|
Bayram Geçmiş Neyime...
Dec 24,2007 00:00
by
ÖmerŞan
Bir yıl daha geçiyor… Acısıyla, tatlısıyla… Geçimiyle, seçimiyle! Büyüyoruz, genişliyoruz BOP’luyoruz, ‘BİP’liyoruz… İlerliyor, ilerliyoruz… Hiç olmazsa stratejik ortağımız gibi camileri, pazar yerlerini, mahalleleri değil; verilen koordinatlardaki dağları taşları dövüyoruz ‘Demokles’in Kılıcı’yla!.. Bankalarımız, Telekom’umuz, limanlarımız, Pektim ve Medya organlarımız yerine çikolata devlerini katıyoruz ekonomimize… Milyon dolarcık gemiciklerle, likit yumurtalarla büyüyor, büyüyoruz… Elbette ki bir bedeli olacak bu güzellikleri yaşamanın!.. Öyle ‘yan gelip yatmakla’ olmuyor yaşamak. Başkalarından merhamet ve adalet dilenerek yöneticilik yapılmaz, hele hele ülke hiç yönetilemez… En azından bizim kısır aklımız bu kadar çalışıyor! Zaten olayları, yaşananları, gelişmeleri hep beraber görüyor ‘idrak’ edebiliyoruz, yazıp-çiziyor endamı gölgeleriyle muhterem zevat nasılsa! Daha fazla aklımızı karıştırıp, beynimizi sulandırmadan biz gene dönelim kendi kerevetimize… Ovit Yolu ve Tüneli ile ilgili gelişmeler hızlanmış, heyecanlandırıcı adımlar yaşanırken; ne olduysa sanki biraz geri plana itilmeye çalışıldı bu sıralar. Tünelin maliyetinin yarısını karşılama konusunda Rize Valiliğine taahhütname göndere Rizeli işadamı Talip Kahraman ile görüştüklerini kaydeden Vali Kasım Esen, Kahraman’ın bu konuda bazı kriterleri olduğunu ve bu yönde çalışmalar yaptıklarını ifade ediyor. Umarız bu kriter süreci, 5 yıldızlı turistik otel süreci ile örtüşmez de bir an önce gelecek yılın yatırım programına yetiştirilir. Risbaş olayı ise hak getire. Ortalık biz senaryo yazarlarına kaldı… Kendimize göre rol kesip, oynuyoruz birilerine göre!.. Rize’nin Cumhuriyet Alanındaki Atatürk Anıtı etrafının otoparka dönüştürülmesinin çirkinliğinden inceden inceye dem vururken, Belediye Başkanı Bakırcı’nın da bunu fark etmesi ile sanırız yanlış bir karar düzeltilmiş oldu. Ancak, kent merkezindeki trafik karmaşası veya ne yapılmak istendiğine ilişkin ise henüz bir gelişme yok. Karanfil deste gidiyor sadece… Rize’ye yatırım yapmak için yanıp tutuşup da, ellerinden bir şey gelmeyen ancak daha sonra Sayın Başbakan’ın ricası ile bira araya gelerek yatırım şirketi kuran ve güçlerini birleştiren iş adamlarımız Rize’ye yatırım için ‘otel ve iş merkezi’ için yer aramıştı bir aralar. Sonradan çeşitli nedenlerden dolayı tepki gösterilse de Atatürk Stadyumu ve çevresini uygun bulup gerekli çalışmalar başlatılmış ve Karayolları 103’üncü Şube Şefliği yerinden kaldırılarak buraya yeni bir stadyum ve spor tesisleri yapılması karşılığında protokol imzalanmıştı. Şimdilerde ise burasının yanlış bir seçim olduğu asıl otel ve iş merkezinin Tevfik İleri Endüstri Meslek Lisesi’nin yerinde yapılması gerektiğini dile getirmeye başlamışlar. E biz bunu, böyle bir düşünceleri olduğunu önceki yıl yazmış, çizmiştik… Daha neler neler düşünülmüştü de olamamıştı! O denilen o kadar kolay değil açıkçası. Sayın Bakırcı bir anlamda gereken tepkiyi koymuş… Koymuş koymasına da, plansız programsız bu kadar olabiliyor demek ki… Sen tut asıl otel ve iş merkezi yapılacak yere spor tesislerini yerleştir, sonra kentin göbeğine kafana göre plan çiz, orası olmadı buraya koy… Sonra da çık ‘Rizeli yatırım istemiyor’ diye veryansın et. Ondan sonra da…‘derleeerrrr’… Madem niyetiniz var, alın size düşünce: Zaten Belediye Başkanı Bakırcı’nın düşüncesi var Güney Çevre Yolu ile ilgili. Önümüzde de Dağdibi yolu duruyor. E bir de Çamlıbel Tüneli projesi var her ne kadar tartışılsa da. Hani Vali Esen ilk geldiği sıralar Rize’deki otopark sorununu çözmek için Karadeniz’in hırçın dalgaları üzerinde de bir yüzer otopark projesinden söz etmişti… Bütün bunları birleştirip bir sentez yaptık. Ortaya denizin üzerinde, Dubai Towers türü koskocaman bir proje düşüncesi çıktı. Hem zamana uygun hem de isteğinize. Nasıl olacak bu iş. Güney Çevre Yolu, Ovit Tüneli ile yapılmış Rize-Erzurum Yolu ve Sahil Yolu bağlantılı bir ağ düşünün. Buna Dağdibi Yolu ile Çamlıbel Tünelini bağlayın. Her iki tünelden çıkacak malzeme ile istediğiniz yer ve mesafede denizde bir adacık oluşturun, iş merkezinizi ve otelinizi de oturtun üzerine… Bakın dünya sizi konuşmuyor mu? Öyle Çaykur’un yeri, Stadyumun yeri, Karayollarının yeri, Lisenin yeri, hastanenin yeri vesaire bunlar hazıra konmaktır… Var olanı yıkıp yerine başka bir şey yapmaktır. Oysa var olanı da korumak gerekmez mi?.. Hazır arada bir Çaykur geçti, dönelim Çaykur’a… Plan belli, komplo teorisyeni, hayalci, senaryocu olmaya gerek yok. Kurum özelleştirme kıskacına alındı. İngilizler selam veriyor… Zaten bir takım gelişmelerden söz etmiştik. E, şimdi de açıktan açığa önlerindeki en büyük engel sendika ile uğraşıp, çalışanın üreticinin direncini, bütünlüğünü kırmaya çalışıyorlar. Ama olmadı, ‘olmayacak duaya amin’ diyemediler! Bundan önce de diyememişlerdi… Boşuna fuzuli masraf yapıyor, emekten çalıyorlar! Son söz olarak, Çaykur Rizespor’un 5 haftalık performansına bir alkış göndermek istiyoruz. Hem Bayram hem de Yeni Yıl hediyesi olarak geldi. Bayram demişken; yeşil-mavili yönetimin bölge gazetelerine verdiği boy boy Bayram Kutlama mesajlarındaki İstanbul silueti dikkatimizi çekti. Adında hem Çaykur ve hem de Rize olan bir spor kulübünün böyle bir tasarım seçmesi ne derece anlamlıydı acaba?.. Yine de ‘teşekkür’ ediyoruz… Evet… Bayram’ı geride bıraktık ve bir yıl daha yavaşça kayıp gidiyor yaşamdan… Usulca ve inciterek… Artık sizin neyinize orasını kestiremeyiz… Yüreklerinizden sevginiz eksilmesin. |