header Ana sayfa | Ana sayfanız yapın | Sık kullanılanlara ekle |
  • Üye Ol - Giriş Yap | Künye | İletişim
Bölümler
Gazetenin 1. Sayfası
Gazetemize Abone Olun
Arşiv
paz sa ça cu cum pa
1234
567891011
12131415161718
19202122232425
262728293031

Mailinizi ekleyin
Haberlere abone olun:
Saat
Reklam Alanı
Hızır Beton

Altın Tabancalı Kabadayı

Bank Asya 1. Lig Puan Durumu


Haleti Ruhiye

- ÖmerŞan on Eylül 11,2007

image

Sabah kalktığınızdaki, güne bakışınızdır; bir işe başlarken girişiminiz, yaklaşımınızdır veyahut da… Bir başka açıdan baktığınızda, başlamanın ötesinde bitmiş pozisyonlardaki durumunuzdur size yön veren. İnsana, olaylara, topluma, çevreye, karşınızdakine, işinize, sorumluluğunuza ve bir anlamda da yaşama bakış açınızdır ‘haleti ruhiye’niz. Şimdilerde ise pek de kimsenin hoşnut olmadığı ancak hoş tutulması gerekli kendi içsel olgusudur, ruh halidir… Farsça kökenlidir, Türk Dil Kurumuna göre ise doğru yazım şekli “hâletiruhiye” olan ve “ruhsal durum” anlamına gelen tamlamadır.

Çeşitli durumlara göre değişiklik gösteren bu duygu durumu ifadesi, belki de bizim de içerisinde bulunduğumuz durumun da açıklamasıdır bir anlamda. Hani, bölgemizin ikliminden kaynaklandığı ileri sürülen insanlarımızın öfkeliliği de buraya bağlanabilir mi diye de geçirmiyoruz değil içimizden!.. Rize Emniyet Müdürlüğü’nün yaptığı ‘Öfkeyi Kontrol Projesi’ çalışmaları sonucunda en büyüt etken olarak iklimsel koşullar gösterilmişti ya, hani ‘bizi bu havalar mahvetti’ cinsinden…

Şimdi bakın, lafı dallandırıp budaklandırmadan girdiğimiz bu ruh halinin, mahvedici havaların, yada öteki taraftan baktığımızda ‘halet-i ruhiye’lerden söz edelim biraz da.

Azucuk ucundan sokuşturuyor gibi olacak ama, merak etmeyin, gene de Ovit Tüneli’nden, Rize Limanından, Tersaneden, Çamlıbel Tüneli, raylı sistem, turizm yatırımları, yol ve yolsuzluklardan veya yok bilmem nelerden dem vurmayacağız bu kez de.

Örneğin, geride bıraktığımız ay içerisinde bütün dünyaya endam-ı arz eylediğimiz ‘Dünya Rizeliler Günü’nü eda eyledik. Beraberinde aklımıza takılanlardan söz ettik, sadece 26 Ağustos’un Rize için ifade ettiği ‘mana’ açısından ilmi bir açıklama aldık. Bu kısma fazla takılmayacağız, nasıl olsa oldu-bitti, yaşadık. Çay ve Turizm Festivali’ni sormuştuk, sadece sorduğumuzla kaldık. Ancak, bu günle ilgili nedense herhangi bir istatistik henüz açıklanmadı. Mesela, bu günün ödeneği Çay ve Turizm Festivali’ne ayrılan ödenekten mi karşılandı, bütçesi, Rize’ye maliyeti ve getirisi nasıl oldu? Yapılan açıklamalarda 2 bin 500 kişinin bu gün nedeniyle Rize’ye davet edildiği kaydediliyordu, bunlardan kaçı Rize’ye teşrif etti, kaçı yurtiçinden kaçı yurtdışından, ne kadarlık bilet alındı, ne kadarı kullanıldı?

Bütün tartışma, eleştiri ve gerekliliklerini bir yana bırakarak, Sayın Başbakan’ın açılışı ile gurur duyduğu ve daha sonra ‘Rizeliler Günü’ nedeniyle geldiği Rize’de ‘yamalı bohça’ diye nitelendirdiği Sahil Yolu’nun Rize geçişleri ve Başbakan’ı dahi ‘mahcup’ eden ışıklandırılamamış tüneller de geliyor halet-i ruhiyemize. Rize Valiliği’nin 2 ayrı yazısı duruyor önümüzde. Birinde 5 Temmuz’da ihale edileceği bilgisi yer alıyor, diğerinde 25 Temmuzda ihale edildiği ve ihalenin onay beklediği bilgileri yer alıyor! Başbakan’ın 26 Ağustos’taki sitemi ise hangi kulaklara küpe olmuş bilemiyoruz.

Aslında anlatmaya çalıştığımız bu ince ‘ruhiyeler’ biraz da bakış açısından kaynaklanıyor ya, bunu şimdi polemik diye algılayanlar da olabilir, nasıl olsa biz bazı şeyleri göremiyoruz ya!.. Bu da bizim bakış açımızın farkı.

Bakıyoruz ya Rize’ye…Rize’nin orta yeri sayılan Cumhuriyet Meydanı geliyor gözümüzün önüne, isterseniz görmeyin! Büyük olasılıkla dünyanın hiçbir yerinde olmadığı şekilde bir otopark duruyor kaşımızda. Hadi onu geçtik, çevre düzensizliği ve yolların durumu da malum. Öte yandan, bu meydanda bulunan Şeyh Camii’nin çevre düzenlemesi alıyor şimdilerde gözümüze. Caminin mimarisinin ve özgün yapısının görünmesi ve çevresindeki olumsuzluklar açısından beklide daha önce yapılması gereken bir çalışmaydı. Ama, ilginç bir tesadüfle, hemen arka tarafta düzenlenmekte olan binanın görünüş açısının açılmış olması da gözlerden kaçmıyor.

Rize için yapılan hizmetlerde övünülen noktalardan biri de sağlık sektörü. Çeşitli zamanlarda, söylem ve haberlerde ön plana çıkartılan ‘Rize’nin sağlıkta çağ atladığı’ vurgusu gerçekten önemsenecek bir nokta. Yapılanları, gelişmeleri takip etmemek, zoraki de olsa beklenene yanıt verecek güzel şeyler olması elbette gözardı edilemez. Ancak bu, daha önce de dile getirmeye çalıştığımız Acillerde ‘kuyruk’ oluşması, personel yetersizliği ve keyfiyet uygulamalarını da görmezden gelmemize altyapı oluşturmamalı.

Eski Devlet Hastanesi yerine yapılacak yeni Devlet Hastanesi için yapılan açıklamada Sağlık İl Müdürü Hakan Diren kısmen de olsa bu noktaya, yani personel ve doktor eksikliğine işaret ediyordu. Hani biz, o bölgede daha önce yapılmak istenen plan ve projeleri geri plana iterek, Sayın Diren’in açıklamaları doğrultusuna dikkat çekmek istedik, yoksa yapılan binaların modernliği ve teknolojik donanımının bir haftadır yapılamayan göz muayenelerine yetişmediğini herkes görebiliyor!..

Hazır sağlıktan söz etmişken, Tıp Fakültesi ile ilgili yapılanmaların, yapılamayan atama ve görevlendirmelerin de üzerine parmak basmak gerektiğini de belirtmek gerekir. Bunun yanında Üniversitemizin kampus sorununun da hala çözüm beklediğini ekleyelim. Kim üzerine alması gerekiyorsa alsın artık. Yoksa limanda tuz gemisi kalmayacak.

Bir de son bir iki haftadır, küresel ısınmanın bölgemize yaradığı, turizm patlaması yaşandığı yönünde sanki ‘oh oh iyi oldu bu küresel ısınma’ dercesine açıklamalar görüyoruz. İlginç olduğu kadar bilinçsizce gelen bu açıklamaları, acaba bu patlama için neler yapılabiliyor, oluşan talebi karşılamada ne derece başarılıyız ve gelen insanları ne derecede memnun edebiliyoruz şeklindeki yaklaşımlarla baş başa bırakıyoruz. Ayrıca, yaşadığımız ve başkaca yaşama alanımız olmadığı dünyamızın başındaki püsküllü bela küresel ısınma nedeniyle bilim insanlarının yaptığı uyarılar, bölgemizdeki etkileri ve sonuçları ile neler yapılabilirliği için de birazcık düşünceye çağırmak istiyoruz insanları. Hele de küresel ısınmanın, küresel enerji paylaşımı, global emperyalizm ve bölgemiz açısından getiri ve götürülerini de gözden kaçırmadan…

Son olarak, hazır enerjiden söz etmişken bölgemizde yapılması planlanan yüzlerce HES yerine rüzgar enerjisi gibi çeşitli alternatifler geliştirilmesi yönündeki ciddi çalışmalar yapılması gerektiğini vurgulayarak; Bölgemizdeki HES’lerin yanına şimdi de ‘Nükleer Enerji Santralleri’nin kurulmasının dillendirildiğine de dikkat çekmek istiyoruz.

Bundan sonra artık sizi kendi ‘haleti ruhiyeniz’ ile baş başa bırakarak, yüreklerinizin sevgisiz ve umutsuz kalmamasını diliyoruz…


603 Kere okundu

Bu haberi beğendiyseniz, notunu siz verin.

1 2 3 4 5 Rating: 4.52Rating: 4.52Rating: 4.52Rating: 4.52Rating: 4.52 ( 21 Kişi Puan Vermiş)
comment Yorumlar (0 Tane Yorum Yazılmış)
Köşe Yazarları
Okur Köşesi
Hava Durumu
Çok Okunanlar
Ritaş Hazır Beton
Yorum Yazılan Haberler