Akıllı Cehalet!..
Dec 30,2007 00:00 by ÖmerŞan

Kurnaz tilki ‘bak’ demiş, karga peyniri kapıvermiş… Akıl, yalan ile gerçeği, doğru ile yanlışı ayırabilme; bir konu hakkında düşünce üretebilme, yürütebilme ve görüş bildirebilme yeteneği, kabiliyeti imiş bilimsel, felsefi, dinsel ve sosyal tanımlamalara göre. Cehalet, sadece Hazreti Ali’nin “Hiçbir acı cehaletten daha fazla zahmet verici değildir” anlatımıyla dahi tanımlamasını bulmaktadır!.. E bir de bunu akılla bütünleştirdiğinizde işte o zaman değmeyin gitsin halimize.

Ülkemizdeki gelişmeler, öyle noktalara kaydırılmaya başlandı ki, umarız içinden çıkılmayacak duruma gelmeyiz. Ancak, son tartışmalardan sonra Sayın Başbakana sonuna kadar katılıyor ve sonsuz destek veriyoruz. Çünkü, hiçbir Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı ülkesini satacak kadar şerefsiz olamaz, değildir… Ve yine umarız ki, aklımız cehaletimizin önünde kalır hep.

BOP, cop, hop derken bir de baktık ki Orta Asya’ya düşüvermiş kor ateş. Sınır ötesi operasyon gündemden düşerek, Butto’nun öldürülmesi, hemen arifesinde ise açıklanan Kıbrıs tutanakları, Kardak’ta çıkan mini gerginlik, medyatik aşklar, ihanetler, iktidar kavgalar gelip geçiriveriyor içten içe günlük yaşantımıza.

Öyle bir gelişiyor ki olaylar, ardı ardına eklenince hem unutuveriyor akıllarımızın ucu. Hele de üç-beş sırt sıvazlanıp, arada bir de külhanbeylik kesildi mi, yan gelip yatınız artık. Sonra da birileri çıkıp bunu size anımsattı mı, vurun abalıya… Senaryo yazıp, aktörlük yapsın bazıları! Tiyatro’ya gidip etiklik sanatı icra etsin diğerleri! Kimin parası kimin cebinde belli olmasın sonra…

Seçim dertleri ile geçim dertlerini bir kenara koyup iç geçiriyoruz, bu hafta uygulamaya girecek yeni zamları düşünerek.

Ne tezden unuttuk değil mi Özilay Çay’ı, Tersaneyi, İstinaf Mahkemelerini, İhtisas Hastanesini, DLH’yı, Tekel’i… Önceki yılın zor geçeceğini, ülkemiz açısından önemli bir dönemeç oluşturduğunu öngörülerimizle aktarmaya çalışmıştık geçen yıl bu zamanlarda.

Güzel yanları olmadı da değil önceki yılın. Başta Ovit Tüneli ile ilgili gelişmeler olmak üzere, eski Devlet Hastanesi yerine yapımına başlanan yeni Hastane, Çay İhtisas Gümrüğü ve son olarak OSB ile ilgili gelişmeler. OSB’de yalnız iki farklı durum var. Mesela kamulaştırmaya sevinsek mi, arazilerini kendi rızaları dışında cebri kamulaştırmayla kaybeden yurttaşlara üzülsek mi… Sonuçta kamu yararı varsa gerisi teferruat kalır, deyip geçiyoruz karşıya.

Bir de son dönemde Rize Serbest Bölgesi ile ilgili gelişmeler var ki, ne olduğunun içinden biz de çıkamadık! Mesela, Risbaş’da Başkan Tuncer Ergüven son gelişmeler üzerine bir ‘Rapor’ hazırlamış, aslında bu rapor da raporluk olmuş bizce ya!.. Aklımıza, etrafımıza takılan sorular hala havada asılı kaldı. Bu güne kadar kaç bilanço dönemi geçirilmiş, aktifleri-pasifleri nasıl gerçekleşmiş yani kar-zarar durumu ne olmuş?.. Rapora ve valiliğin açıklamalarına göre ve de bizim bildiklerimize göre Çaykur, Risbaş’tan bu alan için, 49 yıllığına kiraya vermesine karşın net bir rakam koymamış sözleşmeye ve beyan edilecek kardan yüzde 50 oranında pay istemiş kira karşılığında. Yani kazanırsa kardan yüzde 50 pay alacak. Bir 14 milyar küsur lira ödeme yapmış, 11 bin dolar civarında alacağı var Risbaş’ın. Valiliğin açıklamalarına göre 142 milyon dolar, Ergüven’in raporuna göre 130 milyon dolarlık işlem hacmi gerçekleştirilmiş. Çaykur burada işlem yapsaymış 300 milyon dolar daha artacakmış bu işlem hacmi ve Risbaş kazanırken yarısını da Çaykur kazanacakmış! Ödediği paradan!.. E mahkeme de 8 trilyon Risbaş’ı borçlu çıkarmış Çaykur’a. Ergüven’in raporuna göre ise 6 milyon küsur dolarmış bu borç. Risbaş bunu ödeyemezmiş, kira fazla imiş. Kira’nın adı yok, kardan yüzde 50 pay, e o zaman ortada bir kar var, mahkeme hükmetmiş, ortada bir miktar var. Eğer söz konusu rakam karın yüzde 50’si ise demek ki 16 milyon Ytl veya 12 milyon küsur dolarlık bir kar var. Serbest bölgenin altyapısında kendi emeği olduğunu yazmış. Hissesi de varmış… Asında bu raporu daha ayrıntılı ele almak istiyoruz. Birçok şeyi anlatıyor çünkü. Senaryo olarak olmasa da, rol biçip aktörlük yapmak için birebir.

Çaydan, Çaykur’dan alabilen alıyor, nasipleniyor kendi vicdanınca… Birileri kesiyor, birileri biçiyor aklına göre. Kendileri için bir şey istiyorlarsa namert olsunlardı… Her biri üretici, işçi, emekçi, çalışan ve Rize’nin geleceği için yatırıp kaldırıyorlardı projeleri…

Bizim aklımız mı cahil kalıyor bazı şeyleri anlamada, öyle mi gösteriyoruz veya birileri bizi öyle sanıyor veyahut da öyle görmeye mi çalışıyor… Çıkamadık işin içinden… Çıkabilen varsa gelsin beri… Metal mi kağıt mı koysun ortaya artık, kim yutarsa yutar! Yoksa akıllarını kendi cehaletleriyle mi boğuyor birileri…

Yeni bir yılın daha bu ilk günlerinde kıssadan göndermelerle canınızı sıkmak istemezdik. Ama maalesef bizlerin de böyle bir huyu var, canımız sıkıldığında bunlar sizinle paylaşıp, kendimize ortak arıyoruz işte… Aslında bir çoğunu da yine sizden alıp sizlere açıyoruz ya! O da bizim zahmetimiz… Eksiklerimizi de artık siz ekleyin ucu ucuna.

Her şeyin gönlünüzdeki sevgi güzelliğinde ve yüceliğinde olması dileklerimizle Yeni Yılınız Kutlu Olsun yeniden…