Halkevleri ve Spor
Feb 20,2008 00:00 by İsmail Karali

Köy Enstitüleri gibi, Halkevleri de Cumhuriyetin spor kültürünü belirleyen sanat-spor-eğitim kalelerinden biriydi. Cumhuriyet devrimi, spor kültürünü bütünüyle ele alamadan, yaşama geçiremeden, yaşama geçen bölümü de olgunlaşamadan, dalga dalga yok edildi, yıkıldı. Köy enstitüleri 1937 de, Halkevleri 1932 de kuruldu. Yıkılma tarihleri ise Köy Enstitüleri, 1947de, Halkevleri ise 1952’dir. Kısaca her iki kurumun yıkılma tarihi CHP yönetiminin tükendiği 1946-1952 arasındadır.

“Bunun ne demek olduğunu, 4 Aralık olayları, Rektör Kansu'nun saldırıya uğrayışı, Sabahattin Ali'nin öldürülüşü ve Nazım'dan bir şiir okumanın bir insanın hayatının söndürülmesine yettiğini hatırlayanlar bilir…” diyordu M. Başaran.

Emperyalizm ve işbirlikçileri olağanüstü tehlikeyi görmüşlerdi. 1946'nın gürültülü seçimleri sonunda, Sovyetlerin toprak isteğinin yarattığı bulanık hava da ortamı ateşliyordu.

Ve hedef doksandan vuruldu. Halkevleri ve Köy Enstitüleri özünde, Cumhuriyet Devriminin başta Halkçılık-Devletçilik olmak üzere Altıokun tümünü içeriyordu. 1938 Yılında yasalaşan Mustafa Kemal imzalı ‘Beden Terbiyesi Spor Yasasında’ Halkevlerine ilişkin Kemalist madde şöyledir: Madde 14: Halkevleri kendi mensuplarına ve arzu edenlere kapalı ve açık salonlarda Beden Terbiyesi Genel Direktörlüğü ile müşterek olarak tertip edilecek programlara göre jimnastik, eskrim, güreş, yürüyüş, salon oyunları ve milli rakslar gibi beden terbiyesi hareketlerini yaptırabilirler.

Madde açık, Halkevleri tüm olanaklarıyla halka salonlarını bedelsiz açıyor, eğitiyor, çalıştırıcı ve malzemelerini veriyor. O dönemlerde güreşte, daha sonraları folklorda dünya birinciliklerine imza atmamızın temelinde Halkevlerinin eğitimleri vardır.

Halkevlerinin bütün kentin, ilçenin mahalli bölgelerde şubeler açtığını, köylerde Köy Odalarıyla donatıldığını; Köy Enstitülerinin, bütün köyleri, giderek ilçe, kentleri de içine alabileceğini düşünürsek ülkemiz 1970 yıllarına doğru artık tutulamayan bir çağdaşlaşmaya tırmanacağı kuşkusuzdu.

Dahası bugüne gelindiğinde "spor bir uygarlık ölçütüdür" diyen Sayın Perinçek'in  sözünü ettiği “Güçlü Devlet, Örgütlü Halk ve Avrasya İttifakı” gerçekleşmiş olacaktı. Türkiye  sporda da altın çağını yaşayacaktı. Avrasya Spor Organizasyonu  yoluyla ve onun önderi olarak dünya sporunun yörüngesini değiştirecekti. Hem Türkiye hem Türk Gençliği dünya sporuna ve gençliğine de önderlik yapabilecekti.

            Ve gençlerimiz  bugünkü gibi uygulamalarla sınırlı bir iyileşme ve arayışın içinde olmayacaktı. Kıskaca alınmış bugünkü gençlerimize daha iyisini yapacak bir alan bırakılmamıştı. Onlara açık alan olarak sadece emperyalist arenalarda FB, GS amigoluğu, Amerikancı milliyetçi kabalığı,  dinci mekanlar, uyuşturucu kafelerin sisli-puslu ortamlarında, eşcinselciliğe, Biseksüelliğe, Aseksüelliğe açık alanlar bırakılmıştı. Ya spor alanları ya oyun alanları (halkevleri gibi) yada tutsak evleri açmak zorundayız. Gençler  aramışlar, bunu bulmuşlar. Aydınlara, bize yardım edin, bizi anlayın çığlığı bu. Çığlığı bir müridin anlamasına olanak var mı?

Gençliği anlayamayan duygusuz, ilkel beyinler sorunlarını da çözümleyemezler. Bu arada üzülerek belirtmek gerekir ki, gençliğini yaşayamamış olanların saldırıları, ne yazık ki devrimci saflara değin tırmanmıştır. Hiçbir çıkış yolu göstermeden bu saldırılarda bulunanlar; küfür edebiyatıyla bir-iki cümle yazarak, Riki düzenlemesine karşı çıkmayla bu sorunlar çözülmez, daha da kötüye gider.

Sevgili Aziz Nesin; "Gençlerin spor yapmasını engelliyorsak onların bir gün mezarlarımız üzerinde tepinmeye de hakları olacaktır" sözünü anımsıyorum.

Evrensel Spor Aydınını Arıyor! Evrende önce spor (hareket) vardı. Parti aydınlarımızı bu konuyu açıklamaya, çözüm üretmeye davet ediyorum.