header Ana sayfa | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle |
  • Üye Ol - Giriş Yap | Künye | İletişim
Bölümler
Gazetenin 1. Sayfası
Gazetemize Abone Olun
Arşiv
paz sa ça cu cum pa
1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031

Mailinizi ekleyin
Haberlere abone olun:
Saat
Reklam Alanı
Hızır Beton

Altın Tabancalı Kabadayı

Bank Asya 1. Lig Puan Durumu


Bizden Söylemesi...

- ÖmerŞan on Temmuz 13,2007

image

Aslında bizim literatürümüzde pek de alışılagelmiş bir kavram olmayan, fakat arada sırada kendi kendine de kullanılabilen ‘delilik’ kavramı bugünlerde gelip ‘seçim derdimizin’ ortasına oturuverdi. İşin gerçeği, sadece siyasilerin değil bizim de aklımızı kurcaladı bu ‘delilik’ muhabbeti. Mecaz da olsa, Hicaz’a varıp bir bakalım istedik karşılıklı manalaştırmalarına…

Bilimsel olarak baktığımızda delilik, yarı kalıcı, ağır bir zihinsel bozukluk olarak çıkıyor karşımıza. Genelde bir zihinsel hastalık tipinden türediği ve delilik teriminin tıbbi bir terim olmaktan ziyade hukuki ve kültürel bir terim olduğunu görüyoruz. Ayrıca deliliğin ‘modernizmle’ beraber gelişen bir kavram olması da dikkatimizi çekiyor… Valla bizim bu tanımlamalara kattığımız bir tek anlatım yok, araştırmalarımızın sonucu böyle diyor!

Öte yandan sosyolojik olarak da mini bir tur yapıyoruz. İşimiz siyaset ya inceden. Davranış bilimlerine giriyoruz.

Davranışımız iç dünyamızı etkiler…             

İnsanın merkezini kullanma biçimini ve temel beden duruş özelliğini tanımasının sağladığı en önemli yarar, yalnızca çevredeki kişileri doğru değerlendirmesi değildir. Bu özelliklerin farkında olmak, kişinin kendi hayatında çok temel değişiklikler yaratır.

Mesela, insanlar çoğunlukla içlerinden geldiği gibi davrandıklarını düşünürler. Oysa yakın zamanda yapılan araştırmalar, insanların hissettikleri gibi davranmaktan çok, davrandıkları gibi hissettiklerini ortaya koymuştur. Bu durumda insan, hangi davranışını dışlaştırırsa, bir süre sonra beden kimyasında meydana gelen değişiklikler sebebiyle o yönde duygular yaşamaya başlar.

Derken, o da ne… Başka bir ‘delilik’ kavramı ile daha karşılaşıyoruz: “Bulaşıcı delilik”. Biz bunu bir yerlerden anımsıyoruz ve hemen konuyu değiştiriyoruz…

Efendim, şimdi dönelim konumuza tekrar. Önceki haftalarda birileri bu ‘delilik’ kavramını ortaya atmış, önce Başkan’a sonra kendisine ve en sonunda da Başbakan’a bu kavramı yakıştırmıştı. Anlamadığımızdan değil ne demek istediğini ama, ardındaki gelişmelerle -hani şu otorite kullanma meseleleri- bu güne kadar gündemde kalması bizi yönlendirdi bu araştırmaya. Sanırız seçmen olarak da bilgilenmemiz gerektiğini yadsıyamazsınız. Biz sadece bunu yapmak istedik! İyi de oldu aslında.

Başlıkla ne ilgisi var derseniz, Ahmet Akgül’ün ‘Bizden Söylemesi, AKP İntihara Gidiyor’ başlıklı kitabından esinlendiğimizi de belirtmek isteriz. Kitabı henüz okumadık ama sanırım okumaktan çok da yaşıyoruz…

Gelecek hafta sonu artık, ülkemiz için stratejik olmasından çok geleceğe umutla bakabilmek adına da büyük önem taşıyan bir seçim sürecini noktalamış olacağız. Bu sürece girerken, bir kez daha geride bırakılan yaklaşık 5 yılın kısa ve öz bir analizinin yapılması gerektiği inancındayız. Söylemler, duruşlar, satışlar, demokrasi, ekonomi vs. vs. gibi…

Rize’ye de bakmak gerekir bu anlamda. İsterseniz Dağbaşı’ndan, isterseniz sahilden yada isterseniz icraatın içinden bakabilirsiniz. Veya seçim ile geçimi oynaştırabilirsiniz.

            Rize 3-0’ı tulum çıkarmış bir önemli il konumundayken bu süreçte 2-1 ve ardından da 1-1-1 olarak konuşulmaya başlandı. Bu gidişle elde kalan 3’ün 1’i de tehlikeye girerse şaşmamak gerek!..

            Bu durum karşısında ilk 2 tane 1’in kimler olabileceği ortada. Ama asıl üçüncü 1 düğümün püf noktası. Düşünün 2 Başbakan çıkaran Rize’de eski Başbakan Bağımsız aday olarak çıkmaya çalışıyor, iktidardaki Başbakan’ın adayı ise seçilme endişesi olmadan mücadelesini sürdürüyor. Bu arada kendisine çıkış penceresi yakalayan 3. adayın gitme durumunda sizce konumu ne olabilir? İktidar veya muhalefette olsun isterse. Şu anda bu olasılığı değerlendirdiğimizde, bu durma en yakın olarak Aslankaya görülüyor. Velev ki, Toptan veya Kartal da olabilir diye de düşünebilirsiniz… İki Başbakan karşısında bir Aslankaya!..

            İşte Rize’deki seçimin önemi ve ülke gündemine yansıması budur…

            Emekliliğe hak kazanmış bir şekilde 22 Temmuz’da eski Milletvekili unvanını alacak değerli parlamenterlerimizin, bu seçim sürecinde ne kadar çok şey anlatabildiklerini umarız görebiliyorsunuzdur. Bunu yakalayabildiyseniz, zaten başlığın anlamını ve beraberindeki ‘kavramsal’ anlatımın da yansımalarını görebiliyorsunuz demektir.

            Bundan sonra da sanırız bize başka söz düşmeyecektir. Gönlünüz hoş olsun, yüreğiniz sevgisiz kalmasın.

289 Kere okundu

Bu haberi beğendiyseniz, notunu siz verin.

1 2 3 4 5 Rating: 5.00Rating: 5.00Rating: 5.00Rating: 5.00Rating: 5.00 ( 6 Kişi Puan Vermiş)
comment Yorumlar (3 Tane Yorum Yazılmış)
  • image Sayın Cengizhan Bey, Ben de size katılıyorum. Rizeli, Mesut Beyin peşine bu kadar gitti sonunda hep hüsran oldu. Ben bu milletin Mesut Beye bu kadar oy vereceğine inanmıyorum. Az iş degil, Bu ülkede Başbakanlık yapmış bir insanın yanına gitmek resim çektirmek. Millet sonkez bir hava atsın. Sayın Edoğan Rize'nin hayati Projelerini OVİT başta olmak üzere açıklasın, Rizeliye iş ve aş müjdesi versin bütün oylar AKP'ye gidecektir. Mesut Bey ancak 'Diyarbakır'dan geçer' dediği yoldaki bağımsızları toplar.
    (Gönder Yıldırım, Temmuz 17, 2007, 2:00 PM)
  • image Anladığınız kadar yazmışsınız zaten... Eklemeye gerek var mı?... Sadece, 'sizce de ne kadar acı değil mi' diye ekleyebilirim... İlginize teşekkürler.
    (Gönder Ömer ŞAN, Temmuz 14, 2007, 12:22 AM)
  • image Sayın Şan; Anlamadığım şey var, anladıysan anlat bana... Sayın Mesut Yılmaz'ın 'ben seçim kayıp etmekten korkmam' demesi ve buna ragmen Rize'den bir vekillik daha istemesi doğru mu? Sayın Yılmaz, tek başına Ovit Tünelini mi yapacak yoksa Tersane mi açacak, belki de ikinci Oreganize Sanayi bölgesini yapacaktır... Ne belli belki de Rize'de yedi yıldızlı bir otel yapar. BUNLARI NASIL, NEYLE VE NE ZAMAN YAPACAK?.. Sayın Yılmaz, 'Sahil yolunu ben yaptım' dedi, ama millet bu sahil yolunu kim iyileştirdi unuttu. Üst geçitler ÇİN Seddi gibi, yol Güdoğdu'dan sahile inmiyor, Eski Çiftekavak köprüsü yanına bir köprü daha yapılıcak, Kuzey toplayıcı yol ve Sahil yürüme alanları yapılmayacak. Derepazarı içerden geçecek, İyidere üst gecidi merkezde yapılacak, İyidere'de yol denizden geçeçek. Rize Limanındaki ve Valilik önündeki kayık çekek yerleri yapılmayacak. Acilen bir temel atılması gerekiyordu, Yol inşası bir an önce başlasın diye. Çünkü ihale yöntemi ve iskonto oranı devamlı tartışıldı ve Yüce Divanlık oldu. İnşaat başlasın diye ilk temel Şehir merkezindeki üst geçidin ayağı olarak dökülüyor, keşke dökülmese idi. Eğer üst geçit elli metre daha Kuzeyde olsa idi valilik önü ve şehrin girişi daha ferah olacaktı. Üst geçidin şimdiki yerinde olmasının iki nedeni var, herekese dağıtılan Rus Pazarı Dükkanları ve Valilik önündeki 35 tane Kayıkhanelerin yerini bozmamak içindir. Sahil yolu Samsun, Ordu, Giresun, Trabzon, Rize, Artvin, ve transkafkasyaya yapılmııştır. Mesut Yilmaz'ın Rize'ye katkısı 'Etiket' olmuştur. Yani Rizeli ve Rize Milletvekili Başbakanımız diye hava atmışız. Mesut Bey Rizeli ne Vali, Emniyet Müdürü, Müsteşar, Müsteşar yardımcıları nede genel müdürler yaptı. Mesut Yılmaz Aday olmaz ise Ya MHP yada CHP bir tane vekil yollardı. Bu durumda 60. hükümette garanti en az bir vekilimiz olması demekti. Bu kadar yazdım varın sonunu siz bağlayın Sağlıcakla kalın...
    (Gönder Cengizhan, Temmuz 14, 2007, 12:19 AM)
Köşe Yazarları
Okur Köşesi
Hava Durumu
Çok Okunanlar
Ritaş Hazır Beton
Yorum Yazılan Haberler