunların varlığını göstermeden önce görmeyi öğretmek gerekiyor sanırım. Görmeyi öğrendikleri zaman bu sorunların varlığını daha iyi kavrayacaklar.
Görmeyi öğrenmenin de en kestirme yolu ‘yaşamaktır’. Vekil olarak seçildikten sonra tıpkı ÖSS gibi bir sınava girerler, başarılı olanlar görev alır ve böylece sınavların insanı nasıl etkilediğini görürler. Yakınlarında bir bomba patlar, böylece terörün varlığını görürler. İşsizlik nedeniyle ailesinin temel ihtiyaçlarını karşılayamayacakları bir hayatı yaşatırız, böylece işsizliğin ne olduğunu görürler. Bütün bunları yaşasalar görmeyi çok daha çabuk öğrenebilirler.
Bütün bu çabalara rağmen hala görmeyi öğrenemezlerse yapmamız gereken çok basit, biz de onları görmeyiz, seçmeyiz olur biter. Onları unutup gideriz…
Sanırım bu seçim de aynı şeyleri yapmak durumundayız… Göreceğiz ve unutup gideceğiz… Sevgi ve saygılarımla.
(Gönder semra tozkoparan, Eylül 26, 2008, 8:59 PM)