Doğal güzellikleri herkes tarafından bilinir Karadeniz’in. Sahil kenarına inerseniz denizin kokusu içinize dolar, bütün hücrelerinizi etkileyerek sizi yaşama daha da sıkı bağlar. Uçuşan martıları, zorda olsa balık avlamaya çalışan küçük kayıkları ile göze hoş görünür Karadeniz.
Eğer denizi sevmiyorsanız ve deniz size çekici gelmiyorsa; denize sırtınızı dönüp yürümeye başlarsanız, baş döndürücü bir yeşillik kaplar her yanınızı. Her adım attığınızda yeşilin tonu biraz daha değişir. Yükseklere çıktıkça denizin kokusu kaybolur, bu sefer yeşilin kokusu hücrelerinize işlemeye başlar. Sadece iki renge alışır gözleriniz, çevrenizdeki yeşil ve gökyüzünün güzel mavisi. Karadeniz’de iki renk var sanırsınız. Doğa buraya iki rengi münasip görmüş, diğer renkleri yasaklamış sanırsınız. Küresel ısınmaya inat edebilecek tek yer Karadeniz’dir, diye geçirirsiniz içinizden; fakat bu düşünce masum olduğu kadar da gerçek dışıdır.
Küresel ısınma, bir anda ortaya çıkan bir kavram değil elbet. İnsanlık olarak onu, zaman içinde aşamalı bir şekilde oluşturduk. Fabrikalar arttıkça küresel ısınma da arttı. Biz kozmetik ürünleri kullandıkça hava daha çok kirlenmeye başladı. Biz ormanı tahrip edince toprak kaymaları daha da arttı, santral yaptıkça bitki örtüsü yok oldu.
Tüm bu yaşananlar süresince görmediğimiz yada görmek istemediğimiz bir gerçek her yanımızı kuşatmış durumda. Biz doğaya ne kadar çok zarar verirsek doğada intikamını bizden, fazlasıyla alıyor. Bu intikam şekilleri birbirinden farklı; fakat aynı amaca hizmet ediyor. Doğa kendisinden aldığımız düzeni çok kötü bir şekilde geri almasını biliyor. Küresel ısınma, seller, kuraklık bunlardan sadece birkaçı. Yoğun yağışlar nedeniyle İkizdere ilçemizin yolları neredeyse yok oldu. Bu olayın sebebi olarak yağışın fazlalığını gösteriyoruz. Fakat nedenin bu olmadığı ortada. Çünkü doğa, kendi kendine zarar vermez. Doğa, yaptığı her eylemde kendisinde eksik olan bir şeyi tamamlamaya çalışır. Doğal afetler, bize göre bir yıkımdır fakat doğaya göre ise bir düzenleme çalışmasıdır. Biz bozdukça doğa düzenler ve biz bu düzenlemeye doğal afet deriz. Biz bozdukça da doğa düzenlemeye devam edecektir.
Karadeniz’in birçok yeri insan ihtiyaçları yüzünden tahrip edildi. Bu nedenden dolayı son birkaç yıldır doğal afetlerde artma oldu. Bu şekilde giderse doğal afetlerin ardı arkası kesilmeyecek gibi görünüyor.
Biz ne kadar doğayı tahrip edersek, doğa da bunun karşılığını bizden alacaktır. Yapmamız gereken doğa ile uyum içinde yaşamak. Ona yardım etmemize gerek yok, onu rahat bırakalım yeter. O kendi işini çok iyi biliyor.
Doğayı kendi amaçlarımız için kullanırsak ve onun döngüsüne müdahale edersek, intikamını bizden fazlasıyla alacaktır. Bu intikamın dehşetinden ise bizi hiçbir güç kurtaramaz. Sevgi ve saygılarımla.
(Gönder isimsiz, Aralık 29, 2007, 6:30 AM)