Kaçkarların Gizemi
Mar 12,2008 00:00 by İbrahim Coşkun-Ankara

Kaçkarlarda Issız Bir Ada

Gidenler, görenler birde duyanlar biliyor. Kaçkar Dağlarında ıssız bir ada vardır. İlk duyuşta ‘olur mu böyle şey, dağda ada mı olur’ diyebilirsiniz.

Evet var, hem de 3000 metrenin üzerinde bir yükseklikte şirin bir ada var. Gitmesem, görmesem Karadeniz fıkrası diye düşünürdüm. Ama gerçek. Beni büyüklüğü değil, konumu cezbetti kendisine. Birbirine yakın mesafelerde bulunan dokuz sirk gölünün bir tanesinin ortasında yeşil bir ada.

2007 Ağustos’unda gittiğim bu yerlerde Kaçkarların görkemi ve azametini bildiğim halde, yörenin coğrafyasını epeyce araştırmış olmama rağmen hala beni şaşırtan görselliklerle karşılaşacağımı hiç düşünmemiştim. Hele o göllerden bazılarının mora çalan mavisi...

Yörede yedi göller diye nitelendirilen bu göller topluluğuna gidince, aslında dokuz gölün bir arada olduğunu gördükten sonra araştırmalara devam ederek, Rize gerisindeki Kaçkar doruklarının boyunlarında 100’den fazla göl tespit ettim. Ve bunlara ‘Yüzgöller’ ismini vererek bir, başka makale ile dile getirdim.

Hani hep, ‘ıssız bir adaya gitseniz yanınızda götüreceğiniz üç şey ne olurdu’ diye sorarlar ya. Burada yanınıza getirebileceğiniz çok şey olabilir. Hatta eşinizi, dostunuzu, misafirlerinizi götürebilirsiniz. Ama ‘nasıl’ diyeceksiniz, ‘binlerle ifade edilen rakımlara nasıl gidilebilir’ dediğinizi duyar gibiyim. Haklısınız da. Bunun için avcı yada dağcı olmak gerekmiyor artık. Şahidimdir geçen Ağustos ayı ve orada gördüğüm çoluk çocuk yabancı turistler.

Yüzgöller’den bir çoğuna gitmek dağcılık meziyetleri gerektirebilir. Ama ıssız Kaçkar Adası’nın bulunduğu göller dizisine ailece gidebiliyorsunuz. Rize, İkizdere, Ovit, Çapans, Vang Köyü ve Moryayla Köyü güzergahını takip eden, son bir kaç virajla düzgün zeminli ama yüksek rakımlı yolları aştığınızda, bir kaya platformu üzerine park edebiliyorsunuz arabanızı. Önünüzde geniş bir alan içinde göreceğiniz duru, berrak göller bir kaç parça kar örtüsüne nasıl şaşırdığınızı göreceksiniz. Ve orada çadır kurmuş insanlar ile gezginlerin gözlerindeki heyecanı...

Burası ‘bulutların üstündeki Rize’ diye tanımladığım yerlerdir işte. Genel olarak ortalama bulut yüksekliği 2500-3000 metrelerdedir. İstisna olarak 6000 metrelere kadar sarkan ‘sirrus’ dediğimiz tel bulutlar da vardır ki, bunlar sis oluşturmazlar. Bu yüzden ‘Yüzgöller’ yöresine gitmekle sis ve bulutların üstünde gülümsemeyi adet edinmiş güneşin nefesine de yakın olursunuz. Yağmur ve sis etkisinin az olduğu bir alandasınız artık.

Nasıl anlatsam bilmem ki, bu adada bir gece konaklamak istediğimi. O doğanın koynundaki sirk gölleri kenarında gözlerime nasıl bir ışık yansıdığını. Nasıl tutkulandım bu yerlere anlatsam da bilemezsiniz.

Adama sormuşlar ‘ya aşk nasıl bir şey’? O da, ‘tatmadım, bilemem ki’ demesi gibi, sizde bilemeyebilirsiniz Türkiye’nin beşinci yüksek zirvelerinde ki bu tadı. Yaşamalı çünkü. İşte öyle bir şey orada olmak. Aşık mı olunur, tutkulanılır mı bilmem ama asla unutulmaz bir anı olur belleklerde.

Çünkü o yerleri görmek güzel şey. Oralarda yaşanan zaman ümitli şey. Hatta dünyanın en güzel sesinden en güzel şarkıyı dinlemek gibi bir şey. Fakat hayal etmek yetmez, şarkı dinlemek hiç yetmez. Oraları görmek gerek. O yerleri ve o berrak göl ortasındaki ıssız yeşil adayı tekrar görmek hatta çadır kurup yatmak gerek.

Bunu düşünmek güzel şey...

Sevgileri, gezgileri yarınlara bıraktık hep. İhmal ettik yanı başımızdaki güzellikleri. Bitmeyen işler yüzünden. Bir bakış bile yeterken. Biz daha bahtiyarız orada meleklerden.
“El değmemiş mavi, derin, berrak...
Saf istek içinde kalbin boğulduğu,
Aydın bir gök altında her şeyin aşk, lezzet,
Sevilenin sevilmeğe layık olduğu!
Ne kadar uzaktasın, kokulu cennet?”

(İbrahim Coşkun-Ankara- coskun.ibrahim@gmail.com)