Evet, AKP yine tek başına. Hani bir film vardı onu anımsattı seçimden sonraki gazete başlıkları: “Yine Tek Başına”
Ülkemiz için hayati önem taşıyan, geleceğimiz ve temel değerlerimiz açısından büyük önem verdiğimiz, halkımızın iradesinin ortaya konduğu güç olarak benimsediğimiz bir genel seçimi daha geride bıraktık. Ama acılı, ama tatlılı veya şoka karışan ‘cuk’ gibi.
Kimileri kendini hesaba çekiyor, kimileri hesabını veriyor veya bedelini ödüyor. Ama her ne olursa olsun, ne kadar konuşulursa konuşulsun; birileri de seçim öncesinde ortaya atmış olduğu cüsseli iddiaların gerçekleşmiş olmasına dahi şaşıyor ortaya çıkan tablo karşısında… Hatta birileri inanamıyor dahi bu tabloya, başka bir şeyler döndüğünden endişe ediyor. E haksız da değiller hani!
Diğer yandan birileri de ‘şak şak’lıyor doğal olarak. Mutluluk çubukları gönderiyorlar reformlarının devamına.
Her neyse ki biz gene olan biteni seyretmekle ve kendimizce kafamızı yormakla meşguliyet gidermekteyiz.
Hal bu halle hallenmiş iken, sanki daha önceden de bu durum vuku bulmuşken, sevgili Salih Kangel sokak ortasında adeta sokuşturuverdi bize inceden bir hikaye. Hikaye demek şöyle dursun şekli de özetledi bir bakıma…
Olay her ne kadar hikayemsi olsa da, gerçekliği tartışılabilse de durumu özetler gibi. Gerçi, yine de doğrulatmak amaçlı Trabzon Gazeteciler Cemiyeti Başkanı ve Cumhuriyet Gazetesi Trabzon Temsilcisi Ahmet Şefik’i aradık ama net bir sonuca ulaşamadık.
Efendim, olay eski DP zamanında, şimdilerde ‘rekorunu kırdık’ denilen hani şu meşhur 50’li yıllardaki durum zamanında hikayeleşiyor.
Ömrünün büyük bir bölümünü parlamenter olarak tamamlayan Trabzonlu hemşerimiz CHP’nin olduğu kadar bölgemizin de renkli simalarından, rahmetle andığımız Faik Ahmet Barutçu yine CHP’den adaydır. Seçim çalışmalarının, günümüzdekinin aksine ince latifelerle süslü olduğu ince göndermelerin yaşandığı dönemlerdir bu zamanlar. Malum günümüzün global puştluğu yoktur ya insanların beyinlerinde.
Merhum Barutçu öyle emindir ki seçimi kazanacağından, zamanın Başbakanı ve DP Genel Başkanı merhum Adnan Menderes’e de çatmadan edememektedir. Her iki siyasinin aralarındaki hoşgörü ve çekişmeyi bilen CHP’liler bu kendinden eminliği Karadeniz kıvraklığı ile dörtlüğe dökerler:
Hey gidi Celal Bayar
Yoktur sozune ayar
Geldi seçim zamani
Bakalum kima kayar…
Seçime kadar sokaklarda bizim Karadeniz şivesi ve havası ile dillendirilir bu atma türkü…
Ancak, seçim olup biter ve malum hiç beklenmedik bir sonuç ortaya çıkar. Ve dolayısıyla CHP’nin müzmin parlamenteri Faik Ahmet Barutçu seçimleri kaybetmiş ve sandıkta kalmıştır. Ama, şimdi sıra DP’lilerdedir. DP’liler de aynı Karadeniz kıvraklığı ile Barutçu taraftarlarına karşılık vermekten geri kalmazlar ve;
Barutçu Faik Ahmet
Boşina çektun zahmet
Gordun mi kima kaydi
Olsun ceddune rahmet… dörtlüğünü aynı avazda söyletirler.
Ben görmedim, duymadım. Ama gerçek, ama hikaye. Ama da uydurulmuş olsun. Seçimden bir gün önce inceden bir gönderme olarak bize yapılan bu latife sanırım yerini de inceden buldu.
Evet, sandıkta tek başına hür vicdanı ile hür iradesini demokrasinin göbeğine yansıtan sevgili halkımız, tek başına bir iktidar olanağını bir kez daha verdi AKP’ye.
Bu süreçte yaşananlar ile geride bıraktığımız süreçte yaşananlar elbetteki bir ayine oluşturacaktır. Ülkemizin kazanım ve kayıplarının yanında Rize’nin geleceği ve kazanımlarını da değerlendirerek, üzerimize düşen görevi yerine getirmeyi sürdüreceğiz.
Anımsadığımız kadarıyla, ‘Evde tek başına’ başlığı ile izlenen film, bir Amerikan filmiydi. Önümüzde ise ABD’nin yanında AB’nin de rejisörlüğünü üstlendiği globalleşen bir dünya filmi çekilmekte ve Türkiye’de yine bir ‘Tek Başına’ iktidar var…
Merhum Barutçu ve Menderes’i bir kez daha rahmetle yad ederken; biz de üzerimize düşeni alarak ceddine rahmet okuyacaklarımıza da inceden bir selam gönderiyoruz.
(Gönder selman mete, Temmuz 27, 2007, 4:45 PM)